The Cure - Pornography

Grup : The Cure
Albüm : Pornography
Yıl :1982
Plak şirketi : Fiction-Elektra

1973'de Crawley School'dan davranış bozukluğu sebebiyle atılan Robert Smith kan kırmızısı ruju, dağınık ve uzun saçları, gotik kıyafetleri ve milyonları arkasından sürükleyen albümlerini teker teker çıkarmadan evvel tam 14 yaşındaydı. Crawley'in kenar mahallelerinde büyüyen Robert Smith okuldan atıldıktan iki sene sonra “Easy Cure” adındaki grubunu bas gitarda Michael Dempsey ve davullarda Lol Tolhurst ile birlikte kurdu. Punk’ın alevlenmeye başladığı bir dönemde Smith'in grubun adını daha az hippy diye The Cure'a dönüştürmesinden sonra Albert Camus’nun "Yabancı" romanından esinlendikleri “Killing an Arab” parçasının içinde bulunduğu “The Peel Session “ bağımsız bir plak şirketi olan Small Wonder Records’tan yayınlandı. Grubun isminin kaynağı konusunda bilinen en geçerli söylem;Nick Drake’in Time Has Told Me’ şarkısındaki bir dizeden alındığına dair. The Cure’un beyni ve dev bir egoya sahip olan Robert Smith’in de Nick Drake gibi edebiyat ve şiir sevdiği biliniyor. Smith’in Nick Drake’den ve onun müziğinden etkilendiği de bir sır değil.

Müzik yapmak isteyen her yeni grup gibi The Cure'da 1976 yılında nefes almaya başladığında klasik enstrüman üçlüsü olan davul, bas ve gitar ile müzik maceralarına daldılar. Ancak kullanılan enstrümanlar her ne kadar herkesinki gibi aynı olsa bile ürettikleri müzik önceden duyulmamış bir ses şölenine dönüştü. Robert Smith arkadaşlarıyla birlikte adeta her enstrümanı gizli kalmış bölgelerine sürüklemeye başladı. Pena vuruşları ile teller gitmedikleri esnekliklere uzandı, aksak ritim ile davul ve zil sesleri The Cure bahçesinde gezmenin zevkine vardı. Müzik anlayışına getirdikleri kuru aranjmanlar, temiz, çok sesli gitar tonları, katı, karanlık, gizemli ve heyecan verici ses şimdiki çoğu genç alternatif gruplarını ister istemez etkilemiştir.

1982'de Simon Gallup'un ayrılması ile The Cure'un gittikçe daha karanlık bir performans sergilediği resmi olmayan karanlık üçlemenin ilk halkası olan "Pornography" albümü piyasaya çıktı.Albüm yayınlandıktan sonra kimi çevrelerce nihilist bir manteliteye sahip Smith’in intihar edeceği söylentileri (Ian Curtis’in benzer şekilde Closer albümü yayınlandıktan sonra ithihar etmesi gibi) arttı.Tüm bu söylentilere sağmen “Pornography listelere 8 numaradan giriş yaptı ve grubun ilk İngiltere top 10 albümü oldu.”Faith" albümünde hissedilen sancının meyvesini “ it doesn’t matter if we all die” diye başlıyorsunuz dinlemeye,her şey ağır,her şey. ”i must fight this sickness, find a cure” ile bitiyor kişisel işkenceniz, ilacın olmadığını bilerek. Albüm “One Hundred Years” ile başlıyor ve on an itibariyle hava kararıyor sanki. Robert Smith’in kafası iyiyken yazdığı kişisel ve kızgın şarkılardan biri olan olan “A Short Term Effect” ile nevrotik gitarlar, rahatsız edici bir ekoyla iyice dibe vuruluyoruz. Artık sizi kötü bir gün bekliyor derken “The Hanging Garden “ Robert Smiths’in iki adet davul ile söylediği kıvrak, albüm içindeki en farklı şarkı.”Siamese Twins” ile tekrar dönüyoruz karanlık diyarlara.”is it always like this” sözleri sizi dış dünyadan soyutlayacak bir havaya sokuyor.Albümün ölüm kokan şarkısı “The Figurehead”, ”i will never be clean again” yakarışlarıyla biten yazılmış en iyi The Cure parçalarından birisi.Bu parçayı albümün en iyilerinden biri olan ütopik bir kıyamet günü tasviri Strange Day takip ediyor.”Cold” ile devam eden yorucu yolculuk ölümlerden ölüm beğen diyerek “Pornography” ile son buluyor.Pornography kimilerine göre Cure diskografyasının en katlanılmaz,en sıkıcı albümüdür. Ama fanatik Cure hayranları için bu albüm yabancılaşmış bireyin haykırışı olarak var olmanın dayanılmaz ağırlığı olmaya devam ediyor.

The Cure müziğinde yalnızlık, kırılganlık, mutluluk, hüzün, coşku ve melankoli ağzımıza gelen ilk tatlar arasında olmuştur. Ancak zorlanmış olsa bile The Cure asla "depresif" müzik kategorisine girmemiştir. The Cure insan olarak hissedebileceğimiz tüm duyguları müzikleştiren bir orkestra olmuştur. Her anımıza hitap edebilen melodileri yakalayıp açık direkt sözlerle sıkılganlığımıza deva olmuşlardır.Morrissey,Robert Smith arasında yaşanan kavgalara girmeden kapanışı bir Cure hayranının cümleleri ile yapalım ”sebepsiz sevdiğim, ruhumun özgür bırakan seslerin sahibi topluluk, kelimeler kifayetsiz kalıyor konu Cure olunca.”



Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

 



Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010