One Hit Wonders

Alt bilinçten beynimize zerk eden melodileri zaman zaman berbat bir kafede, bakkaldan ekmek alırken veya kolpa radyo yayınlarında kulaklarımıza ulaştığında; heyecanla adını hatırlamaya çalıştığımız, lakin hayat akıp geçerkene kendilerinden bi haber yaşamaya devam ettiğimiz saman alevi gibi yanıp sönen “one hit wonders” - Türkçe meali tek şarkılık mucize olsa gerek- her zaman ilgimizi çekmiş bir mevzuattır

Devam >>

 

James - Hey Ma

1983 yılında Factory record ile anlaşma imzalayarak “Jimone” isimli single’larını yayınlayarak müzik hayatına başlayan James kuruluş döneminde Morrissey tarafından çok büyük destek görmüştür.Machester sound döneminde en verimli dönemlerini yaşamlarını rağmen kendilerinin hiçbir zaman bu akım içerisinde olduklarını kabul etmemişler özgün bir yolda ilerlediklerini beyan etmişledir..
Devam >>

 


Panic At The Disco - Pretty Odd

Panic At The Disco aylarca süren meraklı bekleyişimizin ardından bir süre önce ikinci albümü Pretty Odd’u çıkarttı. Emo ile indie rock’ın en iyi birleşimi olan grup, tek bir janra kilitlenmiş, yeniliklere kapalı birçok gruba da örnek olarak teşkil etmekteydi. Geçmiş zaman kullandım çünkü Pretty Odd hakkında pek de iyi şeyler düşünmüyorum. Albüm kapağında bizleri iyi niyetle karşılayan “Welcome to the sound of Pretty Odd” yazısı var ya hani... İşte ona kocaman bir hayır canım pek de hoş gelmedik aslında diye çıkışmak istiyorum!.
Devam >>


The Drift - Memory Drawings

Behnam Manahedji’ mi dinlesem, yoksa ‘Notwist’in yeni albümünü mü, yoksa ‘Frakkur’ mu ?
İnsanın ruhsal ve fiziksel durumu, ‘o’ an ne tür müzik dinlemesi gerektiğine genellikle iyi bir karar veriyor ve seçiminizi de etkiliyor

Devam >>


Duffy - Rockferry

Müjdeler olsun, 2008 yapımı Winehouse Jr. geldi! Üstelik sesi Amy ile Dusty Springfield arasında gelip gitmekle beraber Duffy tam manasıyla tığ işleyip fasulye pişiren iyi ev kızı tipi... Ancak henüz 23 yaşında olup konser başına fahiş fiyatlar istemesinin, tek bir şarkıyla eleştirmenlerin gözdesi haline gelmesinin, iki ay önce hayatımızda yokken iki ay içinde birden demirbaş sahne elemanı gibi her festivalde belirmesinin sebebi nedir?
Devam >>


Clinic – Do It !

İki binlerin başında bir zamanlar Thom Yorke’u adeta peygambermişçesine seven, derisini hüzün ve depresyon kaplamış olan bir kuşağın neferlerinden biri olarak;, Thom Yorke’un içtiği sudan, dinlediği müziğe kadar her türlü şeyi bilmeye çalışırdık. Clinic grubuyla da tanışmamız bu vesileyle gerçekleşmişti. Radiohead’in alt grubu olarak turlayan ameliyat maskeli “rahatsız” topluluğa karşı, zaman ilerledikçe ezbere bir sevgiden ziyade, müziklerinin güzelliği ve benzersizliğiyle ilgi duymaya başlamıştık.
Devam >>

 
 

Kiss Kiss Kiss

Ne zamandır Danimarka sahnesi hakkında bir şeyler yazmıyordum. Oh No Ono, The Flor is Made of Lava, Kissaway Trail gibi çok sağlam birkaç indie grup çıkarmışlardı geçtiğimiz birkaç sene içinde. Uzun bir aradan sonra ne var ne yok diye açıp baktığımda bu elemanları fark ettim

Devam >>


TellYourVision

Haftanın ikinci Danimarka’lı grubu. Bu adamları da ayrı bir sevdim. Henüz pek bilinmiyorlar buralarda bile ancak patlamaları bence çok yakın. Şuna ya da buna benziyor demeyi çok isterdim ama aklıma gelen isimlerin hiç biriyle tam olarak uyuşmuyorlar.
Devam >>

 

 
 

The Stone Roses – The Stone Roses

Grup : The Stone Roses
Albüm:The Stone Roses
Yıl : 1989
Plak Şirketi : Silvertone

Devam >>

 

Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2010