

|
Panic At The Disco - Pretty Odd
Panic At The Disco aylarca süren meraklı bekleyişimizin ardından bir süre önce ikinci albümü Pretty Odd’u çıkarttı. Emo ile indie rock’ın en iyi birleşimi olan grup, tek bir janra kilitlenmiş, yeniliklere kapalı birçok gruba da örnek olarak teşkil etmekteydi. Geçmiş zaman kullandım çünkü Pretty Odd hakkında pek de iyi şeyler düşünmüyorum. Albüm kapağında bizleri iyi niyetle karşılayan “Welcome to the sound of Pretty Odd” yazısı var ya hani... İşte ona kocaman bir hayır canım pek de hoş gelmedik aslında diye çıkışmak istiyorum!
2005 çıkışlı albümleri "A Fever You Can't Sweat Out"un Amerika'da 1.7 milyon kopya satmasının ardından milyon dolarlar kazanan Las Vegas'lı, eğlenceli dört gençten oluşan Panic At The Disco bildiğiniz gibi birkaç ay önce de adlarındaki ünlem (!) işaretini de kaldırmıştı. Bunun sebebini ise, pek de umursadığımı söyleyemem. İster ünlem olsun, ister olmasın farketmez... -Sitemlerle dolu bir yazı olacağa benziyor.- Asıl, benim için Panic At The Disco’yu vareden o sevilen, uzun ve de anlamı yüksek şarkı sözleri ve isimlerinden ziyade Ryan Ross’un sesi ve özellikle de o, power pop ve synth-punk’a kaçan soundları idi. Ki, yazımın alt kısmında tekrardan değineceğim buna... Çünkü, çok üzülerek söylüyorum bu albümde bahsettiğim özelliklerinden eser yok! Şimdi ha ünlem olmuş, ha olmamış... Ne farkeder ki?!? Ama aylar öncesinden bunun sinyalini de vermişti Ryan Ross...
Ayrıca daha önceden haberlerini yazmış olmamızla birlikte sizlerinde bildiğini farzederek 2007 sonbaharında çıkması beklenen ve sonradan çıkış tarihi ertelenen Pretty Odd albümü, grubun kendi içinde bir sürü zorlukları aşarak çıkarttığı bir albüm olarak kayıtlara geçti. Çok zor bir karar alarak ciddi bir başarıya ulaştıkları bassist arkadaşları Brent Wilson’ı gruptan atmışlardı. Onun yerine kankaları Jon Walker’ı gruba dahil eden PATD, kendi içinde bir alışma dönemi gibi birşey geçirdiyse eğer, bu da gecikmeye bir sebep olabilir diye düşünmekteyim.
İkinci albümün çıkış tarihinin değiştiği dönemlerde Ryan Ross’un dinlediğinizde bir kişinin veya bir özelliğin dikkat çekmesini değil, dört kişinin bir bütün olarak bir şarkıyı çaldığını hissetmemizi istediğini söylediği bir yorumunu okumuştum. Buna ek olarak da; “ikinci albümde bilgisayar öğelerinin daha az olacak. Kendi becerilerimizi öne çıkartan bir albüm yapmaya çalışıyoruz.” demişti. (He, azaltın bilgisayar öğelerini sevgili Ross! İyi b.k yediniz! Güzelim grup ne hale gelmiş.) Hepsini şimdi anlıyorum ki; zaten bu açıklamaları normal veyahut vasat bir grup olma ya da öyle bir albüme imza atma yolunda olduklarına büyük bir işaretmiş! Ryan Ross’un bahsi geçen açıklamalarında bu saydıklarıma ek olarak, dikkat çekilmesi gereken söylemlerine gelince; ilk albüme göre bizleri deşen, iğneleyici sözler yazmaktan da uzaklaştığını söylüyordu. Çok ilginçtir, Ross bir yandan da ekliyordu ki; “ilk albümün çıktığı zamandaki durumumuzla, şu an arasında birçok şey değişti! Hayatımda, hayatlarımızda milyonlarca farklılıklar var artık”. (Ah be Ryan! O kadar parayı ben bulsam, benim de değişirdi tabi! Hakveriyorum sana kardeşim! –kafa, göz dalarak!-) Ross, daha o zamandan sound’larına yansıyacak olan değişikliğinde sebebi olarak bunu gösteriyordu. İşte ilk paragrafta bahsettiğim ‘sinyal de tam burada, aylar önce Ryan Ross tarafından bizlere verilmişti zaten! “Sevdiğimiz, gönüllerimizi verdiğimiz Panic At The Disco’ya ne oldu?” gibi soruların da cevabı buradaydı!
Panic At The Disco’yu şu haliyle beğendiğimi söylersem, gözlerim açık giderim! Yani öylesine gaz, enerjik bir grubu ancak bu kadar sümsük bir hale getirebilirlerdi. ‘A Fever You Can't Sweat Out’tan bu hallere düşmek he, vay be! Kocaman bir yuh çekiyorum Ryan’a ve arkadaşlarına! Pretty Odd, fena bir albüm değil ama, hafif, daha bir durgun, mutluluk veren... ‘She Had The World’ü dinlerken, çimlerle, çiçeklerle dolu uzun uzun düzlüklerde sevgilimle el ele koşturmak geçiyor içimden. ‘Mad As Rabbits’ adlı parçada öyle bir hava var ki; bir grubu, bir parçayı anımsatıyor bana ama bir türlü hatırlayamadım. Hani elimde olsa çalıntı bu şarkı bile derdim. : ) O kadar benzemekte yani... ‘From A Mountain In The Middle Of The Cabins’ eski zamanlara götürüyor. Kısacası Pretty Odd adlı albüm tabii ki, dinlenir falan... Albümde kullanılan piyanolar, saksafonlar, fazlaca hoş bulduğum ‘folk havaları’ , klasik gitarlar filan iyi, gayet güzel, hoş da, aradığımız, beklediğimiz PATD bu değildi! “Folkin’ Around”da bile PATD’ye göre değişik birşeylere el atılmış ama yok, dediğim gibi bildiğimiz PATD ile bir gram ilgisi, alakası yok! Birazcık ‘Nine In The Afternoon’da var işte. O da zaten albümün en iyisi! Tamamen farklı bir grup olup çıkmış bu çocuklar... Sanki askere gitmeden önce serseri mayının tekiymiş de, askerden döndüğünde evinin kuzusu olmuş, çıkmış bir Türk genci tribi vardır ya hani, aynen onun gibi. Pretty Odd’a dair daha fazla yorum bile yapmak istemiyorum! Panic at the disco olmuş, Hıyar at the disco! Pretty Odd’u merak eden varsa da, aman etmesin! Açsın ‘Scanners’ dinlesin.. He illa ben PATD isterim diyenleriniz de varsa, açıp ‘A Fever You Can't Sweat Out’ dinlesin diyorum.
Son olarak; o sesini çok özlemişiz Ryan Ross! Ama o bile kursaklarımızda kalıyor. Çünkü, onu bile tersine kullanmışsın bu albümde! Nerede önceki albüm, nerede Pretty Odd.

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|