|
The Tree – Ağaç
Dawn ve Peter O’neil dört çocukları ile beraber Avustralya’da, evlerinin yanındaki dev ağacın gölgesinde yaşarlar. Günün birinde Peter eve dönerken arabada pat diye kalp krizi geçirir ve ölür. Peter’ın ölümü ailenin diğer fertlerinin hayatlarını tamamen değiştirir. Dawn kocasının ölümünü kaldıramaz, çoluğunu çocuğunu unutup uzun bir yas dönemine girer. Dawn annelik yapmaktan vazgeçince dört çocuk birbirlerine, eve ve annelerine bakmaya başlarlar. Evde herkesin rolü değişir. Ailenin bütün çocukları babalarının ölümünden etkilense de tek kız çocuğu Simone arabada babasının ölümüne şahit olduğundan, diğerlerinden daha zor bir dönem geçirir. Peter arabada kalp krizi geçirdikten sonra arabayla evlerinin yanındaki dev ağaca çarpmıştır. Simone babasının bu ağaca dönüştüğünü iddia eder ve ağaçla zaman geçirmeye başlar. Simone’un ağaç babası Dawn’ın yasını azaltır. Ana kız ağacın tepesinde Peter’ı anıp, hayata devam etmeye başlarlar. Ailenin hayatı tam normale dönecekken, komşuların ağacı kestirmek istemesi aileyi yeni bir kaosa sürükler.

“The Tree” Fransız yönetmen Julie Bertucelli’nin ikinci filmi. İlk filmi “Since Otar Left”’i 2003 senesinde çeken Bertucelli ikinci filmi “ The Tree”yi çekmek için yedi sene bekledi. Sadece iki filmi olsa da Bertucelli uzun süre Otar Losseliani, Krystof Kieslowski, Bertrand Tavernier, Emmanuel Finkiel ve Rithy Panh gibi ünlü yönetmenlerin asistanlığı yaptı. Uzun süren yönetmen yardımcılığından olsa gerek “The Tree” bir yönetmenin ikinci filmi olamayacak kadar başarılı olmuş.
63.Cannes Film Festivali’nde kapanış filmi olarak gösterilen, ülkemizde de son Filmekimi’nde gösterildikten sonra vizyona giren “The Tree” şahsen beni çok tatmin etmedi. Filmin fragmanını izlediğimde çok heyecanlanmıştım, heyecanım kursağımda kaldı. Filmin iyi yanları da var, onları es geçemeyeceğim. Charlotte acı çeken kadını gene iyi oynamış, Charlotte’ın yanında ailenin dört çocuğu da yaşlarına göre iyi oyunculuk çıkarmışlar. Binlerce ağaç incelendikten sonra seçilen ağaç ve hikâyenin geçtiği çevre etkileyici olmuş. Görüntü ve oyunculuk bakımından filmde bir sıkıntı yok. Bana göre filmin sıkıntılı kısmı hikâyenin akıcı olmaması ve Charlotte. Demin de söylediğim gibi Charlotte acı çeken dulu iyi oynamış ancak aynı rolü çok üst üste oynaması sıkıcı bir durum oluşturuyor. “The Tree”den bir sene önce “Antichrist”’da oğlunu kaybeden acı çeken anneyi oynamış gene acısını dindirmek için doğaya dadanmıştı. Bir sene geçmeden aynı tip rolle izleyici karşısına geçmesi, filmin çekiciliğini azaltıyor. Charlotte’ı çok sevsem, çok beğensem de acilen başka tip rol oynaması gerektiğini düşünüyorum. Filmin diğer bir sıkıntısı da hikâyenin akmaması, hikayenin akmaması, filmi biraz fazla durağanlaştırıyor.

Beni çok tatmin etmemiş olsa da “The Tree” iyi oyunculuk ve görüntüleri için izlenebilir. Filmin uyarlandığı Avustralyalı yazar Judy Pascoe’nun “Our father who art in the tree” romanı, film kadar enterasan olabilir, bulup okuyun derim. Filmin internet sayfası da gezinmelik olmuş, adresi şöyle:
http://www.thetreefilm.com/

*Yazarımızın tüm yazılarını görmek için veya e-posta göndermek için ismin üzerine tıklayınız.
|