The Fighter – Dövüşçü

“Neyse ki bu filmde Ivan Dragon yok!”

Amerika sınırları içerisinde yaşasaydık, muhtemelen boksa sadece kaba, saba bir spor olarak bakmazdık gibime geliyor. Bizde nasıl ki bıyıklı, kabarık saçlı abilerin arka sokaklarda karate kursları vardı, Amerika’da da ter kokusundan geçilmeyen boks salonları aynı nimettir. Bu salonlardan ne hayatlar gelip geçer, orasını yaşayan bilir elbette ama genelde ortak nokta “potansiyeli açığa çıkarma, başarıya ulaşmadır”. Çoğu spor filmi kadar çoğu boks filmi de bundan nasiplenmiştir zaten. Hayatı ha kaybetti ha kaybediyor dediğimiz karakterlerin belki de tek yeteneği olan boks ile nasıl kabuklarını kırdıklarını, hayattaki tüm ezilişlerini nasıl düşmana yumruk sallayarak tükettiklerini izleyip gaza gelmedi mi bir jenerasyon? Geldi. Günümüzde de durum pek değişmiyor aslında. The Fighter her bakımdan bir “boks filmi” ama bu sefer konu ringin içindeki kadar dışındakini de ilgilendiriyor.

Dicky Eklund (Christian Bale) vaktiyle kendisindne bir hayli üstün bir boksörü devirmiş ama bu başarısını devam ettiremeyip hayatını çeşitli yollarla mahvetmiştir. Artık bir sporcu vücuduna sahip olmasa da, boksör kafasıyla kardeşi Micky Ward’ (Mark Wahleberg)a yardım etmekle kendisini görevli kılmıştır. Sonuç tam da tahmin ettiğimiz gibidir; hüsran. Kendi hayatını bile bile lades hatalarla yok eden Dicky, bunu kardeşinin hayatına da bulaştırmakdır. Sahip olduğu ailevi bağlar yüzünden de bu konuda çok fazla hayatına yön veremeyen Micky, her insan gibi buna bir yere kadar dayanır ve filmin gelişme kısmına böylece geçmiş oluruz. Ben The Fighter’da, her ne kadar ekranda daha çok Micky gözükse de, Dicky’nin hayatının izleyiciye aktarılmaya çalıştığına inanıyorum. Filmin içindeki HBO’nun çektiği belgesel bile bir ibret niteliği olarak Dicky’yi konu alıyor. Kaybeden bir kişi olarak garip bir karaktere sahip Dicky çünkü. Christian Bale bu karaktere o kadar güzel hayat vermiş ki, hayran kalmamak imkansız. Verdiği onlarca kilo sonrası, Batman rolündeki bu adamın bu hale nasıl geldiği, bu film sonrası da tekrar nasıl Batman filmine adapte olacak, bilemiyorum ama Golden Globe’ta aldığı ödülü Oscar’da da tekrarlama olasığı yüksek diyorum. O nasıl bir keşlik, o nasıl bir arıza kişilik, o nasıl abilik güdüleridir, nasıl mimiklerdir hayran kalmamak imkansız. Aynı şeyi Mark Wahleberg için söylemekse imkansız. Kendisi her bir filminde olduğu kadar kütük. Standart yani. Sönik bir tipi, sönik bir karakteri var her ne kadar ringte o dövüşse de. Empatinizi ona bir türlü veremiyor, hatta ucundan biraz da gıcık olmuyor değilsiniz. Çok derin bir kişiliği yok. Basit yaşıyor. Hedefleri var her insan gibi ama her insandan biraz daha fazla salaklıklarla uğraşıyor. Ama sevgilisi rolündeki Amy Adams hiç oralı değil, çatır çatır rolünün hakkından geliyor ve Micky’in cazgır dolu sarışınların cirit attığı mahallesinde güzel bir çatışma unsurunu üstleniyor.

Gerçek bir hikayeden, gerçek olan karakterlerden yola çıkarılan The Fighter’ın aslında günümüze gelişi 2003’e kadar gidiyor. Senaryosu pek çok kez değişen film, ilk önce gerçekçi sahnelerin yer aldığı bir boks filmiyken, Lewis Colick’in senaryosuyla kardeşilk ve kefaret filmine dönüştü. Daha sonra yönetmen koltuğuna Martin Scorsese oturacaktı fakat Scorsese, Raging Bull sonrası başka bir boks filmiyle ilgilenmediğini, haklı olarak, açıklayıp The Departed’a yoğunlaştı. Ondan sonra Darren Aronofsky yönetmen koltuğuna atandı, Scott Rilver ile tekrar senaryo gözden geçirildi. Christian Bale, Brad Pitt ile yer değiştirecekti ki Aronofsky, Robocop Remake ve Black Swan için projeden çekildi ve günümüzün kadrosu David O. Russell ile netleşmiş oldu. Şöyle bir gelip gidene bakıyorum da, bu filmde kim oynasa, kim yönetse başka bir film olacakmış ama hiç sanmıyorum ki Russell’in dışındakilerle bu film daha iyi olabilsin (bu filmi bırakıp da başka film çekenlerin de filmleri bol ödüllü olması ilginç). Film gerçekten de kaderiyle yüzleşmiş ve gelebileceği en güzel yere gelmiş. Bize de bu dövüşçünün ve abisinin (veya ta mtersinin) hikayesini gaza gelerek izlemek düşüyor.


*Yazarımızın tüm yazılarını görmek için veya e-posta göndermek için ismin üzerine tıklayınız.

SON SAYIDAN ÖNERİLER

Anasayfa | Kürsü | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2011