İstanbul Moda Haftası – Niyazi Erdoğan Defilesi

Asıl mesleği mimarlık olan, dikişten hiç anlamazken, 2003 yılında İTKİB’in yarışmasında dereceye girmesi ile başlayan kariyerinde Niyazi Erdoğan “Dolmuş” temalı defilesi ile belki de 8 yılda dikkat çekemediği kadar kazıdı ismini tasarım camiasına.



2011 – 2012 kış sezonu için hazırladığı, IFW’in ilk gününde Karma 1 defilesinde Zeynep Erdoğan ve Zeynep Tosun arasında görücüye çıktı. Öyle bir çıktı ki, 16 parçalık defilenin sonunda izleyenler alkışlarken tebessüm etmekten kendilerini alamadılar.  Bunda renklerin ve müziğin defile teması ile uyumunu da es geçmemek gerekir.

Defile müziğini yapan Dj Tutan, her ne kadar ülkemizde yaptığı müziği hala anlayamamış veya kabul edememiş insanların aksine “Dolmuş” şoförlerinin ise vazgeçemediği isim olan Orhan Gencebay’ın “Batsın Bu Dünya” şarkısına yaptığı remix ile harmanladığı korna sesleriyle gerçeğinden daha iyi olmuş dedirtti bizlere.



Niyazi Erdoğan 16 parçadan oluşan koleksiyonunda 70’li yıllara gönderme yaparak, teması ile örtüşen takma bıyık ve kasket ikilisi ile adeta parlattı ismini. Neredeyse bütün mankenlerin bıyıklı olduğu defilede en çok ilgimi çeken ise ingiliz anahtarlı ceketler oldu. Bunların dışında kırmızı gömlekler, yeşil yelekler, bol ve dar paça pantolonlar ve özellikle dolmuş şoförlerinin beyaz renkten sarıya terfi eden çorapları dikkatimi çekti. Renk yelpazesi ise kiremit, yeşil, sarı, kırmızı ve gri renklerinin ağırlıkla kullanılmış şeklindeydi.

Kendi dilinden ise temasını; “Sokağın sesi, kulağıma bu kez değişim ve dönüşüm süreçleriyle şekillenen bir kimliği fısıldadı. Yavaş yavaş kimliğini bulan, aidiyetini başka şehirlerde sürdürmeye çalışan bir kimliği hem de. 70'li yıllar sosyo-ekonomik anlamda önemli bir kırılma noktası oldu. Boğaz Köprüsü'nün açılmasıyla birlikte değişen ulaşım ağı sistemi, kent-köy karmaşası, Doğu'nun sazlarıyla Batılı stilde müzik derken arabesk kültürü önemli bir yer edindi kendine. Ben de Dolmuş adını verdiğim 2011-2012 Sonbahar/Kış koleksiyonumla biraz o yıllara dönmek, yok olmaya yüz tutan bir hatırayı anmak istedim. Dönemin dolmuşları çıkış noktam oldu. Desoto, Playmouth, Dodge, Chevrolet, Buick. Ardından şoförlerini düşündüm. Jilet gibi İstanbul efendilerini ve bir de yaşları arabalarından genç çocuklarını. Giyim kuşamları, haytalıkla karışık centilmenlikleri, jargonları, jestleri, mimikleri… Ve elbette bıyıkları.” diyerek anlatıyor.





Noktayı koymak gerekirse bir röportajında “Bu işi şan şöhret için yapmıyorum” diyen Niyazi Erdoğan bu defiledeki “Miras değil, alın teri” yazılı tişörtleri ile günümüzün önüm arkam sağım solum tasarımcılarına da gönderme yaptı gibi gözüktü gözüme.

Biraz klişe olacak ama unutmadan belirtmek isterim; Defileyi internetten izleyerek yorum yapanlar ve burun kıvıranlara siz aslında hiçbir şey görmediniz derim.




*Yazarımızın tüm yazılarını görmek için veya e-posta göndermek için ismin üzerine tıklayınız.

SON SAYIDAN ÖNERİLER

Anasayfa | Kürsü | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2011