|
İstanbul Moda Haftası- Can Direkli
Adeta bir moda şehri olmak için tırnaklarını tasarıma geçiren İstanbul’dan bir Fashion Week daha geçti. 3-6 Şubat arası bana yaşadığım şehri unutturup rengârenk bir dünyaya adım attıran; Moda Haftası’ndan çok şimdilik bir Moda Festivali olan IFW, pek tabii bir hayli keyifli geçti.
Sisteme değinmek gerekirse, geçen seneye göre daha yorucu fakat bir o kadar da düzenliydi. Podyumun 4 kat yukarıda olması her defile öncesi en alt katta değişen halkla ilişkiler masasından yeni davetiye alma kuyruğu; in-çık merdivenlerden çıldırmamak elde değil. Her akşam yattığım yerde uyuyakaldım ama güvenliğinden görevlisine, defile düzeninden koltuklara kadar her şey yerli yerindeydi; yiğidi öldür hakkını yeme!

Geçen sene Viktor&Rolf’lu 3D halleri ve kapıda güvenlik tarafından dayak yeme ihtimalim hariç tasarımlarını beğendiğim Arzu Kaprol bu sene defile yapmadı. Atıl Kutoğlu elinde ne varsa masaya yatırdı; colour blocklarla açtığı defileyi derilerle ve rengârenk kürklerle bitirdi. O kadar çok kürk vardı ki uçuşan tüylerden dolayı ilk sırada oturan çoğu kişi hapşırdı durdu.
Günseli Türkay’ın ayakkabılarının renklerine bayıldım; formları Nicholas Kirkwood’dan halliceydi ama renk seçimleri inanılmazdı. Koleksiyondan her parçayı ağzım açık inceledim. Örgü ve formsuz üstler, catsuitler, kırık porselen desenli kokteyl elbiseleriyle aklımı başımdan aldı. Özlem Kaya defilesine gidemedim; uyuyakaldım ama duydum ki herkes bayılmış. Karma defilede Niyazi Erdoğan’ın modern “Türk Erkeği” yorumu D&G koleksiyonları kadar iddialı ve başarılıydı. Bıyıklar, renkli İspanyol paça pantolonlar, fonda çalan Orhan Gencebay şarkıları ve “Miras değil, alın teri” baskılı tişörtler harikaydı! Anlam veremediğim bir şekilde Zeynep Tosun bu sene yine karma defile yaptı; dijital baskıları ve deri detaylı geniş paçalı pantolonları o kadar iyiydi ki tek başına bir koleksiyon çıkartıp hepimizi hayran bırakabilirdi. Bence bundan böyle karma tantanasında daha fazla harcanmamalı.

Ve Özgür Masur; ben bu yazımda “tek bir koleksiyon inceleme” hakkımı ondan yana kullanmak istiyorum. “Kadının geçmişten sonrası gelecekten öncesi; Bugün’ü” adı altında çıkarttığı koleksiyon; östrojenlere övgü niteliğindeydi. Ön sırada Mehmet Turgut, Alexander Kokoskeriya, Oben Budak ve Esin Övet ile izlediğimiz defilede hepimiz nefeslerimizi tuttuk. Ayakkabılar İNCİ tarafından yapılmıştı ve bir TÜRK modelin (evet bunu gururla söylüyorum) topuğu podyuma çıkar çıkmaz kırıldı ve hiç bozuntuya vermeden bütün podyumu yürüdü ve döndü; herkes şaşırdı ve alkışlamaya başladı. Doğrusunu söylemek gerekirse ben de başta yabancı bir model sandım ama Türk olduğunu duymak hoşuma gitti. Profesyonellik budur. Serenay Sarıkaya da Özgür Masur defilesinde podyuma çıktı; her şey iyi güzel mükemmel bir model de o sondaki selam pozu o kadar garipti ki giydiklerine odaklanamadım desem yeridir. “Bu neyin tribi yahu” diye de twiter’a yazdım hatta. Basın odasından aldığım bu pozu altta görebilirsiniz.

Koleksiyonun genelinde ebru desenleri hâkimdi. Formsuz kollar ve etekler; dantel ve püsküllerin mükemmel birleşimi; maviler, kırmızılar, hardal tonları ve siyahla tadına doyulmaz bir ziyafet!
Özgür kadın dilinden anlıyor; öyle değil mi?
Koleksiyonlar dışında 4 gün boyunca herkes oraya bir hayli şık ve yaratıcı gelmişti. Sokak modası almış başını gitmiş inanın bana. Ama her şey sadece orayla kısıtlıydı; Moda Haftası bitip normal hayata döndüm ve sokaktaki griler ve siyahların arasından yine kaybolmaya devam ediyorum.
Bakalım her geçen sene daha iyiye giden İstanbul Moda Haftasın’ da seneye bizi neler bekliyor!

*Yazarımızın tüm yazılarını görmek için veya e-posta göndermek için ismin üzerine tıklayınız.
|