Resfest

Resfest İstanbul; dördüncü kez ülkemizdeydi geçtiğimiz hafta. Dört gün boyunca İstanbullu sanatseverler etkinlik kapsamındaki film gösterimlerine, sergilere, panel ve partilere katılarak Resfest’ in tadını çıkardı. Festival mekanı bu sene öncekilerden epey farklıydı.

Devam >>

 

 

Paranoid Park

Gus Van Sant, film çektiğinde “hemen gidip izleyeyim” dediğim bir yönetmen değil. Hatta yakınından bile geçmiyor. Farklı çekim tekniklerinin ve hikaye anlatımının birçoklarına ilginç ve etkileyici geldiğine eminim ama benim gözümde izleyicinin gözünü boyamaya çalışan, “dur bir iki tane teknik göstereyim akıllarını alayım” diyen bir adamdan fazlası değil

Devam >>


Romulus, My Father

Avustralyalı yazar Raimond Gaita’nın anılarına dayanan Romulus, My Father Avrupa’dan kalkıp Avustralya’ya yerleşen bir ailenin kayboluş ve parçalanış hikayesi. Richard Roxburgh, bu ilk yönetmenlik denemesinde bir ailenin sürüklenişini, annenin gel-gitleri karşısında sağlam duruşunu muhafaza etmeye ve oğluna tek başına bakmaya çalışan bir babanın dramını; ve bunca hengamenin ortasında kalmış, ailesini kendince dengede tutmaya çalışan küçük Raimond’ın yaşadıklarını beyazperdeye olabildiğince karikatürize etmeden ve duygu sömürüsüne kaçmadan başarılı bir biçimde yansıtmış.

Devam >>


Juno

Can sıkıntısından bir gece en yakın arkadaşı Paulie ile beraber olan Juno’nun, bu ilk tecrübesinden sonra hamile kalmasıyla başlayan filmde kimi zaman gülümsetecek kimi zaman hüzünlendirecek ama hiçbir zaman yargılama amacı gütmeyen bir yolculuğa çıkıyoruz. Juno’ya göre ise her şey bir koltuk ile başlıyor

Devam >>


The Kite Runner

Kite Runner için acıklı bir öykü deyip geçmek çok yetersiz kalacaktır, çünkü bu film sahip olduğunuz her duyguyu tetikliyor. Afgan yazar Khaled Hosseini’nin en çok satanlar arasındaki aynı isimli kitabından uyarlanan bu filmi izlerken, özellikle kitabı okuyanlar olayların çok hızlı ilerlediğini, aralarında fazla zaman sıçraması olduğu hissine kapılabilir..

Devam >>

 

 

This Is England

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali sayesinde vizyon yollarını gözlemeden izleme şansı yakaladığımız, İngiliz yönetmen Shane Meadows'un kendi hayatından esinlenerek yazıp yönettiği filmi 'This Is England', 1980'lerin aşure tadında, Thatcher İngiltere'sine pembe gözlükleri çıkarıp, çıplak gözlerle bakabilen, politik sinemanın en iyi örneklerinden birisi..

Devam >>

 

Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2008