 |
| |
 |
Elektro Bağlama
Bu hafta über garip bir yazıya imza atıyorum arkadaşlar. Konsept şudur; Hakan Günday’in Kinyas ve Kayra kitabını okuyanlar bilirler, birbirini çok iyi bilen iki kardeş aralarında bir oyun geliştirirler. Mesela Kinyas, Süt der, bildiğiniz süt yediğimiz içtigimiz süt. Üstüne Kayra Clockwork Orange dır. Baglantı basit bir şekilde:
Süt – Moloko Süt Barı – Clockwork Orange filmidir
Devam >> |
|
|
|
 |
|
 |
|
 |
The Raconteurs - Consolers Of The Lonely
Yeni Raconteurs albümünü dinlemeden önce tamamen tesadüfi bir şekilde rastgele bir şarkı seçip, bu şarkıya bağlı olarak tüm albüm hakkında bir anda da olsa ani bir fikir yürüteyim istemiştim bu sefer. Ama You look pretty in your fancy dress But I detect unhappiness. You never speak so I have to guess You're not free… diye başlayan Brendan Benson’ın sözleri sayesinde Old enough adlı yeni Raconteurs şarkısı, albüm kritiği yerine bir anda hayati kritiklere sürükleyiverdi. Aslında bu, dinleyenin o anki ruhani yoğunluğuna da bağlı fakat tamamen hazırlıksız yakalanmışsanız kim olursa olsun aynı şey geçerli..
Devam >>
|
 |
 |
The Long Blondes - "Couples"
Çok bereketli bir dönem geçirmekteyiz. Bu sayıda ilgili yazıları da bulacağınız Erol Alkan'ın baştan yarattığı Mystery Jets ve Jack White'ın yaratıcılığım geri döndü diye avaz avaz bağırdığı The Raconteurs'ın senenin en iyi albümlerini önümüze vurduğu, Alex Turner 'ınise kendisine tapınmamız için üç sene içinde üçüncü "taş" gibi albümünü yayımlamak için gün saydığı bir ay içindeyiz.
Devam >>
|
 |
 |
The Kills - Midnight Boom
İki binlerin başında bütün tüysüzlükleri ve yakışıklılıklarıyla karşımıza çıkan modern çağın en sofistike boy band’i The Strokes’un yaktığı indie meşalesi bir çok grubun önünün açılmasını sağlamıştı. Bu “yürü ya kulum” narasını arkasına alıp ünlenen gruplardan birisi de malumunuz The Kills’di
Devam >> |
 |
 |
The Whip-X Marks Destination
New Order’ın küllerinden doğduğunu tahmin ettiğim ve Peter Hook’un patentli baslarından epeyce nasiplenmiş The Whip, onca single’ın ardından büyük umutlar beslenen ilk albümü X Marks Destination’u çıkardı. Indie-rave diye tabir edebileceğim birbirinin aynısı kayıtların arasında prodüksiyon kalitesi ve averajın üstü şarkılarıyla aradan sıyrılmasını beklediğim dörtlü, Happy Mondays ve The Stone Roses’dan sonra umutsuzluğa kapılan Manchester sahnesini tekrar ayağa kaldırabilecek mi peki?
Devam >> |
 |
 |
Hercules And Love Affair - Hercules And Love Affair
Ve büyük kampanya!! Elinizdeki bütün disko toplarını alın ve bize getirin! Kampanya dahilinde, ne kadar çok disko topu getirirseniz Tanrıların dans pistinde yeriniz o kadar sağlamlaşıyor!! Bu fırsatı kaçırmamak için aynaları kırın, bakkaldaki meşin topların üzerine yapıştırın, en lame ayakkabılarınızı, en pullu elbisenizi, en uzun alüminyum folyonuzu, en parlak jelatinlerinizi kapın gelin ve müzik çalarınızda sadece ve sadece Hercules And Love Affair dinleyin!! Ölümsüz dansınız için bulutların üzerinde yer ayırtın!
Devam >> |
 |
 |
Mystery Jets – Twenty One
Öncelikle şunu söylemek istiyorum arkadaşlar, bu albümü alın.İndirmeyin, kopyalamayın, çalıp çırpmayın, paraya kıyın alın.
İlk Mystery Jets albümünde gereksiz bir progressive rock ilhami vardı hatırlarsınız. Bunamış guitarist babayı gruptan uzaklaştırınca da o igrenç Pink Floyd havası kaybolmuş yerini misler gibi yeni bir pop soundu almış. Ne de güzel olmuş
Devam >> |
 |
 |
Adam Green – Sixes & Sevens
The Moldy Peaches, şu sıralar Juno soundtrack’i Anyone Else But You’nun cicim aylarını geçiririrken , grubun erkek tavşanı Adam Green zafer sarhoşluğuna kapılmayıp, beşinci solo albümü Sixes & Sevens’ı cuk oturtulmuş bir zamanda bizlere sunuyor
Devam >> |
 |
 |
Cut Copy – In Ghost Colours
Hercules & Love Affair etkisinden henüz kurtulamamışken, -yerine oturmak isteyen kim?!- modumuzu hiç bozmadan, elimizin içinde disko topunu yuvarlamaya devam ediyoruz. Hadi, dans etmeyi bir kenara bırakalım, sabah sabah şıkır şıkır kıyafetlerle arz-ı endam eden assolistleri şimdilik unutalım! Bunun yerine takalım electroclash birşeyler, tıngırdasın ve hemen sabah kahvaltısından önce başlayalım disko topuyla pilates yapmaya! Fena olmaz sanırım. Cut Copy, In Ghost Colours ile bu yolda, tam zamanında imdadımıza yetişiyor, iyi de yapıyor
Devam >> |
 |
 |
Vincent Vincent and the Villains – Gospel Bombs
Londra çıkışlı Vincent Vincent and the Villains bir süredir “Blue boy” ve “On my Own “gibi gerçekten bir yerde duyduğunuz zaman kulak kabartmanıza neden olacak şarkılarla sükse yapmaya başlamışlardı
Devam >> |
|
|
|
 |
|
 |
| |
 |
Markku Peltola
Bir haftadır kulağımdan düşmeyen kaliteli bir müzik icrasi. Melankolik melodik. Kışın içinden alıp bahara taşıyan, insanı çimlerin ortasina attikdan sonra, güneşe karşi yalniz ve belkide albümün güneşin ta kendisi olduğu, keyifli bir albüm
Devam >>
|
 |
 |
Tita Lima
Brezilya ile olan münasebeti futbol ve pembe dizi ekseninde gelişen yurdum insanına duyuru. : Radar Live sahnesinde birçoğunuz heyecanla CSS beklediniz ve birçoğunuz da kendilerini çok beğendi-beğeniyor eminim, ama ben kendilerinden sünger bob kadar bile zekâ parıltısı saçmayan kızcağızımız Lovefoks da dâhil olmak üzere kıl kaptım ve Brezilya müzik sahnesine kulakları tıkamaktan çok memnun oldum.
Devam >>
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
 |
The Clash – London Calling
Grup : The Clash
Albüm : London Calling
Yıl : 1979
Plak Şirketi : CBS Records
Devam >> |
|
|
|
 |
|
|
|