Vincent Vincent and the Villains – Gospel Bombs
Londra çıkışlı Vincent Vincent and the Villains bir süredir “Blue boy” ve “On my Own “gibi gerçekten bir yerde duyduğunuz zaman kulak kabartmanıza neden olacak şarkılarla sükse yapmaya başlamışlardı.Birbirinin kopyası yeniyetme indie gruplarının aksine Vincent Vincent and the Villains gerçekten kendine has bir sound sunuyor bize.Çok karmaşık olmayan bir denklem kurarsak; Bonnie ve Clyde tarzı bir şuç filmi düşünün,bitmek bitmeyen çöl yolunda ilerleyen eski model bir Mustang,Garip şapkalı,çizgili takım elbiseli,kavisli ayakkabılar giymiş tipler,Spagetti western filmlerinden Tarantino filmlerine bir yolculuk,sonuçta hepsinin toplamı bize bu soundu veriyor.Karanlık lirikler eşliğinde 50’li yıllar müziğini geri getirmek için yapılmış bir rönasans,yer yer Nick Cave esintileri,biraz mariachi gitar tonlarında swing, ama özünde rock’n roll’ olan bağlılık. Aslında onlar için yapılabilecek en güzel tariflerden birisi sanırım şöyle olurdu;The Libertines 1960 ların başında müzik yapıyor ve Grupta Carl ve Pete yok,yerlerine ise genç Chuck Berry ve Elvis’i var.Grubun etkileşim noktalarından biride 1960 ların başlarında Liverpool ve civarından çıkmış ”Merseybeat “ akımı. Bu akımdan The Coral ve The Zutons gibi grupları etkilendiği belirtirsek “Vincent Vincent and The Vilains” müziğinin kafamızda yaptığı çağrışımlar daha belirgin olur sanırım.
Grubun ön şahsiyeti ve vokalisti Vincent Vincent’ın sesi bizlere zaman zaman Jon Spencer hatırlatıyor.Yumuşak ve çekiçi bu ses sıkıcı olmadan kendini tekrarlamadan bir çok şarkıda tempoyu yakalıyor ve parçayı istediği yere sürüklüyor.Toplam 12 parçalık 36 dakika uzunluğundaki “Gospel Bombs”albümün genelini özetleyen sarhoş meksika gitar tonları ile başlayan The Beast parçası ile açılıyor.En dikkat çeken parçalar zarif ritimler ile başlayıp yumuşak sarsıntılar geçirmemize neden olan “Blue Boy”,Nick Cave tarzı şiirsel bir cinayet öyküsünün anlatıldığı “Cinema”,The Libertines’in B sides albümünden fırlamış gibi duran yatak odasının soğuk ışığında kendi kendinize acaba geçen gece ben ne yaptım dedirten “Killing Time”ve bir The Zutons şarkısı gibi tınlayan yalnızlık,izalasyon,kıskançlık duygularını yaşadığımız karanlık ve melodik “On My Own”.The Specials’ın benzersiz ska tonlarını anımsatan “Pretty Girl”.
Vincent Vincent and The Villains muhtemelen bugüne kadar dinlediğiniz en iyi albüm olmayacak.Fakat kaygısız melodilere düşkünlüğünüz varsa,eh içinde bir tutamda rock’n roll olsun,birazcıkta neşeli melankoli arıyorsanız oturun ve bu albüme belli bir süreliğine şans verin.Sonuçtan kesinlikle pişman olmayacaksınız.Gelelim en can alıcı noktaya dinlediğiniz bu albümden çıkarılabilecek ana fikir nedir?
a)“Gitmek için ne kadar uzaklık vardır?”
b)”Aşk acısı kalp krizine neden olur mu?”
c)” Ne olacak bu memleketin hali?”
d)” Hepsi”
Cevabı size kalmış..

Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>
|