Mystery Jets – Twenty One

Öncelikle şunu söylemek istiyorum arkadaşlar, bu albümü alın.İndirmeyin, kopyalamayın, çalıp çırpmayın, paraya kıyın alın. İlk Mystery Jets albümünde gereksiz bir progressive rock ilhami vardı hatırlarsınız. Bunamış gitarist babayı gruptan uzaklaştırınca da o igrenç Pink Floyd havası kaybolmuş yerini misler gibi yeni bir pop soundu almış. Ne de güzel olmuş.

Albüm bir defa disko sirenleriyle açılıyor.Erol Alkan’ın ‘bu albümü ben yaptım, başına da disko sireni koyarım, old-skool rave havası veririm’ güzelliği zaten başta heycan veriyor insana. Hideaway muhteşem gitar solosu, Justice’ı andıran synthesizerlarıyla kıyak bir açılış yapıyor albüme. Koro yeri kesinlikle festivallerin şarkısı olacak derim.

İkinci şarkı ve aynı zamanda geçen ayın single’ı ‘Young Love’ dilinize yazın yapışan Serdar Ortaç sarkıları gib. Music&Lyrics’in soundtrackindeki sarkıdan birebir kopya da olsa, otobüslere, trenlere binip geçen gece tanıştığımız kızı arayasımız geliyor.Yaz da gelmek üzere olduğundan aşk, flört, şehvet duyguları kaplıyor dört bir yanımızı.

Bazı şarkılara öyle abidik gubidik klipler çekerler ki şarkıdan soğursunuz ya, bu şarkıya tam tersi olmuş işte.Albümün en dile yapışan şarkısına renk cümbüşü içinde tasarlanmış tatlı mı tatlı, afilli mi afilli bir görsel eğlence yaratmışlar.Klibin tabii ki de en güzel yeri ellerden yapılmış dudakların ‘wow-wow-wow’ yapmasıdır. Youtube’da hemen favorilere ekleyin, eklettirin.

Sözleri de aşırı dozda tatlı olan albümümüzde en tatlı şarkılardan biri de, ‘Two Doors Down’. Duran Duran’ı andıran melodiler barındıran şarkımızda,solist bey iki kapı yandaki kıza aşık olmuş. Komşu kızımız davul çalan, çılgın bir hanımefendi. Aşkına eşkiya Blaine Harrison, kızı nasıl tavlıyacağını, güzel kızımızla neler yapmak istediğini anlatıyor şarkı boyunca.

Hep neşeli gibi başlayan albümde tempo düşüklüğü de oluyor tabii.Kanımca albümu albüm yapan 3 şarkı da, yavaş olan bu üç şarkı. Flakes, Behind the Bunhouseve, 21 uzun zamandır yapılan en güzel yavaş şarkılar. Hep izli indie şarkılardan oluşan bir albüm zaten istiyorsak gider çocuk gruplarından Fratellis ya da Wombats dinleriz değil mi ? İkinci albüme göre inanılmaz derecede olgun bir 12 şarkı bekliyor bizi, Erol Alkan’ın yaptığı yapımcılığın çoğu şarkıda zaten hissediliyor. Half in Love with Elizabeth ve MJ indie disco’ların değişilmez hitleri olacak gibi gözüküyor.

Uzun zamandır indie / pop / rock olarak heyecan veren bir albüm kanımca çıkmamıştı, bir yıldır da hiç bir albüme gönlümden 7 -8 bile vermemiştim ama bu albüm hiç şüphesiz 10 üstünden 10’u hakediyor.

Bazı albümleri, ya da grupları satmak için NME olsun, Q olsun albüm analizlerini sayfa sayfa yazarlar gereksiz bilgiler döşerler, buna karşılık benim diyeceğim; 2008’in tartışmasız şu ana kadarki en iyi albümü ve heralde sene sonunda da en iyi 2-3 albümden birisi olacaktır. Hemen alın albümü, CD çalarda repeat’e alın ve birkaç hafta keyfini çıkartın.



Anasayfa>>
Müzik Bölümü>>

 

Anasayfa | Müzik | Haber | Sinema | Moda | Olay | Insan | Ajanda| Katalog| Künye
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! 2007-2008