Mr. Miyagi Röportajı
İlk olarak Mr Miyagi’yi MSTRKRFT remixi ile tanıdım açıkçası.MSTRKRFT’in deli dolu abisi JFK ( Death From Above 1979’da sahnede fok gibi synthesizer, bas gitar ne bulsa çalan abi ) boş zamanında oturup Mr Miyagi’nin Pick Your Poison single’ını remixler ve sonrasında bütün Avrupa’da çalmaya başlar Mr Miyagi. Öncelikle inanilmaz tatlı insanlar onu söylemek istiyorum. Mats ve Benjamin’den oluşan ikili kendilerine Rocker ve Geek nicknamelerini takmışlar ve öyle mutlu mesut bir şekilde eğleniyorlar.
- Öncelikle merhaba çocuklar, İsveç nasıl bıraktığımdan beri?
Yaz geldiğinden içimiz kıpır kıpır valla. Son zamanlarda da inanılmaz güzel partiler olduğundan sabah akşam sarhoşuz açıkçası.
- Gayet iyiymiş o zaman efendim, neyse Türkiye’de size bilen camia genelde MSTRKRFT remixinden veya sizin yaptığınız Klaxons remixinden biliyor. Türkiye’de çalacak mısınız ? Nedir olaylar?
Biz öyle buyuk gruplar filan gibi çalışmıyoruz, ne ajansımız var ne menajerimiz, bir club istediği anda bi kalp atışı hızında orda oluruz. Nerde parti orda biz.
- İyi oldu bak bunu ögrendiğimiz, neyse İstanbul’da ‘scene’ gayet güzel gelişmekte bu aralar, Kavinsky, Daft Punk, SebastiAn gibi isimler çaldı son mevsimde. Ne düşünüyorsunuz bu DJ ler hakkında?
Dünyanın en cool insanları gerçekten. Evde dinlemek için birebir olan süper yetenekli yapımcılar hepsi.
- Electro’ya nasıl kaptırdınız kendinizi ? Fiks olan ‘gitarlarımızı sattık synthesizer aldık ’ gruplarından mısınız yoksa daha orjinal bi hikayeniz var mı ?
Electronik müzik hep dinliyorduk o yüzden bizim için ani bir değişim olmadı, hem gitarlarımız filan da hep burda satmadık hiçbirini.
- Satmayın zaten efendim, ayıptır günahtır. Neyse en ideal konser günü nasıldır sizin için, alkolden göbek atan tiplerden misiniz yoksa profesyoneliz diyenlerden misiniz ?
Otele gelmek, guitar hero oynamak, markasız bira içmek, daha çok bira içmek ve çıplak çocukları dans ettirmek diyebiliriz ideal bir gün için.
- Siz de bizdensiniz yani. Peki electro camiasında kimi evire çevire dövmek istersiniz? Valla kimseye söylemeyeceğiz.
İsveçli insanlar olarak kavgaya pek inanmıyoruz ama birkaç insana haddini bildirmek lazım. İsim vermiyoruz zira şiddete inanmıyoruz.
- Tamam o zaman, peki bilmediğimiz bize önerebileceğiniz birkaç isim var mı electroda bugünlerde? Taze, taptaze ?
Digitalism’in de dediği gibi ‘Is Anything New’ diyoruz. Pek birşey dönmüyor; herkes birbirinin sound’unu kopyalamakla meşgül ama bizim mahallede iki tane DJ var promosyona ihtiyacı olan. ‘CristianDinamarca’ ve ‘Bombanonymous’, dinleyin bunları.
- Dinleyelim, dinletelim. Peki grupta kim nedir kim ne yapar? Hanginiz koca hanginiz karı ?
Valla bu tam bir ‘straight’ insanın gay bi çifte sorduğu soru gibi oldu ama , yok biz herşeyi beraber yapıyoruz.
- Hangi Daft Punk albümü favoriniz?
Discovery
- Homework dururken, Discovery ?
Evet Discovery gençliğiyiz biz.
- İyimiş, peki tertemiz sağlıklı bir Meryl Streep var yatak odanızda, yan odada ise HIV’li Paris Hilton duruyor. Hangisini götürürsünüz?
Chris Tucker’ında dediği gibi ‘The older the berry, the sweeter the juice’
- (Burda ben yaklaşık bir on dakika gülüyorum) McDonald’s mı Burger King mi efendim?
Burger King alemin kralıdır.
- Gizli bira alkollü içecek tarifiniz var mı ? Paylaşın bizle, sarhoş edin bizi?
Valla çok gizli bir tarif değil aslında. Aslında tarif bile değil. İsveç’te Warby diye bir bira markası var, 7.2 yüzdeli bira. En ucuz da bira valla, çok paranız yoksa çulsuzsanız bundan için çok eğlenceli oluyor 3- 4 tane içtikten sonra.
- Avrupa’da çalmayı en sevdiginiz şehir hangisi peki?
Kesinlikle Amsterdam, en bomba iki ev partisine seninle gittik şimdi suratına başka şehir söylemeye yüzümüz yok açıkçası.
- Aferin aferin, en garip tur hikayeniz peki?
Paris’te çaldığımızda bizi başka birisi sandılar heralde ki deliler gibi profesyonel bir ekip karşıladı bizi ve gidene kadar öyle gitti. Çok garipti açıkçası.
- Electro’yu yemişim dersek, rock veya indie olarak en büyük ilhamlarınız ya da hastası olduğunuz gruplardan konuşursak, hangi grupta kim olmak isterdiniz?
Geek: Kesinlikle The Who’nun bateristi, öldü ama olsun.
Rocker: High On Fire’ın bateristi.
- Ok, geçen haftaki dergimizde de bahsedilmişti bundan. Mahalle kavgası olsa Ed Banger mı kazanır yoksa Kitsuné mi?
Kitsuné ağzını burnunu kırar Ed Banger’ın. Hadouken var bir defa adamlarda, Ed Banger’a kocaman bir hadouuuken atabilirler (hadouken’in ne demek olduğunu bilmeyenler için burda bir parantez açıp ‘loser’ demek istiyoruz. Hala bilmiyorsanız da Street Fighter’da atılan o baloncuklu öldürücü şey) ve Fox & Wolf’da Japon savaşçıları gibi duruyorlar. Kesinlike Kitsuné döver diyoruz.
- En fix sorumuzu soralım, Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz? Olabildiğince ‘racist’ olabilirsiniz? Biz de şakacıyız sonuçta.
Valla azcık bile ‘racist’ olan İsveçliler bütün göçmenlere Türk derler. Biliyoruz çok cool birşey olmasa bile bizce gayet komik bir olay. Yıllardır da bu espri yapılmıyor, bizim amacımız bu espriyi yine komik yapmak.
- (Bir 10 dakika daha yarılıyorum burda) Pis İsveçliler, peki Apple mi Microsoft mu kullanıyorsunuz ?
Apple çok güzel gözüküyor ve kullanımı güzel, Microsoft’un oyunları da deli gibi pahalı. O yüzden Apple diyoruz başka birşey demiyoruz.
- Türk erkeklerinin ‘daimi fantazisi’ İsveçli kızlardır. Nedir bu İsveçli kızlar olayı, şansımız nedir ?
Valla ilk başta Türk erkeklerinin saçlarına sürdükleri saçmasapan şeyleri kullanmamaları lazım, daha sonra belki şansınız olabilir. İsveçli kızlarında kıçlarını sallamalarını öğrenmeleri lazım. El çırparak danseden kızlar var hala ya, neyse bu kadar. Kızdır sonuçta, cuma cumartesi hep sarhoşlar zaten, etik olarak yanlış ama buyrun burdan yakın.
- Okuyuculara söyleyecek son birşeyiniz var mı efendim?
Şerefe( Türkçe yazılan bir şerefe, hatta Ş harfini bile bulmuşlar, kanımız kaynadı tabii)

Anasayfa>>
İnsan Bölümü>>
|