Her Kıyafetin Bir Hikayesi Var

Birkaç hafta önce vintage ve ikinci el kıyafetler üzerine bir moda seminerine katıldım. Seminerden sonra aklımda kalan esas konu ister vintage ister ikinci el olsun bu kıyafetlerin farklı zamanlarda farklı kişiler tarafından giyildiği oldu. Başkalarına ait kıyafetleri giyme fikrine sıcak bakmadığımı söylerken annemin nişan elbisesini bir gün içine girebilirim umuduyla sakladığımı hatırladım. Bu olay, yeni, ikinci el ya da vintange her bir kıyafetin bir hikayesi olduğunu düşünmemi sağladı. Bu düşüncemi Galata’da bir Pazar öğleden sonra araya geldiğim moda bloğu sahibi arkadaşlarımla da paylaştım. Onlar da kendi kıyafetlerini, aksesuarlarını ve bunlarla ilgili hikayelerini benimle paylaştılar. Burada gördüğünüz fotoğrafları ise Tanla Silay çekti. Umarım bu yazıyı okurken keyif alırsınız. Bence her kıyafetin bir hikayesi var, sizce?  
 
Alışveriş  Cini 



2010 yılında “En İyi Moda Bloğu” ödülünü  alan Alışveriş Cini, www.alisveris-cini.com adresindeki bloğunda moda hakkında yazıyor ve takipçileri ile alışveriş notlarını ve kıyafet kombinlerine ilişkin önerilerini paylaşıyor. Galata’ya siyah ve krem renkli bir atkı ile geldi.  

Alışveriş Cini’nin hikayesi şöyle, kendisi 2006 yılının yazında birkaç arkadaşıyla beraber Work&Travel için Hollywood'a gidiyor. O yaz Forever 21'den bu atkıyı satın almış. Forever 21 Türkiye'de de satılmıyor ya, o yüzden atkısı pek kıymetliymiş. Yazın sonuna doğru bir San Fransisko gezisi yapmışlar, Alışveriş Cini atkısını da yanında götürmüş. Hava da soğukmuş, tüm San Fransisko yolculuğu boyunca atkısını takmış. San Fransisko'dan ayrılıp Hollywood'a dönecekleri gün atkısını San Fransisko'da kaldıkları otelde unuttuğunu fark etmiş. Otele geri dönmek istemiş ancak arkadaşları o zamana kadar eline harita almadığı için Alışveriş Cini’nin otobüs garajını bulamayacağını söylemişler. Ama Alışveriş Cini kararlıymış. Tek başına otele dönmüş, atkısını bulmuş. Sonra eline ilk kez baktığı San Fransisko haritası, çok da zorlanmadan bulmuş otobüs garajını ve otobüse de yetişmiş, son 5 dakika kala kalkışa. Sonradan öğrenmiş ki arkadaşları çok zor bulmuşlar o garajı, onun otobüse yetişebileceğime ihtimal dahi vermemişler. Eh uğruna bunca uğraştığı atkısı tabi ki şimdi dolabımdaki en kıymetli eşyalardan biri olmuş Alışveriş Cini’nin.  
 
Koray Caner 



Koray Caner moda ile ilgili düşüncelerini ve katıldığı etkinlikleri www.koraycaner.com isimli bloğunda paylaşıyor. Koray’ı az da olsa kıskanıyorum zira Vogue Türkiye’nin ilk sayısının 2. baskısına sahip kendisi. Bloğunda da bu dergiye nasıl sahip olduğunu paylaşmış takipçileriyle. Eee, ilk sayının genel yayın yönetmeni tarafından satın alınmasının bir gelenek olduğunu düşünürsek, kıskanmakta haksız mıyım Koray’ı?  

Pazar günü buluştuğumuzda Koray’ın kendisine biraz küçük gelen, bir başkasına ait kıyafetleri giydiğini sanmıştım. Ne zaman Koray kendi çocukluğunda giydiği kıyafetlerle geldiğini anlattı, o zaman anladım neden 10 yıl  öncesinden çıkıp gelmiş gibi durduğunu. Koray o gün çocukluğuna dönmek istemişti. Koray’ın üzerinde  hayatının büyük çoğunluğunu geçirdiği Kocaeli’nin kodu (41) yazan bir t-shirt vardı. Altına ise bir kot şort, hani şu 90'larda babaanneye gidip "Bu pantolonu kesip şort yapar mısın?" diye yalvardıklarımızdan. Üstünde ise bir kot ceket. Yine o yıllarda görüp hiç sevmediği, “Aman kotun üstüne kot giyilir mi?" deyip ortalığı ayağa kaldırıp gözünün önünden kaldırdığı. Şimdi tekrar moda oldu ya, yerini kot ceket de yerini tekrar bulmuş Koray’ın dolabında.  

Styleboom 



Styleboom aslında bir üniversitede akademisyen olarak görev yapıyor ama moda onun en çok sevdiği hobisi. www.style-boom.blogspot.com adresinde moda haberlerini, kendi stilini ve kıyafet kombinlerini ve katıldığı moda ve sosyal aktiviteleri paylaşıyor takipçileri ile. Kendisi gerçek bir “fashionista” ve tüm arkadaşları onun ne kadar kokoş bir kadın olduğunu biliyor. Üstelik stili de çok belirgin biri. Ayakkabı ve kıyafet konusunda tanıdığı hemen herkes Styleboom’un neyi çok sevip neden hoşlanmayacağımı çok kısa sürede tahmin edebiliyormuş, kocası hariç! Styleboom’un kocası ona hep "Ama bunun benim tarzımla ne alakası var" dediği kıyafetleri, ayakkabıları tam senlik diye gösterir, Styleboom beğenmeyince de acayip şaşırırmış. Evet, biliyorum, bu hikaye pek çoğunuza tanıdık geldi değil mi? Ancak Styleboom’un masalı bir gün değişmiş. Kocası o gün araba kullanırken İpekyol'un billboardunda çekimde giydiği pembe elbiseyi görüp; "Ya bu tam benim karıcığım için yapılmış bir elbise" diyerek en yakın ortak arkadaşlarına elbiseyi tarif eden ama markasını göremediğini söyleyen bir mesaj atmış. Tam da mesajın geldiği sırada Styleboom da arkadaşıyla gezinirken aynı elbiseyi vitrinde görmüş ve "Ayyy bu benim olsun" demiş. O elbise o gün Styleboom’a kocasından hediye olarak gelmiş. O günden sonra Styleboom’un kocası sanki bir sihirli değnek değmişçesine hep Styleboom’un beğendiği şeyleri almış. Gökten üç elma düşmüş. Birisi….  

Ozan Alçın 



16 yaşındaki Ozan www.ozanalcin.com’da erkek modası üzerine yazıyor. Ozan çekime mavi bir şapka ile geldi. Ozan yıllar boyunca mağaza mağaza dolaşıp her türden denediği fötr şapkaların kendisine hiçbir şekilde yakışmadığını söyledi. Tam şapkasız yaşayacağı gerçeğini kabullenmeye çalışırken, bu mavi şapkayı bulmuş. Şimdilerde gene mağaza mağaza şapka arayışı içerisinde ama nafile, kendisine yakışan bir şapka daha bulamamış henüz. Bu nedenle bu mavi şapkanın da kendisine yakışan ilk ve son şapka olduğunu düşünmeye başlamış.

Ayrıca, bu şapkayı  sayısız kişi taktığı ve şapka ile beraber Ozan’ın anılarına tanıklık ettiği için şapkanın değeri büyük.  

Bilun Şen 



bilundesign.blogspot.com adresinde ürünlerini paylaşan, geçtiğimiz günlerde Galata’da ilk dükkanını açan takı ve aksesuar tasarımcısı Bilun Şen, Galata’daki buluşmamıza elinde çingene pembesi bir t-shirtle geliyor. Bundan beş yıl önce en yakın arkadaşının evinde pijamaları ile film izlerken, dışarı çıkıp Bilun’un şimdiki nişanlısı ile buluşacakları bir programa dahil olmuşlar. Arkadaşı da Bilun’a bu t-shirt'ü giydirmiş. O günün hatırası, üzerinde bu t-shirt yanında nişanlısı ile birlikte resmi bile çekilmiş Bilun’un. Bu t-shirt'ü ne zaman dolabında görse sevdiği insanla geçirdiği 5 yılı hatırlatıyormuş Bilun’a. Ve tabii bir de o zamandan bu zamana biraz kilo aldığını zira Bilun t-shirt'ü sadece üstüne tutmakla yetiniyor bu aralar.  

Can Direkli 



Can Direkli, ilk senesinde İstanbul’da bir üniversiteye yerleştirmesi yapılamayınca babasının kararı ile Bayramiç (Çanakkale) taşınmak zorunda kalıyor. Orada biraz yalnızlıktan, biraz sıkıntıdan önce ünlük hayatıyla ilgili yazmaya başlıyor Kanka Nerdeyim Ben isimli bloğunda (www.kankanerdeyimben.blogspot.com). Sonrasında ise kendini kadın modası üzerine yazarken buluyor.  

Can çok beğendiğim bir kot gömlekle geliyor Galata’daki buluşmamıza. Hikayesi pembe dizi gibi. Gömlek eniştesininmiş. Teyzesine kalsa eniştesi 7/24 bu gömleği giyip oturmalıymış, o kadar yakışıyormuş ki eniştesine, teyzesi tekrar aşık olabilirmiş kendisine. Can o zamanları yanına hayal meyal hatırlıyor. Aradan yıllar geçmiş; kot gömlek devri kapanmış, eniştesi kilo almış. Sonra Can’ın biricik teyzesi kanser yüzünden vefat etmiş. Eniştesi ise, 4 yıl sonra tekrar evlenme kararı almış ve geçtiğimiz Şubat ayında da evlenmiş. Yeni eş Türk filmlerindeki aşık kadınları aratmayacak kadar kıskanç bir kadınmış. Can’ın teyzesini hatırlatan her şeyi çöpe atmış, bu gömlek de o çöpten çıkmış. Eniştesinin gömleğini şimdi Can giyiyor. Eniştesi giydiği zaman nasıldı bilmem ama bence Can’a da çok yakışıyor. Siz ne dersiniz?  
 
Cindrella Under the Umbrella 



“Fashion is passion or poison” (moda tutku mudur yoksa zehir mi?) ikileminden yola çıkarak moda yazılarını http://cindrellaundertheumbrella.blogspot.com’da takipçileri ile paylaşıyor Cindrella. O gün üzerinde krem rengi el örgüsü şahane bir hırka var. Hırkayı babaannesi gençlik yıllarında örmüş. Babaannesi, annesiyle babası evlendikten sonra hırkayı çok beğenen annesine hediye etmiş. Annesi de yıllarca giydikten sonra Cindrella’ya vermiş hırkayı. Hırkayı her giydiğinde babaannesinin günlerce onu nasıl ördüğünü, nerelere giderken giydiğini, hangi kıyafetlerle, renklerle, kumaşlarla beraber kullandığını merak ediyor. Hırkanın motifini babaannesi mi çıkarmış yoksa bir dergiden mi almış, bunu öğrenmek istiyormuş. Cindrella, hırkayı hiç kimsenin üzerinde göremeyeceğini bilmek, kendisine özel olduğunu hissetmenin çok güzel olduğunu söylüyor. Üzerinde görüp; “Nerden aldın?” diye soranlara ise “Babaannemden kaldı” demenin ayrıcalığını yaşıyor. Benden sonra çocuklarımın da büyük büyük babaannelerinin ördüğü hırkayı giyebilmeleri için özenle saklıyorum diyor. Bakalım bu hırka kaç kuşak görecek.


*Yazarımızın tüm yazılarını görmek için veya e-posta göndermek için ismin üzerine tıklayınız.

SON SAYIDAN ÖNERİLER

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2011