The Back-up Plan - B Planı

“Başrol oyuncun Jennifer Lopez ise mutlaka bir B planın olmalı!”

Jennifer Lopez ve sinema kelimeleri yan yana gelince aklıma ilk gelen film “Gigli” oluyor. Sonra da bu iki kelimeyi hafızamdan siliyorum. Bir yandan da Matthew McConaughey ile başrolü paylaştığı “The Wedding Planner”ı beğenmiş olmam aklıma geliyor. Bütün bunlar yetmiyor bir de “The Fall”u izledikten sonra geçmiş yıllarda Tarsem Singh’in nasıl bir filminde başrolü Lopez’e verdiğini analiz etmeye çalışıyorum. Yok, olmuyor! Jennifer Lopez ve sinema bir arada güzel olmuyor. Joaquin Cortes ve Jennifer Lopez ve de dans kelimeleri bir arada harika oluyor ama. Neyse lafı uzatmadan, Ömür Gedik gibi çıkmaz sokaklara girmeden “The Back-up Plan”e geçeyim (Ömür Gedik’in “Back-up Plan”le ilgili kısa yazısını ve de sonrasında Uğur Vardan’ın -kendisine sonsuz saygılarımı sunarım- “Er Gedik’i Kurtarmak” başlıklı yazısını okumanızı öneririm.)

“The Back-up Plan”, 30’lu yaşlarına gelmiş, hayatında “doğru” erkeği bulamamış ve anne olmak için can atan Zoe ile kadınlardan bir süre uzak kalmaya karar veren Stan arasındaki aşkı anlatıyor. Zoe ile Stan arasında her şey güllük gülistanlıkken Zoe hamile kaldığını öğreniyor, bu durum sonucunda da Stan’in hayatına bir kişi değil; birden fazla kişi girmiş oluyor ve işler sarpa sarıyor. Senaryoya bakıldığında çok da klasik bir hikâye örgüsüne sahip değil. Fakir çocuk, zengin kadın etrafında ya da çirkin kadın, yakışıklı erkek merkezli kısır döngü halini almış, klasik bir hikâye yok ortada. Bu açıdan “The Back-up Plan” ilk başta artı bir puan yazdırmayı başarıyor hanesine; fakat iş kurguya ve oyunculuklara gelince artı puandan eser kalmıyor ve izlediğiniz film “çerezlik” olarak nitelendirebileceğim, evde sıkıldığınız zamanlar herkesten sakladığınız ya da söylemekten çekindiğiniz; ama sıkıntıdan izlediğiniz romantik-komedi filmleri kategorisine giriyor.

Filmin senaryosunu yazan Kate Angelo “Will & Grace”, “What About Brian” gibi dizilerin birkaç bölümünün senaristliğini yapan biri. Angelo’nun filmografisinde “Will & Grace”i görünce izleyici daha çok şey bekliyor; fakat taslakta iyi ama mantıksız, abartılı detaylara takıldığında ortaya sığ bir senaryo çıkıyor. Böyle bir senaryo da filmin kurgusuna yansıyor ve film yanlış yönlere doğru yol alıyor arada. Hikâye açısından insanı umutlandıran; ama ayrıntılara takılan senaryoyu kurtarmak bu durumda yönetmen Alan Poul’e kalıyor.

Alan Poul, “Rome”, “Big Love” ve “Six Feet Under” gibi dizilerde yönetmenlik yapmış ve yedi Emmy adaylığı kazanmış bir yönetmen. Poul, filmin kurgusu ve yardımcı rollere verdiği ağırlık ile filmi eğlenceli kılıyor. Zoe karakterinin katıldığı “Bekar ve Gururlu Anneler” grubu ile ilgili olan sahneler ile Zoe’nin büyükannesi ile inatla 22 yıldır evlenmeye yanaşmadığı Tom Bosley tarafından canlandırılan Arthur’un olduğu sahneler gerek oyuncuların performansı gerekse başarılı yönetim ile filmin akılda kalıcı anları ve “The Back-up Plan”in de tek başarılı kısmı olarak yer alıyor.

“The Back-up Plan”in başrollerinde Jennifer Lopez ve Alex O’Loughlin var. O’Loughlin geçtiğimiz yaz CNBC-e kanalında da yayınlanan “Moonlight” adlı dizide yer almıştı. David Boreanaz’ın “Angel” karakteri betimlemesine benzer bir betimleme ile vampir dedektif rolünü canlandırdı. O’Loughlin ile “Veronica Mars”ta rol almış Jason Dohring’in başarılı karakter profili çizdiği dizi bir sezon dayanabildi. O’Loughlin, Stan rolünde “nötr” olarak nitelendirebileceğim bir performans sergiliyor. Jennifer Lopez’in canlandırdığı Zoe karakteri odaklı ilerleyen filmde Stan karakterinin, oyun parkında çocuklarına göz kulak olan bir baba ile sohbet ettiği sahne O’Loughlin’in oyunculuk açısından ağır bastığı ve de başarılı oyunculuğunu anlık da olsa izleyiciye gösterme fırsatını elde ettiği tek an.

Film, yardımcı roller sayesinde ilerleyebiliyor. “Bekar ve Gururlu Anneler” grubunun iki üyesini canlandıran Melissa McCarthy ile Maribeth Monroe’nun yer aldığı sahneler ve özellikle Monroe’nun canlandırdığı Lori karakterinin bebeğini doğurduğu sahne filmin tek artı özelliği olarak akılda kalıyor.

“The Back-up Plan”, evde sıkıntıdan izlenebilecek, “Keşke Eric Christian Olsen’ın rolü daha ağır olsaydı ve Melissa McCarthy ile Maribeth Monroe üzerinden ilerleyen bir kurguya sahip olsaydı” dedirtecek vasatla ortalama arasında gidip gelen ve sonunda vasatlıktan kurtulamayan bir film.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010