|
Rüyaların Efendisi – Christopher Nolan
“Sinema öldü. Nerede o eski çığır açan işler?” diye hayıflanan insanlara ‘’Memento’’ adlı bulmaca filmle tokat atan adamdır Christopher Nolan. Öyle bir filmdir ki “Memento”, sinemayla içli dışlı tüm entellektüel camia filmin içindeki zekaya, puzzle tadındaki tuzaklara, kurguya ve oyuncu yönetimine şapka çıkartmıştır. Evet, nur topu gibi bir “Kült” film doğmuştur. Üstüne üstlük bir anda herkesin dikkatini çeken bu genç adam, bunun öncesinde sadece tek bir film çekmiştir. Eleştirmenlerin sevdiği ama öyle bayılmadığı “Following – Takip” adlı bu ilk film sessiz sedasız kaybolup giderken, ardından gelen “Memento” ise kara film janrında bir kilometre taşı olarak hafızalara kazınmıştır. Velhasıl Nolan, dahi yönetmen kontenjanından balıklama Holywood’a atlamıştır. Peki ama kimdir Nolan?

Nolan’ın hayatını şöyle bir didikleyecek olursak şaşırtıcı olmayan bazı detaylara ulaşmamız kolay olur. Daha ilkokul çağlarındayken (bir rivayet o ki yedi yaşındaymış) babasının kamerasını çalarak kendi kendine deneysel işler çekmeye başlamış tuhaf bir çocuktur o. Sokakta oynayan akranlarının tersine Nolan, içine kapanık yapısının tesiriyle film çekmeye başlamıştır. Londra’nın kozmopolit ortamında geçirdiği çocukluk ve ilkgençlik yılları ise bünyesinde sağlam bir etki bırakır Nolan’ın. Öyleki Üniversite’de seçimini İngiliz Edebiyatı’ndan yana kullanacak ve sinemaya bir süre metres muamelesi yapacaktır. Lakin Üniversitede de rahat durmayan ünlü yönetmen, ’’Doodlebug’’ adlı kısa filmiyle irili ufaklı birçok ödül kazanır ve sinemayla olan ilişkisini eski tutkulu noktaya oturtur. Aslında sadece taşlar yerine oturmuştur. Nolan kararını o noktadan sonra verir. Üniversite eğitiminin ardından, gerçek aşkı sinemaya geri dönecektir. Kendine söz verdiği gibi eğitiminin ardından; bıraktığı noktadan devam eder. Bir ilk film için hayli başarılı olan “Following” ile adından söz ettirmeye başlar. Rotterdam’da yarışan filmi Altın Kaplan ödülünü alıp; “zeki ve estetik” diye taçlandırılsa da öyle yerleri titretmemiştir. Lakin arkasından gelen “Memento”nun ipuçları bu filmde saklıdır. Kurgu konusundaki deha, kendini bu filmde hissettirmekte ve gören gözler için Nolan yeteneğinin ipuçlarını açık etmektedir.

Ardından gelen film “Memento” ise tabiri caizse sinema dünyasında bir deprem yaratır. Ters akan kurgusuyla film, seyirciye aslında bildiği şeyleri tersyüz ederek anlatan kara film tadında bir bulmacadır. Film öyle büyük bir etki bırakır ki, aradan seneler geçmesine rağmen hala Memento’yu taklit eden kurgu numaralı öyküler sinemaları şenlendirmeye devam etmektedir.

“Memento”nun ardından Nolan’ın beklediği an gelmiştir. Norveç yapımı bir filmin remake’ini çekmek üzere nispeten büyük bir bütçeyle yola çıkar. Oyuncu ekibinde Al Pacino ve Robin Williams vardır. Nolan’ın bilindik takıntıları filmde fazlasıyla vardır. Hafıza ile ilgili gelgitler, halisülasyonlar perdede cirit atmaktadır. İşin ilginç yanı yıllar yılı Robin Williams’ı sevimli amca rolleriyle benimseyen seyirci fimde bunun tam tersini izmelekte ve bir kötü adam olarak ilk kez onu perdede ciddi ciddi izlemektedir. Nolan yine bir tabuya saldırmış ve hafızalarımızın içindeki “Cici Adam” Robin Williams’ı kötüye çevirmiştir. Her filmiyle daha da yukarılara uçan Nolan beklenmedik bir atakla “Batman” projesine de dahil olur. Üstelik şimşekleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Çekilen tüm “Batman” filmlerinin kötü ve realiteden uzak olduğunu söylemekte; kendi çekeceği filmle bunu yıkacağını iddia etmektedir. Tim Burton fanları bu yorumların ardından küplere biner.

Nolan, o kadar iddialıdır ki; filmine “Batman Begins” adını verir. Yönetmenin bilindik takıntıları ise yine devrededir. “Batman” hikayesinin en başına dönülür. “Batman” karakterinin oluşum sürecine şahit oluruz. Karşımızda Tim Burton’un esprili kara filminden geriye pek bir şey kalmamıştır. Çizgi-roman ruhu da zedelenmiştir ama ne gam. Ayakları yere basan bir süper kahraman ve her şeyin bir nedene bağlandığı kapkara bir film doğmuştur. Seyirci de bu yeni “Batman”i çabuk sahiplenir. Nolan kaliteli filmler çeken bir gişe canavarı olmuştur.

Kısacık filmografisinde neredeyse her filmi olay olan Nolan; yeni filminde ilizyon fonlu bir dönem filmi çekmiştir. “Prestige” bir yıldızlar karnavalı gibi seyirciye göz kırpmaktadır. Hugh Jackman, Scarlet Johanson, Guy Pearce’ın rol aldığı film adeta bir matematik problemini andırmaktadır. Film, baş karakterlerinin yaptığı ilizyonlar gibi seyirciyi büyülemekte ancak dikkatli bakan gözlere sırlarını vermektedir. Eserin sahibi Nolan ise olanlara kıs kıs gülmektedir. Çünkü yıllarca hasır altı edilen bir bilim adamı olan Tesla da onun senaryosu sayesinde tekrar gündeme gelmiştir.

“Prestige”in hemen ardından çektiği “Dark Knight”sa gerek Heath Ledger’ın karizması gerekse filmin başarısı sayesinde hem eleştirmenler nezdinde hem de gişede harikalar yaratan nadir filmlerden biri olarak kayıtlara geçer. Filmin fazlasıyla karanlık tonu ve “Joker” rolünde oynayan Heath Ledger’ın muhteşem performansıyla uzun süre hafızalarda yer eder. Ledger’ın ani ölümünün de filmin kült olma potansiyelini artırdığı, üstü örtülü bir gerçek de olsa aşikar. Yine de Nolan tam da iddia ettiği gibi “Batman”i dönüştürmeyi başarmıştı. Acıklı ama artık kimse Tim Burton’ın esprili ve çizgi romana daha sadık uyarlamasını hatırlamıyor.

Şu sıralarsa tüm dünyada bir “İnception” fırtınası yaşanıyor. Nolan’ın olmazsa olmaz zihin, hafıza ve rüya gibi takıntılarını içinde harmanlayan, bu süper bütçeli bulmacasını Kuzey Amerika seyircisi adeta paraya boğdu. Gişede rakip tanımayan film, sinema yazarları tarafından da bir hayli takdir gördü. ABD’li kimi eleştirmenlerse, “Inception” ardından Nolan için artık Oscar çanlarının çaldığını söylüyor. İşi abartıp Nolan’ı Bergman’la kıyaslayan ve gelecekte varolacak sinemayı algılayabilmek için onu izlemek gerektiğini söyleyenler de var. Velhasıl, Nolan artık bir ekol. O, filmleriyle entellektüeli, sıradanı yani herkesi büyüleyebilen ender sinemacılardan biri. O, Christopher Nolan. Bizler de yeni rüyalar ve bulmacalar sunmasını bekleyen müritleri olarak; ona binlerce kez teşekkür ederek rüyalara dalıyoruz.
Christopher Nolan Röportajı İçin Tıklayınız.
Inception Film Kritiği İçin Tıklayınız.


|
|
|
|
|
|
|
|