Eamon

Eamon (2009), gördüğüm yol-aile karmaşası filmleri arasında belki de en orijinali... Hani tipik yol filminde karakterlerin başına olaylar gelir, sonra onlar da değişir, ders alır, olgunlaşır, yeni bir ben olurlar ya, Eamon öyle değil...

İlgisizlikten bıkmış küçük Eamon, ekstra bencil anne Grace ve seks düşkünü baba Daniel... Karakterlerimizin bu karmaşasına bir de parasızlık eklenmiş durumda... İste filmimiz de ailemizin(!) küçük sahil kasabasına bir haftalık tatilini konu ediniyor.

Eamon ilgi-sevgi bekler, normal olmayacak şekilde annesine düşkündür -hatta o kadar ileridir ki bu- onu babasından bile kıskanır ve her fırsatta aralarına girmeye çalışır. Çift kişilik yatakta annenin yanını kapmaca Eamon için bir zafer... Daniel’in istekleri ise; malum... Eamon’in aşırı hiperaktivitesinden yararlanarak, bir bardak kola içirip Eamon’i oyalayıp Grace ile vakit geçirmece de onun için bir zafer!

Grace ise ne istediğini aslında tam da bilemez, onun tek ilgi odağı sabahtan akşama kadar sahilde güneşlenen Mr. Muscle kılıklı bir genç bay...

Bu nedenle de bu küçük tatil bir yarışma aslında; hatta bir güç çatışması... Ama sonunda kimsenin istediğini alamaması- Eamon hariç! İronik olan kısmı da filmin karanlık, huzursuz genel gidişatına rağmen, yer yer seyirciyi içine çeken mizahi öğeleri… Ve üzerinde ayrıca durmak gerek ki; Eamon kesinlikle kolay unutulabilecek bir karakter değil! Ayrıca ikinci yarıdan itibaren filmde mistik bir şekilde yarı sürreal yarı gergin bir hava da mevcut. Eamon’in kola içip enerji patlaması yasadığı sahneler, Amy ve Daniel’in içip içip dans ettikleri slow-motion sahneler ve filmin sonu akil oyalayıcı; keza yönetmen Margaret Corkery de diyor ki; kendisi basit bir hikâyeyi farklı şekillerde, değişik tarzları birleştirerek anlatmaya pek meraklıymış ve asil amacı da bu süreçte seyirciyi oyalayıp, sonunda azıcık da olsa şaşırtmakmış. Eh çok da iyi demiş, çok da iyi yapmış!

Çünkü bu İrlanda yapımı, küçük bütçeli, az aksiyonlu filmi belki de sevilesi yapan temel etken çarpıcı sonu... Spoiler vermemek adına bahsetmemekteyim. Zaten kendisi defalarca izlenecek, başyapıtlardan ya da büyük bir auteurun elinden çıkmış eserlerden değil; ama güzelliği de bu içten havası, ilginç karakterleri; ‘olay’dan çok karakterlerimizin ‘durum’ları ve sonra da beklenmedik, sürpriz son; ama o da sakin oldukça... O yüzden ben derim ki; Eamon durağan filmlerden pek haz almayanların uzak durabileceği; küçük senaryo oyunlarından, kopuk karakterlerden hoşlanan ve filmden çok büyük beklentileri olmayan; küçücük şaşırtıcı bir sondan bile mutlu olabilenlerin ise oldukça zevk alabileceği bir film...




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010