Avatar: The Last Airbender / Avatar: Son Havabükücü

Son zamanlarda orijinal senaryo ve konu sıkıntısı çeken Amerikan film endüstrisinin uyarlama senaryolara ağırlık verdiği bir dönemde bulunmaktayız. Daha çok çizgi roman karakterlerinin sinemaya uyarlanmış hallerini karşımıza çıkaran Hollywood bu sefer ise bize bir çizgi film uyarlaması olan The Last Airbender’ı sunuyor. Her ne kadar animasyon filmlerinin ya da bu tarz uyarlamaların manyağı olmasam da merakla beklediğim yapımlardan bir tanesiydi bu yapım. Sinema endüstrisinin uykuya yattığı böyle bir zamanda bu tarz iddialı bir yapımın gişeye girerek seyirciyle buluşacak olması, ister istemez insanı heyecanlandırıyor haliyle.

Ama tam bu noktada da Hollywood’un azizliğine uğramak kaçınılmaz bir hal alıyor aslında. Büyük beklentilerle gidilen bir filmden gerekli hazzı ve keyfi alamadan çıkmak insanı biraz huzursuz ediyor ve filmlerin en heyecanlı yerlerini alarak fragmanı oluşturan kişilere sövme hissiyatı doğuruyor. Eminim ki filmi izleyen birçok kişide aynı duyguları taşıyarak filmi bitirip evlerine dönmüşlerdir. Herhalde bu tarz senaryo ve konular arasından hala en yüksek yerde yer alan filmin “Yüzüklerin Efendisi” olduğunu söylememde bir sakınca olmayacaktır hele ki The Last Airbender’ın bize beklentimizin altında bir performans sunmasından sonra.

Paramount Pictures ve Nickelodeon tarafından üretilen filmin senaryosu ve yönetmenliği ise M. Night Shyamalan’a ait. Daha önce çektiği İşaretler, Köy ve Korkusuz gibi filmlerden adını hatırladığımız yönetmenin bu tarz bir filmin yönetmenliğini üstlenmesi ve farklı bir kulvarda bulunması tabiî ki de The Last Airbender’ın gerektiği kadar ivme kazanmamasının en büyük nedenlerinden biri olarak ortaya çıkıyor. En azından senaryo bu tarz bir filmi daha iyi anlatabilecek ve bu alanda daha önce çalışmış bir ya da birkaç kişiye bırakılsaydı belki de film daha iyi olabilirdi.

Filmin başrollerinde ise Noah Ringer -Aang-, Dev Patel -Prince Zuko-, Nicola Peltz -Katara- ve Jackson Rathbone’ı -Sokka- görmekteyiz. Ateş krallığının kurmak istediği hükümdarlığa karşı durmaya çalışan Avatar ve diğer iki – su ve toprak – elementi temsil eden ve bu elementleri kullanabilen krallıkların mücadelesini anlatan, üçlemenin ilk filmi olarak karşımıza çıkıyor bu yapım. Her uyarlama filmin kendine has sorunları olduğundan Avatar’ın da kendine has sorunları mevcut tabiî ki. Ama serinin ilk filmi olmasından dolayı büyük beklentilere yol açan bu filmin devamının nasıl gelişeceği de meçhul bir soru işareti olarak karşımızda duruyor.

Filmde bütün öğeler karşımızda dururken bu öğelere basit ve yüzeysel şekilde değinilmesi filmi de basit bir yapıya indirgiyor aslında. Şahsen ben filmde geçen bütün dövüş sahnelerinden gerekli duygu ve hazzı yakalayamadım. Bu sahneler, her ne kadar yönetmen oyuncuların dövüş sanatları eğitiminden geçtiklerini belirtse de, bende yeteri kadar üstünde düşünülmemiş ve gerekli özenden yoksun hissi uyandırdı. Bir nevi 3. sınıf Amerikan aksiyon filmi izliyormuşum havasına girdim. Filmin sonundaki Ateş krallığının, kuzeydeki Su krallığına saldırdığı sahnede de tam anlamıyla bir çöküş yaşadığımı belirteyim. Belki filmi bu son bölümü kurtarır derken hiç estetik olmayan hatta Malkoçoğlu ya da Battal Gazi filmlerindeki dövüş sahnelerinden bile daha kötü bir bölümle karşılaştım.

Filmde görsel efektlere ağırlık verildi ve bu sahneler de önemsenmedi desem bu zamanda karşıma elle tutulur bir görsel show da çıkmıyor. Ortada uçan alevler, sular ve kayalar var ama bu tarz bir yapıma yakışmayacak bir estetikle sunulmuş durumda. Ki biz Uzakdoğu sinemasının dövüş sanatları ile estetik öğesini bizlere nasıl sunduğunu bildiğimizden bu kadar yüksek maliyetli bir yapımda bunları görememekte beni şaşırtan bir unsur olarak öne çıkıyor.

Herhalde Shyamalan mistisizm, dövüş sanatları, görsellik ve fantastik öğelerin hangilerine ağırlık vereceğine karar vermektense filme hepsinden bir tutam eklemek istemiş demek geliyor içimden. Ama bu da filmin bütününe yayılınca, ne dediği ve ne anlatmak istediği belli olmayan bir yapımla seyirciyi buluşturan bir film ortaya çıkmış. Bu yüzden serinin diğer filmlerinin daha iyi olmasını ummaktan başka bir şey gelmeyecek gibi gözüküyor elimizden.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010