Büyülü Ses, Sade Stil: Victoria Legrand- Beach House

Uzun zamandır beni büyüleyen öyle bir grup var ki albümleri Devotion’ın, Teen Dream’in bendeki yerini anlatmaya kelimem yetmez, başarıları tartışılmaz, tatlılıkları su götürmez, vokali ise bulunmaz. Abartılı bu sözlere katılmayan pek azdır zira Beach House her dinleyeni en azından vokallerle vurmuştur. O vokallerin, o sesin sahibi Victoria Legrand’ı geçtiğimiz hafta sonu İsveç’te izlediğimde, tüm düğmeleri iliklenmiş beyaz gömleği ve siyah blazer’ı ile sahnedeki ‘effortless’ stiline dikkat etmediğimi fark ettim, şaşırdım. Hemen işe koyuldum ve röportajlarını okudum. Buyurun ‘rock chic’imizi inceleyelim.

Baştan aşağı stil sahibi Victoria’nın ilk göze çarpan yanı ile başlayalım; baştan yani saçından başlayalım. Kaküllü uzun dalgalı saçları hep dağınık ve bu ayrı bir hava katıyor kendisine. ‘Saçlarım istediği gibi uzuyor ben de onların kuralına göre yaşıyorum sayılabilir’ diyor. Konserde de saçlarını toplamama sebebini sahnede rahat olmamayı ve orada terlemeyi, kendini kaybetmeyi daha çok sevmesiyle açıklıyor.

Grup arkadaşı Alex ile asıl konumuz Victoria, hemşerileri Baltimorelular ve modadan konuşmayı cool bulmayan gruplar gibi değiller. “Duvar önünde fotoğraf çektiren grup”ları sıkıcı buluyorlar ve Vintage tutkunular. “Fazla yeni” kıyafetleri sevmiyor ikisi de. Örneğin, Victoria birçok insanın nefret edeceği saçma parçaları ilham verici buluyor ve kendini böyle daha iyi hissettiğini söylüyor. Vintage pantolon ve blazerları, gözlükleri ve şapkaları ile sahnede bunu net olarak görebiliyorsunuz zaten. Bu vintage düşkünlüğünün yanında her kadın gibi ‘designer’ları da seviyor. Rodarte, Miu Miu, Marc Jacobs, Chanel, McQueen, Vivienne Westwood, Chloe vs. Özellikle Vivienne Westwood’un içinde kendini görebildiğini, yalnızca ya çok pahalı olduklarından veya bunları giyecek yer bulamadığı için almadığını söylüyor. Stilini özetle dendiğinde “özgür, çarpıcı, maskülen ama aynı zamanda feminen (ama fazla feminen değil) ama en önemlisi eğlenceli” olarak tanımlıyor. Üstelik Coachella’nın sıcağında deri şort giyecek kadar da acıya katlanma tahammülü olduğunu söylüyor. “Aslında karavan modası (van fashion) benimki, günden güne, spontan olmak beni mutlu ediyor.” diyor. Ve bayıldığım bir şekilde moda ilgisini özetliyor: “ Çok güzel bir kıyafet tüm gününüzü değiştirebilir.”

Victoria Legrand her kadın gibi bir de ayakkabı düşkünü. Festivalde kendini içinde rahat hissettiği kıyafetleri seçmesi ve makyajı nemlendirici-kırmızı ruj-pembe oje ile minimize etmesine rağmen ayakkabılarda seçici… Topuklu ayakkabı seviyor, özellikle Opening Seremony’inkilere bayılıyor. Ancak festivallerde güvenli olmak (J) için bir sürü ‘ankle boot’u karavanda muhafaza ettiğini söylüyor. Ve bu ‘tour’ düşkünü hatun, o karavanın gittiği yerlerden topladıklarıyla dolduğunu söylüyor. Tıpkı moda tutkunu herkesin gittiği her yerde gözünü dört açıp stilini beslediği gibi…

Victoria Legrand ve aslında Beach House müzikte olduğu gibi modada da ruhları okşayan estetikle sevgimizi daha çok hak ediyor. İlhama buyurun…























 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010