Zombi Filmleri

Vampirlerin karizmasının yanında ezilen zombiler, yeni nesil sinema izleyicisi tarafından da hep hor görülmiştür. Yavaşlıkları yüzünden aşağılanan ve alay edilen zombiler vampirlerin popülerliği altında ezilip gitmişler ve zamanla değişime uğrayarak zombi adı altında nitelendirilmeden farklı tarzlarda kaşımıza çıkmışlardır.



1) Night Of The Living Dead (1968) / Dawn Of The Dead (1978) / Day Of The Dead (1985)

Zombi filmlerinin babası olarak anılan Geroge A. Romero’nun zombi üçlemesiyle karşı karşıyayız. Bu filmleri ayrı ayrı ele almak istemedim çünkü onlar bir bütün. Politik göndermeler içeren bu üçleme (ki zombi filmlerinin hemen hemen hepsi politik göndermeler içerir) zombi filmleri serüvenine başlarken izlenilmesi gereken ilk filmlerden. Yıllar sonra bu üçlemenin devam niteliğinde filmler çekse de ilk üç filmin yerini hiçbiri alamadı benim için. Dawn of the Dead’in de yeniden çevrimi bulunuyor fakat hiçbir şey orijinali gibi değil tabi.



2) Evil Dead (1981) / Evil Dead II (1987) / Army Of Darkness (1992)

Yeni dönemde “Spiderman”in yönetmeni olarak tanınan Sam Raimi’nin aslında zombi filmleriyle işe başladığını görüyoruz. Korku - komedi tadındaki bu üçleme zombilerin yanı sıra büyücülük konusunu da işliyor (“Spiderman” üçlemesinden sonra “Drag Me To Hell” ile Sam Raimi’nin tekrar aramıza katılmasından büyük mutluluk duyuyorum). “Evil Dead” tekrar tekrar izlemekten bıkmayacağım bir zombi filmi. Bir yandan o dönem korku filmleriyle dalga geçerken bir yandan da korkutmayı başarıyor. Stop motion olarak kullanılan özel efektler çok başarılı. Favori sahnem ise baş roldeki oyuncunun, içine şeytan girmiş eliyle mücadelesi.



3) A Virgin Among The Living Dead (1973)

B filmi sevmeyenlerin uzak durması gereken bir zombi filmi kendisi. Açıkçası tam zombi filmi midir nedir o da belli değil ya neyse. Jesus Franco’nun ve görselliğinin lezizliğinden de anlayacağımız üzere Jean Rollin’ın yönetmiş olduğu bu film absürdlüklerle dolu bir B filmi. Bir piyano sahnesi vardır ki, orda çalan şarkıya bayılırım. Onun dışında, konusu korku filmlerindeki bütün klişelerin bir araya toplandığı anlaşılmazlıklar silsilesinden başka bir şey değil. Dev penis heykeli benzeri şeyden bahsetmiyorum bile.



4) Re-Animator (1985)

H.P. Lovecraft’ın eserinden uyarlama deli bir film. Kendisini minnacıkken izlemiştim. O zaman da bayılmıştım, hala bayılırım. Tekrar tekrar izlerim. Tadından yenmez. Şöyle bir diyalog vardır: He’s dead? Not anymore. Buyrun size en güzelinden bir zombi filmi ama en güzelinden diyorum bak. İçerdiği şiddetin yanı sıra komedi öğelerine de yer veren film pek çok korku filmi izleyicisi tarafından türünün en iyilerinden biri kabul ediliyor.



5) Zombie Strippers (2008)

Bu film yanlışlıkla araya karışmış bunu atlıyorum ama merak edenler için filmde Jenna Jameson oynuyor, belki izlemek istersiniz.



6) Braindead (1992)

Peter Jackson’ın “Yüzüklerin Efendisi”nden önce, devamlı zombi filmi çektiği dönemlere dönüyoruz. Sam Raimi’nin “Evil Dead”i gibi korku komedi tadında, gore diye tabir ettiğimiz bol kanlı bir film kendisi. Pek çok espri barındırıyor içinde. İyi vakit geçirmelik bir zombi filmi. Konusuna gelecek olursak, maymun benzeri bir yaratık tarafından ısırılan babaannenin zombiye dönüşmesinden yola çıkarak kan gölüne doğru ilerliyor.



7) Zombi 2 (1979)

Romero’nun “Dawn Of The Dead”ini çok beğenmesi üzerine “Zombi 2” adlı filmi çekmiş Lucio Fulci (“Dawn of the Dead” İtalya’da zombi ismiyle vizyona girmiş. Bu yüzden ismi “Zombi 2”). Filmi çok eskiden izlemiştim bu yüzden hakkında çok fazla bir şey hatırlamıyorum fakat köpekbalığıyla zombinin güreş(!) sahnesi efsane sahnelerinden biridir. Zombi makyajları başarılı, gore seviyesi yüksektir.



8) Resident Evil (2002) / Resident Evil: Apocalypse (2004) / Resident Evil: Extinction (2007)

Her ne kadar eleştirmenler yerden yere vursa da “Resident Evil”in kalbimdeki yeri çok ayrıdır. Hele ilkine bayılırım, her sahnesini ezbere bilirim, otuz kere izlemişimdir falan (“My name is Alice and I remember everything”). Milla Jovovich’i de zaten pek bi’ severim. Aksiyonu bol bir zombi filmi. Yeni nesil zombi filmlerinin başlangıçlarından, virüstür mirüstür salgındır, ordu işin içine girer, hükümet ayrı telden çalar, halk isyanlarda falan…



9) 28 Days Later (2002) / 28 Weeks Later (2007)

Yeni nesil zombi filmleri içinde en beğendiklerimdendir bu seri. Yavaş koşan zombiler yerini hızlı hareket eden vahşi insancıklara bırakmıştır. Gerim gerim gerildiğiniz filmlerdir. Özellikle “28 Weeks Later”ın açılış sahnesinde hop oturup hop kalkmadım değil. Bir de üstüne mükemmel bir soundtrack oldu mu fazla söze gerek kalmıyor. Listenin içindeki en iyi filmlerdendir bence kendileri. Kan ve şiddet seviyesi oldukça yüksek, sosyal mesajları her zombi filminde olması gerektiği gibi tam yerindedir.



10) Planet Terror (2007)

Yeni dönemde çekilmesine rağmen B filmi havasında çekilmiş tadından yenmez zombi filmi. Rose Mcgowan zaten başlı başına bir izleme nedeni. Kopan bacak yerine takılan makineli tüfek gibi bir absürdlükle çoğu B filmine taş çıkartır kendisi. Efektler iğrençlik sınırlarını zorluyor. Patlayan organlar mı ararsın, iğrenç sıvılar mı dersin, penisi eriyen bir Tarantino bile mevcut filmde. O yüzden hala izlemediyseniz izleyin derim. 



Bonus Film 11) Otto or Up With Dead People (2008)

Listedeki izlemesi en zor, en mide gerektiren film ünvanını rahatlıkla kendisine verebilirim. Türüne gelecek olursak, B filmi sayılabilecek bir yarı mockumentary denilebilir. Film içinde film gibi bir konu izler, filmdeki yönetmenin çekmek istediği film ise epik ve politik bir porno zombi filmidir. Bir yandan gore seks adı altında sevşien gay zombileri görürken, bir yandan kapitalizm eleştirisi yaptığını söyleyen bunun yanında da yabancılaşma kavramına dokunduran film deneyselliğin sınırlarını zorluyor. Bol bol eşcinsellik, bol bol kan, bol bol sex: Otto.


 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010