Ratatat – LP4

Bir grubun kalitesinden ödün vermemesi her zaman beklentilerimizin baş sıralarında yer alır. Bunu yaparken bir yandan grubun kendine has bir sound oluşturabilmesiyse güzel bir bonus olur. 2004’te tanıştığımız Ratatat her iki beklentiyi de hakkıyla karşılayan gruplardan. Pek çok enstrümanla haşır neşir olan  prodüktör Evan Mast ve gitarist Mike Stroud 2006’da çıkardıkları dillere destan Classics albümünden sonra kendilerini stüdyoya kapatmışlar ve olaylar gelişmiştir. Bu stüdyo günlerinde kaydettikleri şarkıların bir kısmını 2008’de çıkan albümleri Lp3’de dinlemiştik, diğerleri de Lp4’de karşımızda.

Öncelikle şunu belirtmek lazım; neyse ki ikilinin albüm ismi seçimi ve albüm kapağı tasarımı konusundaki başarısızlıkları müziklerine yansımıyor. Lp4’e gelirsek, bazı eleştirmenler albümün Lp3’ten arta kalanlardan başka bir şey olmadığını savunsa da ben bu albümde Ratatat’ın hiç çekinmeden farklı şeyler denemeye çalışırken kendilerine özgü yanlarını da kaybetmedikleri ve hatta ilerledikleri düşüncesindeyim. Lp4’ün en çok öne çıkan yanı klasik, jazz, electronica, funk, hip hop ve rock gibi pek çok türü çok iyi harmanlanması. Daha önceki albümleri için de kesinlikle (birçoğunun yaptığı gibi) sadece klasik rock ve elektronik birleşimi denemez ama Lp4,  türlerin birleştirilmesinin Ratatat sınırları içinde nasıl yapılabileceğini en iyi şekilde gösteriyor. Bu harmanlama yeteneğini yaylıların, piyano interlüdlerinin, analog synthlerin, Stroud’ın gitar lead’lerinin ve bilmediğimiz bir sürü enstrümanın birleşiminde de görüyoruz zaten. Bunun en iyi örneğiyse enstrüman zenginliğiyle öne çıkan “Billar”.  Ayrıca bu albümde ufak tefek yerlerde de olsa vokaller ve de bazı filmlerden diyaloglar da kullanılmış ki film samplelarının şarkılara serpiştirilmesi kadar çekici bir şey olamaz.

Lp4’ü diğer Ratatat albümlerinden ayıran bir başka önemli noktaysa albümdeki perküsyon yoğunluğu. Örneğin; resmen memleketimizin ezgilerine selam çakan, “haydi kızlar oturmaya mı geldik” havasındaki  “Bare Feast” tam bir perküsyon şenliği. Diğer bir şenlikse hip-hop ritimlerini yaylılar, gel-gitler yapan synth ve gitarlarla birleştiren “Mandy”. ”Neckbrace” deki inanılmaz değişkenliğin yarattığı şenliği de unutmamak lazım tabi.

Her ne kadar Lp4 Ratatat’ın tıpkı bir şarap gibi yıllar geçtikçe güzelleştiğine ikna etse de özellikle albümü ilk dinleyişlerinizde bir miktar hayal kırıklığı yaşamanız mümkün. Genel olarak temponun çok yüksek olduğu bir albüm olmamakla beraber, bir yerden sonra “yavaş yavaş toparlanalım, kapatıyoruz” havasını sezebiliyorsunuz. Sonuna kadar “Seventeen Years” şarkısındaki gibi bir patlama anı bekliyorsunuz ve o an bir türlü gelmiyor. İşte bu yüzden albümü açık bir zihinle dinlemek gerekiyor. Çünkü ancak o zaman Ratatat’ın “ Loud Pipes” veya “Wildcats” gibi şarkılarına zamanında fazlasıyla tav olup etkilerinden bir türlü çıkamadığınızı, ama aslında Lp4’ün de diğer Ratatat albümleri kadar değerli olduğunu anlayabiliyorsunuz. Sözün özü, bu ikili kesinlikle denemekten korkmuyor. Bize kalansa Mast’in synth ataklarının ve Stroud’un gitar virtüözlüğünün bir kez daha kulakların pasını almasına izin vermek ve albümü tekrar tekrar dinlemek oluyor.



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanatlar | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010