The Collector - Koleksiyoncu

       “Kedi Fare Oyunu”

Uzun süredir korku-gerilim anlamında vasat geçen sezonu “Koleksiyoncu” ile bir nebze kırmış görünüyoruz. “Saw” serisinin bazı filmlerine imza atmış, TV kökenli yönetmen Marcus Dunstan'ın yönettiği film; kansa kan, gerilimse gerilim, sürprizse sürpriz anlamında dozunda bir karışım sunuyor.



Filmin konusunu kısaca özetlemek gerekirse, Detroit'in kuş uçmaz kervan geçmez bir köşesindeki eve yerleşen Chase ailesi, evdeki tamiratlar için Arkin'i kiralamıştır. Lakin Arkin parasal anlamda çok zor durumdadır. Eve kimsenin olmadığı bir anda girerek soymaya karar veren Arkin'i içeride kötü bir sürpriz beklemektedir. Eve kendisinden önce giren deri maskeli bir sapık katil aileyi rehin almış, onlara işkence etmektedir. Arkin şimdi ahlaki olarak ikilemdedir. Ya onları bu durumda bırakacak ya da sapıkla mücadele edecektir. Eh söylemeye gerek yok kahramanımız tabi ki aileye yardım etmeye karar verir. İçinde bazı twistlerin de bulunduğu bu yer yer şaşırtıcı film çok şey beklenmeden izlenirse son derece keyifli bir pop-corn eğlencesi vaat ediyor. Oyunculukların yerlerde sürünmediği, şiddetin işkence pornosu sınırında gezdiği; ama izleyiciyi sömürmediği, çok şaşırtıcı olmasa da bir nebze sürpriz bir finale sahip bu eser; arkadaşlarla evde ya da sinemada geyikler eşliğinde izlenebilecek keyifli bir film. Aslında “Saw” serisinin geldiği pespaye durum düşünülecek olursa “The Collector” yönetmen adına bir kademe başarı bile sayılabilir. İşkence görüntülerinin eskisi gibi kimseyi şok etmediği düşünülecek olursa “Saw” tarzı filmlerin sadece ve sadece şiddet sömürüsünün ucuz birer neferi olduğu artık herkesin hemfikir olduğu garabetler. Fransız ve Asya Sineması’ndan gelen bazı örnekler de olmasa işkence pornosu janrına ait filmler artık aşırı derece de ucuzlamış ve içi boşalmış durumda. Nerede “High Tension” ve “Saw”, nerede “Saw”ın ilkinin ardından gelen gereksiz filmler; hatta “Hostel” serisi gibi saçmalıklar. Fransa'dan ve Asya'dan  belli bazı başarılı örneklerin sinemaları şenlendirmesi bile artık pek bir şey ifade etmiyor (bakınız “Martyrs” ve “Sınırda”). Gore unsurlar içeren bu kan banyosu filmleri bizi tiksindirerek korkutmaktan ziyade ne zamandır bünyede  karın ağrısı yaratır hale geldiler. Ama işte başarılı bir yemek tarifinde olduğu gibi baharatlar yerli yerinde kullanıldığında bu eserler de bizi tatmin edebiliyor. “Koleksiyoncu”, korku-gerilim sevenler için bir kilometre taşı değil belki; ama hoşça vakit geçirmek isteyen izleyiciler için lezzetli bir fastfood örneği.
 
Yazıda uzun uzun tekrar ettiğimiz gibi hoşça vakit geçirmek, karanlık bir atmosferde amanın ne olacak şimdi şeklinde eğlenmek için bir film arıyorsanız “Koleksiyoncu” iyi bir seçim gibi duruyor. Bu arada ABD'de pek bir beğenilen filmin devamının çekileceği dedikoduları şimdiden kulağımıza çalınmış durumda. Şimdiden herkese iyi seyirler.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010