Sex And The City 2

En son bıraktığımızda altı senelik hikâyenin sonunun eksik parçaları tamamlanmıştı. Mr. Big (Chris Noth) ve Carrie (Sarah Jessica Parker) en nihayetinde dünya evine girmiş, Charlotte (Kristin Davis) hamile kalmayı başarmış; mutlu mesut evli ve iki çocuklu bir anne olmuş, Samantha (Kim Cattrall) ise tek eşliliği bırakıp New York’a dönüp tekrar bildiğimiz Samantha olmuştu… Ve Miranda (Cynthia Nixon) -dizinin Miranda’nın dışlanma paranoyasına kapıldığı bölümünden etkilenmiş olduğumdan hep unutmaktayım bu karakteri-. Hâl böyleyken, iki senenin ardından gelen devam filmi çok bir “eski arkadaşa yolda rastlayıp neler yaptın ettin anlat bakalım muhabbeti” tadında. Ama ilk filmi gibi eğlenceli bir arkadaştan ziyade 146 dakika boyunca kitleyen bir arkadaş bu sefer karşımızdaki.

Geçen iki seneden sonra, Charlotte, iki çocuk annesi olmanın getirdiği zorluklarla mücadele bir de üstüne seksi dadı belası vardır başında. Samantha, yaşlanma problemleri menopozla uğraşmaktadır bir ton hapıyla birlikte. Miranda’nın işi hem başlı başına bir derttir hem de ailesine yeterli zamanı bırakmadığından apayrı bir derttir. Carrie ve Mr. Big ise kendilerini aşıp, ilginç bir şekilde ayrılmadan evli kalabilmeyi başarmış ve hatta “Evliliğimiz çok monotonlaşacak diye korkuyorum.” moduna girmişlerdir. Samantha’nın işi vesilesiyle Abu Dhabi’ye her şey şirketten, süper lüks bir tatile çıkar dörtlü. 

Her ne kadar dizide ve iki filmde de güzel güzel düğün sahneleri bulunsa da ve her ne kadar nerdeyse bütün karakterler evlenip barklanmış olsa da. Ciddi ciddi bu dizinin “Evlenmeyin, evlilik sıkıcıdır!” alt metnini bulundurduğunu düşünmeye başladım. Evlenen karakter sıkıcı olmaya başlıyor (Hele ki o her daim karizmasıyla nam salan, romantik jestlerin adamı koskoca Mr. Big’in evlilik sonrası, hiçbir şey yapmadan oturalım öyle yemek yiyelim televizyon izleyelim havasına girmesi…) ki Sex and the City 2’nin bu sıkıcılığının sebebi de dört ana karakterden üçünün evli olmasıdır kanımca. Nitekim filmi eğlenceli kılan tek karakter de Samantha oluyor.

Filmin çoğunluğu Abu Dhabi’de geçince ve Samantha da menopoz olunca insan diyor tabii “Nerde sex nerde city!?”  ama bu noktada, yine CBS’nin başka bir dizisinden bir motto sunacağım: kadınlar ve balıkların ortak özelliği: ikisi de parlak objelerden etkilenir. Sex and the City 2’de işte böyle etkilemektedir. Filmin en başında Carrie’nin ışıl ışıl ayakkabılarıyla başlar bu etki, Yeni Ortadoğu’nun şatafatlı otelleriyle devam eder. 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010