Scissor Sisters – Night Work
2000’lerin pop müziğinin fazlasıyla 80’lerden öykündüğü söylenir hep, ama Scissor Sisters’ın son albümünü dinledikten sonra bu tanımın daha da daraltılabileceğini düşündüm. Bugünün pop müziği, David Bowie’ye ve özellikle de Brian Eno’nun art rock aranjelerine çok şey borçlu. LCD Soundsystem’ın son albümündeki etkilenmenin üstüne, bir de Bowie’nin ‘Scary Monsters’ dönemini fazlasıyla çağrıştıran ‘Running Out’u da dinledikten sonra söze ister istemez bu şekilde giriş yapmak zorunda kaldım. Aslında bu albümün Scissor Sisters’ın en gay albümü olduğunu söyleyerek başladığımı farz edin siz.
Albüm kapağından, ismine, hatta şarkı sözlerine kadar baştan aşağı gay bir albüm ‘Night Work’; 70’ler diskosuna sıkılmadan öykünen ‘utanmaz arlanmaz’ imaj stratejisini başarıyla uygulayıp, bir de üstüne pespayeliğiyle şatafatlı olabilmeyi başararak üstelik. Yeraltının derinliklerinde, en ‘ahlaksız’ ilişkilerin/işlerin döndüğü diskolar eğer bugün hala barınıyor olsalardı New York’ta, ‘Night Work’teki parçalar marş ilan edilirdi eminim. Ama Scissor Sisters’ın NY çıkışlı olmasına rağmen, Amerika’daki yaygın homofobi yüzünden daha çok Avrupa’da, özellikle de İngiltere’de baş tacı edilmesi (Elton John’a bayılan İngilizlerin Scissor’ların da Elton-vari piyano pop balladlarıyle aşka gelmesi yadsınamaz bir gerçek), bu fantezimi hayalden bir adım öteye götürmeye yetmiyor maalesef. Halbuki büyük eğlence kaçırıyorlar Amerikolular, ki bilmezler; Glastonbury’de de beraber seslendirdikleri, Kylie Minogue vokalli ‘Any Which Way’, özellikle bas dizilimi ve Jake Shears’ın vokalleri sayesinde, disko ruhunu; Sylvester ve Paul Parker gibi isimleri nasıl da güzel yad etmiş. Prodüktör koltuğunda oturan şahıs da Stuart Price olunca, dans parçalarıyla dolu bir albüm yine ister istemez Madonna’nın ‘Confessions on a Dance Floor’ tarzı bir non-stop mixe dönüşmüş.
‘Night Work’le görkemli açılışını yapan albüm ‘Fire With Fire’, ‘Something Like This’ ile ilerleyip, Scissor Sisters’ın bence bugüne kadar yaptığı en iyi iş olan ‘Invisible Light’ ile kapanıyor. Pitchfork yazarı Matthew Perpetua, bu parça için ‘Thriller’ korku filmleri için ne ifade ediyorsa, ‘Invisible Light’ da gay clublar için onu ifade eder’ tanımını yapmış, ki yerinde bir tanım olmuş. Ian McKellen ‘Invisible Light’taki monoloğuyla adeta 2010 model Vincent Price imajına bürünüp, orta yaş karizmasını bir hayli sömürüyor iyi anlamda. Bir diğer hit potansiyeli barından parça ‘Something Like This’ ise Kraftwerk’ün ‘Radio-Activitysi ile Gorillaz’ın dans hiti ‘Dare’ı ekolayan, eğlenceli şekilde 2. Dakikanın 18. saniyesinde araya kankaları Kylie’nin ‘Can’t Get You Out Of My Head’ini sokan keyifli bir parça. Stuart Price’ın kendini tekrar eden düzenlemelerinden kurtulup, italo-disko gibi çoktan bayatlamış sound’ları tazeleyip, kendini de tazelemesi de cabası.
‘Ta-Dah’tan sonra ilaç gibi geliyor yani ‘Night Work’. Ciddiye alınmak isterken sıkıcılaşmaya başlayan grubun, ‘Night Work’ öncesi bir albüm kaydedip, aynen çöpe attıklarını da not düşmek isterim. Yenilik için başvurdukları adres ise Stuart Price olmuş. Doğru adres belli ki. Gece işçilerini selamlamak için.

|