Eden à l'Ouest / Eden Is West - Cennet Batıda

“Cennet Batıda”, büyük umutlarla çıkılan yolun yarı komik yarı trajik sonunu anlatıyor. Hepsinin, ülkelerinden daha iyi şartlara kavuşma hayalleri bir teknede başlar. Zihinlerinde yaşattıkları cennete varmak üzereyken, sahil güvenliğin yollarını kesmesiyle hayalleri cennetin sularına gömülür. Bazıları umutlarını yükledikleri tekneyle beraber batarken bazıları sulara atlayıp kaçmayı başarır. Kaçmayı başaranlardan Ellias’ı şimdiye kadar alışılagelmiş mülteci hikâyelerinden olabildiğince farklı bir son beklemektedir. Suların sonunda onu bir çıplaklar kampı ve Eden / Cennet isimli bir tatil köyü karşılar.  Ellias’ın hayallerini kurduğu Avrupa ile tanışması bu tatil köyünde başlar. Tekneden tek kurtulabilen Ellias’ın aksine diğer göçmenlerin çoğu ölmüş ya da yakalanmıştır. Artık Ellias hiç bilmediği bu cennet topraklarında çat pat konuştuğu Fransızcası ile yalnız kalmıştır.

Her sene inanılmaz rakamlara ulaşan yasa dışı göç gerçeğine dem vuran filmde,  mutlu sahnelerle asla bağdaştırılamayacak bu sorun ilk kez belki de yüz güldüren olaylara ev sahipliği yapıyor. Film, beklenmeyecek derecede olumlu olaylarla bezenmiş. O kadar olumlu ki olumsuz olay olduğunda evet buydu olması gereken diyorsun. Yönetmen belki hayalindeki göçmenliği, bütün olumsuzluklarının yok olduğu mutlu sonu kurmak istedi “Cennet Batıda”da.  Her gittiği yerde dünyanın en yardımsever insanları eliyle koymuş gibi yolculuğu boyunca bulan kahramanımız her türlü yakalanma riskinden kıl payı kurtulur. Riccardo Scamarcio tarafından oynanan Ellias karakterinin yabancı oluşu hiçbir şey yapmasa da film boyunca yarattığı yüz mimiklerinden yeterince anlaşılıyordu.

Costa Gavras bütün Batı kalıplarını alıp filme katmayı ve Batı’da olup bitenlere tamamen yabancı bir gözden bakmayı tercih etmiş. Toplumda gerçekleşen bireye yabancılaşma, herkesin kendi çıkarlarını düşündüğü toplumlar, statülere göre uygulanan muameleler, bir taraftan çok iyi, bir taraftan çok kötü karakterler ve önyargılarla bezenmiş bir hikâye yaratılmış “Cennet Batıda”da.

Filmi ilk duyduğumda acıklı göçmen hayatlarından olduğunu düşündüğümden izleyince fazla neşeli geldi film. İçimizi ısıtmasına ısıtıyor; ama bu denli ciddi bir konuyu elinde sesini dünyalara duyurma imkânı varken neden tatlı bir filme çevirmeyi tercih etmiş anlam veremedim. Ölüm olayına sadece bir sahnede yer verildiği,  bu kritik konunun başına türlü şaşkınlıklar ve genelde şanslı olaylar gelen ana karakterimiz Ellias üzerinden anlatılması beni biraz rahatsız etti. Ellias’ın kaçışına an be an tanıklık ediyor bir süre sonra onunla beraber kaçtığınızı hissediyorsunuz. Polis gördüğünüz anda bir an önce kaçması için harekete geçmek istiyorsunuz.  Cennetten başlayan yolculuk zor koşullar altında devam edip Paris’e Ellias’ın kurduğu hayallerin merkezine kadar devam ediyor ve tam işte şimdi dediğiniz anda bir anda bitiveriyor. Filmin sonunu farklı yerlere çekmeyi mümkün kılıyor yönetmen. Ve filmi bir taraftan bitirirken bir taraftan da seyircinin zihninde filmin yeni bir başlangıcını yaratıyor. Aldığı birçok ödülle hak ettiği yere gelmeyi amaçlamış filmi festivalde ve son olarak vizyonda kaçıranlara tavsiyem odur ki bir şekilde temin edip izlesinler.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010