Kalıcı Hasarlar Ansiklopedisi D Harfi: Dağhan İş

“Kurgusuz Damlalar”  ve  “Frequencies”  adlı belgesellerin yönetmenliğini yapan Dağhan İş; “Öz”, “Siliniş”, “Tükeniş”  ve “Kalıcı Hasarlar Ansiklopedisi”  adlı kısa filmlerindeki kendine has üslûbuyla da dikkat çekiyor.  Çeşitli klip ve videoart çalışmalarında da imzası bulunan İş, ileride eserleriyle daha çok ismini duyuracak gibi… Kariyerinde mütevazi ve derin adımlarla ilerleyen yönetmen, Reset Magazine’le son kısa filmi “Kalıcı Hasarlar Ansiklopedisi”ne ve çalışmalarına dair görüşlerini paylaştı.

Reset: Bize kendinizden bahseder misiniz?

Dağhan İş: 1979' da İstanbul' da doğdum. Televizyonun başından kalkmayan bir çocuk olarak ortaokulda birkaç arkadaşımı da ayartarak edebiyat dönem ödevini  'Aşiyan'  belgeselini hazırlayarak geçtim. Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema-TV Bölümü’nde lisansımı ve yüksek lisansımı yaptım. Bu dönem içerisinde video art, müzik,  grafik, animasyon dallarında sağda solda ilgimi ne çekiyorsa o işleri yapmaya çalıştım ve yönetmen olarak kendimi durmadan bilgilendirmeye ve üretmeye adadım. Ağırlıklı olarak müzik videoları çektim. Lisans döneminde hazırladığım kısa filmlere göre daha az deneysel bir film çekmek istedim ve yüksek lisansı bitirme tezim “Kalıcı Hasarlar Ansiklopedisi”ni hazırlayarak sonlandırdım.



Reset!: “Kalıcı Hasarlar Ansiklopedisi”nin ilham kaynakları nelerdir?

D.İ.: Açıkçası ilham kaynağımı bilemiyorum; fakat uzun bir süreç sonucunda diyaloglar şekillenmeye başladı.  Bu süreçte hem kişisel olarak yaşadığım olaylar hem gitgide daha fazla ağırlık vermeye başlayan farkındalık;  açıkçası, dışarı atmam gereken şeylere bir zemin hazırlamam gerektiğini anlamama sebep oldu ve 2007’de “Kalıcı Hasarlar Ansiklopedisi”ni bir blog olarak hazırlamaya başladım. Hissettiğim duyguları tanımlamaya ve onları anlamaya çalışırken bir yandan da bunları iki kişinin diyalogları olarak ele almaya başladım.  Sonradan tek bir adamın hikâyesine dönüştü.  Bu karakteri de Timothy Findley'nin “Ölümsüzlük ve Pilgrim” adlı romanındaki sanat tarihçisi Pilgrim'in yaşadığı durumdan yola çıkarak geliştirmeye başladım.  Bir dizi başarısız intihar girişiminden sonra ölemediğini anlayıp klinikte tedavi görmeye başlayan Pilgrim, doktoru olan ünlü psikiyatr Carl Gustav Jung'a,  'ölmek istediğini; ama ölemediğini, insanlık durumunun içine sıkışıp kalmış olmaktan bıktığını' söyler. Bu sözüyle zaten kafamdaki ve o ana kadar düşündüğüm her şeyi birleştiren bir başlığa dönüşmüştü. Sonrası da kendiliğinden şekillenmeye devam etti.

Reset!: Filmin Cannes Katoloğu'na katılmasıyla ilgili düşünceleriniz nedir?

D.İ.:  Gerçekten  çok iyi hissettiğimi söyleyebilirim.



Reset!: Video art hakkında ne düşünüyorsunuz?

D.İ.: Video art, benim için  her zaman bulunduğum psikolojiyi en iyi şekilde aktarabileceğim bir iletişim aracı ve  ona hep öyle yaklaştım. Dijitalden platformlarda hazırlanmış işlerden çok dijital kamerayla analog hazırlanmış işler üretmeye çalıştım.  Renkleri, macro çekimleri ve insan portreleri üzerine sosyal gönderimleri olabilecek görseller hazırladım.

Reset!: Çektiğiniz kliplerden "Kalpsiz" şarkısında da kalıcı bir hasar söz konusuydu, kliple ilgili hazırlık sürecinizi anlatır mısınız?

D.İ.: Badem ve Özlem Tekin’in “Kalpsiz” videosunun hazırlık aşaması ve fikir süreci aslında oldukça rahat geçti. Şarkının sözleri zaten net ve anlatmak istediği şey konusunda emindi. Buna benim nasıl bir katkım olabilir diye düşünmeye başladım.  İlk aklıma gelen şey, kurgunun olmasını istediğim haliydi. Devamlılığın kusursuz olması için yapılması gerekenlerle bunun montajda nasıl zorluklar ve kolaylıklar sağlayabileceğine dair uzun bir süre kağıt üzerinde karalamalarda bulundum.  Ardından performansın ve hikâyenin bir kurguda nasıl birleşmesi gerektiği üzerine bir sonuca vardıktan sonra her şey hazırdı. Performans, çok geniş bir alanda çekilecekti ve her senkron kaydını aynı anda dört kamera kaydedecekti.  Şarkı boyunca sanatçıların hareketleri belirlenip her tekrar aldığımızda o hareketler, aynen tekrarlanacaktı. Sonuçta elimizde 136 adet ve açıdan çekilmiş ham görüntülerimiz oldu. Sezai ve Özge Ulusoy'un karakterlerinin ortaya koyacakları mizansenlerde performans sırasındaki Özlem Tekin’in ve Mustafa Kemal Öztürk'ün hareketlerinin birer yansıması olarak aynı olmasa da birbirlerinin hareketlerini tamamlayıcı bir çalışma yaptık.  Çok keyifli ve zorlayıcı bir deneyimdi.



Reset!: Yaptığım röportajlarda yönetmenlere sorduğum bir “High Fidelity” geleneği olarak en sevdiğiniz beş film?

D.İ.: Sanırım ilk beş sıralamasını ikiye ayırmam gerekecek.  Kesinlikle değişmeyecek bir liste yani klasikler ve durmadan kendini yenileyen ve hiçbir zaman emin olamayacağım bir liste ki bu iyi bir şey.

Klasikleri sıralarsam:
1 . “Stalker” - Andrei Tarkovsky
2 . “Apocalypse Now” - Francis Ford Coppola
3 . “The Shining” - Stanley Kubrick
4 . “Koyaanisqatsi” - Godfrey Reggio
5 . “M” - Fritz Lang
Ve diğerleri:
1 . “Se7en” - David Fincher
2 . “Punch Drunk Love” - Paul Thomas Anderson
3 . “A History of Violence” - David Cronenberg
4.  “Naked” - Mike Leigh
5 . “Children of Men” - Alfonso Cuarôn

Reset!:  Ve Top 5 Yönetmeniniz?

D.İ.: Direk birinci sıraya koyabileceğim o kadar fazla yönetmen var ki; hepsi birbirinden farklı ve kıyaslanamaz varlıklar ama değişmeyenler:

1 . Andrei Tarkovsky
2 . Francis Ford Coppola
3.  Mike Leigh
4.  Paul Thomas Anderson
5.  Stanley Kubrick

Reset!: İleriye yönelik projeniz nedir?

D.İ.: Tabii ki bir uzun metraj...

Reset!: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkürler.

D.İ.: Ben teşekkür ederim.

Kalıcı Hasarlar Ansiklopedisi:

 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010