Gül Ağış Röportajı

Son zamanların dikkat çeken tasarımcılarından Gül Ağış, markası Lug von Siga ile Galatamodadaydı. İsminin tersten okunuşundan oluşturduğu markası, festivaldeki standıyla festivalcilerin yanı sıra bizim de dikkatimizi hemen çekmeyi başardı. Geniş vizyonu, farklı ve modern çizgisiyle Gül Ağış'ın tasarımlarındaki olgun ve de ne istediğini bilen duruş hemen fark ediliyor. Lug von Siga tasarımlarını şimdilik Akmerkez'deki Fashion On Air mağazasından edinmeniz mümkün. Yakın zamanda Nişantaşı'nda atölye ve 'showroom'unun da açılacağı Gül Ağış'ı Galatamoda'da yakaladık ve kısa ama çok keyifli bir röportaj yaptık.


Reset!: Galatamoda'ya kaçıncı kez katılıyorsunuz?

Galatamoda'ya 4. katılışım.

Reset!: Moda ve tasarım geçmişinizden kısaca bahseder misiniz?

Tabi, önce Istituto Marangoni'de okudum, daha sonra Politechnic School of Design'da Moda Tasarımı masterı yaptım. Ardından 4 sene kadar Costume National'da Ennio Capasa ile birlikte çalıştım. Bayan giyim koleksiyonları hazırladım. Sonrasında Türkiye'ye döndüm ve hala çalıştığım Hey Tekstil'de çoğunlukla yurt dışına olmak üzere 55 ayrı markaya tasarım yaptım. Bu markalar arasında Vero Moda, Only, H&M, Mango, Chloe gibi büyük markalar var ve Avrupa'nın bizden tasarım alması benim için çok sevindirici oldu. Şimdi ise kendi markam olan Lug von Siga olarak Galatamoda'da bulunuyorum.

Reset!: Peki, uzun yıllar yurt dışında bu sektörde çalışmış ve Avrupa markalarına tasarım yapmış biri olarak Türkiye ve Avrupa'daki moda anlayışını karşılaştırmak adına neler söyleyebilirsiniz?

Aslında yavaş yavaş artık birbirini yakalamaya başladı. Mesela bunun ilk örneği, senenin ilk moda haftasının İstanbul'da yapılıyor hale gelmesi. İstanbul'un yavaş yavaş dünya modasını yakaladığını düşünüyorum fakat hala alt yapıda eksiklerimizin olduğu yadsınamaz. Benim de her zaman üzerinde durduğum konu bu. Mesela hala kumaş konusunda çok büyük eksikliklerimiz var. Kumaş fuarlarımızı geliştirebiliriz. Alt yapıyı geliştirmek adına araştırmaya daha fazla özen gösterilip daha fazla bütçe ayrılabilir. Devletten de bu konuda daha fazla destek alınabilir. Özel kurumların da bu konuda daha hassas davranması, sadece risksiz ürünleri değil de riskli ürünleri de alarak biz tasarımcıları biraz daha doyurması gerektiğine inanıyorum.



Reset!: Galatamoda'ya dönersek, festivale ilgi gösteren tüketici kitlesi hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Evet, Galatamoda'ya daha bilinçli bir kitlenin ilgi göstermeye başladığını söyleyebilirim. Bilinçli derken, tasarımın ne olduğunu ve değerini bilmeyen bir kitle yerine artık mass medya sayesinde artık herkes tasarımın, değerinin ve fiyatının farkına varmaya başladı. Mesela ben Galatamoda için ilk yaptığım koleksiyonda ipek, soya ve Mısır gibi bir takım kumaşlar kullanmıştım. Bu da inanılmaz dikkat çekici oldu, insanlar bunlara çok ilgi gösterdi. Yani Galatamoda'da artık kaliteyi arayan bir tüketici kitlesi var. Ben tasarımlarımda kalitemden ve kesimimden kesinlikle ödün vermek istemiyorum. İstanbul Fashion Week'teki koleksiyonumda da hep kaşmirli kumaşlar, ipekler ve taşlanmış ipekler kullandım. Tasarımlarımda en önem verdiğim şeylerden biri kalite ama tüketicinin de bunu anlaması, buna değer vermesi çok hoş. Tüketici artık kalitenin daha fazla para demek olduğunu biliyor ve kalitesiz ürünler almaktansa bizim ürünümüze yönelebiliyor ve bu da artık tüketicinin ne kadar farkında olduğunu gösteriyor ki çok sevindirici bir gelişim bu.

Reset!: Tekrar yurt dışına dönecek olursak, çizgilerini beğendiğiniz tasarımcılara birkaç örnek verebilir misiniz?

İlk olarak Ennio Capasa diyebilirim. Zaten senelerce beraber çalıştık ve aynı zevklere sahibiz, dolayısıyla çizgisini çok beğendiğimi söyleyebilirim. Onun dışında Christopher Kane, Rodarte ve Riccardo Tisci'yi beğeniyorum. Miu Miu'yu beğeniyorum ve hatta Miuccia Prada'nın özellikle Miu Miu'ya kazandırdığı kimlikten dolayı bir moda dahisi olduğunu düşünüyorum. Genç tasarımcılardan da Gareth Pugh'u gayet yetenekli buluyorum.

Reset!: Tasarımcı kimliğinizin yanı sıra, aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi Moda Tasarımı Bölümü'nde Fashion Art&Design dersleri veriyorsunuz. Genç tasarımcılara bu yolda söylemek istedikleriniz neler?

Genç tasarımcılara öğüdüm, en başta korkusuz olmaları. Asla kopya çekmemeleri, özgün tasarımlarla kendilerini göstermeleri ve kendi tarzlarını oluşturmaları… Kendi çizgilerine güvenmeliler ve bundan ödün vermemeliler. En önemlisi ise risk almalılar. Risk alınmadan hiçbir şey elde edilmiyor. Ayrıca çok çalışmalarını ve disiplinli olmalarını öneriyorum. Çünkü moda dünyası her ne kadar bir eğlence ortamı gibi görünse de ben modayı çok fazla disiplin ve kendini adamayı gerektiren bir platform olarak algılıyorum. Ve kendi stillerini yaratıp çok çalıştıkları sürece başarılı olacaklarına inanıyorum.




Reset!: Bildiğim kadarıyla çok fazla seyahat ediyorsunuz. Seyahat etmenin tasarım sürecini beslediğine inanıyor musunuz?

Evet, kesinlikle inanıyorum. Zaten seyahat etmek artık benim için turistik gezilerden çok işi ifade ediyor. Yurt dışına gittiğimde oradaki markalarla toplantılarım oluyor zaten, onun dışında mağazalara ve müzelere göz atıyorum, yurt dışındaki fuarlara katılıyorum. Neler kullanıldığına, nasıl kullanıldığına bakıyorum; Avrupa nerede, biz neredeyiz karşılaştırma yapma fırsatım oluyor. Dolayısıyla seyahat etmek insanı besliyor ve bu da çok önemli.

Reset!: En son nerede bulundunuz?


Son olarak Tokyo'ya gittim. Oradaki bir grafik sanatçısı ile birlikte bir proje gerçekleştireceğiz, onunla ilgili görüşmelerim için oradaydım.

Reset!: Peki son zamanlarda patlayan sokak modasından bahsedecek olursak; sizi sokak modasıyla en çok etkileyen şehir hangisi?

Sokak modası deyince akla gelen ilk şehir genelde Londra olur ama ben özellikle Berlin'in es geçilmemesi gerektiği taraftarıyım. Berlin'de sokak modası adına inanılmaz bir oluşum var ve kesinlikle gözden kaçmamalı. Onun dışında da Tokyo'yu beğeniyorum. 

Reset!: Son olarak, biz aynı zamanda bir müzik dergisi olduğumuzdan sevdiğiniz, dinlemekten hoşlandığınız isimleri de sormadan geçemeyeceğim.

Radiohead'i çok sevdiğimi söyleyebilirim. Franz Ferdinand ve The Long Blondes da dinlediğim isimler arasında. Ayrıca Charlotte Gainsbourg'un son albümünü çok beğendim ve hatta İstanbul Fashion Week'teki defilemde de kullandım. 

Reset!: Çok teşekkür ederiz...

Rica ederim...



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010