Babyshambles @ Paradiso Amsterdam
Babyshambles konser bileti, Pete Doherty'nin kafasına göre konserlere çıkmamasından sonra İddaa kuponu gibi birşey oldu. Bileti alıp, gelir herhalde diye konser salonuna gitmek de burda artık yeni trend. Bu sefer bir ay erteleme yapıyor Pete efendi, nedeni de belirtilmiyor biz de az biraz kufredip Şubat ayını beklemeye başlıyoruz.
Evde can sıkıntısından ve boş beleş bir insan olduğumdan ötürü içilen bir şişeye yakın votkadan sonra saat 8 civarı arka kapıdan giriyorum canım Paradiso'ya. Paradiso'nun ününü duymayan yoktur herhalde ama yine de turistler için kısa bir açıklama yapalım, kiliseden bozma 3 katlı güzide müzik mabedi, 1400 kişi alıp herkesi coşturan, halaya davet eden, biz biliyoruz da mı oynuyoruz dedirten mekan.
Saat 8 civarı içeri girip DJ kabinine oturunca bir de ne göreyim, gitarlar, amfiler, davullar hepsi hazır bekliyor. Gelmiş Pete bey, soundcheck'ini bile yapmış, artık endişelenecek birşey kalmıyor başlıyoruz yavaş yavaş dolan avluyu ısıtmaya. On 4 sırayı çoluk çocuk, groupie, hırlısı, hırsızı kapıyor hiçbir yere de oynamıyorlar. Bu kadar sevenim olsun on milyar borcum olsun dedirtiyor insana.
9 sularında, Pete kafasında üç beden büyük klasik şapkası, uzun kollu Fred Perry üstüyle 'star' olarak çıkıyor sahneye. İlk üç şarkı Shotter's Nation'ın açılış şarkıları oluyor. Kişisel favorilerimden olan Carry On Up The Morning'in pis akorları bütün salondakilerin tüylerini diken diken ediyor ve 'It's not eaaaassyyyyy' bölümleri hep bir ağızdan söylenmeye başlanıyor. Pete'in uyuşturuculardan temizlendiği temizlenmediği, bence şuanda müzik dünyasında konuşulacak en son şey olması lazım, böyle bir canlı performans gösteren insana bulaşmak, cahillik, kötü gazetecilik ve gerçekten zaman kaybıdır diye eklemeden edemiyorum. Delivery, Killamangiro ve French Dog Blues da çaldıktan sonra herkes ağzı açık bir şekilde Babyshambles'ın canlı performansını takdir ediyor, ertesi gün Eindhoven'da da çalacaklarını düşünüp bir okuma bayramı heyecanı yaşıyordu.
Sonrasında, Unbilotitled ile tempoyu düşürüp 'son romantik' olduğunu gösteriyor herkese Pete. 'More that you follow me, the more I get lost' diyerekten kendi iç dünyasındaki bilinmez boşluğa dem vurup 'Yeah you say that you love me, why don't you fuck off?' ile de etrafında arkadaş olarak geçinip arkasından vuran, şu ünlü 'Cocaine Kate' resimlerini basına sızdıran insanlara saldırıyor. Unstookietitled ile yeniden hızlanan konserin belki de en tatli anları Deft Left Hand'de yasanıyor. Yanlışlıkla babamı vurmuş olsam, aynı gün bahiste 2 milyon euro kaybedip bir de kanser olduğumu öğrensem bile pozitifliğiyle beni mutlu edecek bu şarkının bitimine doğru bir de şampanya çıkıyor ortaya. Gitar teknisyeninin doğum günü olduğundan on sıradaki herkes sebepleniyor şampanyadan, ortalık çalkalanıyor valla. Doruk noktası ise tabii ki 'Time for Heroes' ile yaşanıyor. İlk gitar akorundan sonra millet duyduğuna inanamayıp birbirini yumruklamaya, crazy dance in Kayseri yapmaya başlıyor sanki bir doğum günü partisinde kola ve fantayı karıştırıp 'kokteyl'i keşfetmişçesine mutlu oluyor.
Yüzde 80 ikinci albüm olarak tamamlanan konserin, 'encore' bölümünde ise yaşlı ve de küçük esnaf tadındaki gitarist Mick bir anda bütün saygımı kazanıyor. Tek başına çıkıp söylediği 'I Wish' gerçekten çok çok güzel canlı bir versiyon oluyor ve şarkı bitiminde balkondan atılan bira bardağı da kafasına mahallede plastik top patlayınca kesip kafaya takke gibi geçirmiş gibi güzel oturunca keyfim daha da bir gıcır oluyor nedense. Son şarkı herkesin beklediği gibi 'Fuck Forever' çıkıyor ve 1400 kişi aynı anda bütün sözleri söyleyip, sonsuza kadar sevişesi, alkole düşesi, Notre Dame'ın kamburu gibi aptal-aşık gezesi geliyor.
En son bir backstage çakallığı yapıp, bodyguardlardan güzel bir dayak yiyip atılıyoruz ama herşeye değiyor gece. Hem senenin en iyi dönüş albümünü en canlı halinde dinliyoruz, hem de son zamanlarda kaybolan 'rocknroll' ruhunu yeniden aşılayıp belki de aşka hala inanmamız gerektiğini, aşksız bir hayatın Dalsim'siz bir Street Fighter'a benzediğini anımsayıp coşuyoruz. Herkese alexbum, hatta hadoukenli günler diliyorum.


Anasayfa>>
Olay Bölümü>>
|