Shrek Forever After - Şrek: Sonsuza Dek Mutlu
Film yapımcıları, yaptıkları ilk film tutulup ceplerine biraz para girince hemen ikincisini çekmeyi planlıyorlar. Her zaman başarılı olduklarını söylemek istesem de, hayat insana hep gül bahçeleri vaat etmiyor. İlk baştan seri olarak planlanmayan filmlerde, devam filmleri çoğunlukla zorlama gibi oluyor. Buna verilebilecek en güzel örnek “Polis Akademisi” serisi olabilir. İlk filmler göreceli daha eğlenceli iken, artık sayısını hatırlamadığım son filmi artık “gına getirme” seviyesine gelmişti. Ama sağ olsun paraya doymak bilmeyen yapımcılar, “CLEAR!” diye bağıra bağıra ölü adamı elektroşokla hayata döndürmeye çalışıyorlar. Bunlardan bir benzerini “Shrek” serisinin son filminde gördüm.
“Shrek” ilk filmiyle vizyona girdiğinde, yaşasın sonunda Dreamworks Pixar’ı taklit etmeden de bir şeyler yapabildi diye sevinmiştim. Pixar böcekli bir film yapar, ardından Dreamworks’ün benzer temalı bir filmi gelir; balıklı denizli bir film çıkar, hop iki ay sonra bir benzerini Dreamworks’ten görürüz. Aralarındaki tek fark, Pixar’ın hafif sarkmış göbekli iri gözlü karakterlerinin aksine Dreamworks’ün daha ikircikli bakışlı, içten pazarlıklı karakterleri tercih etmiş olmasıdır. Buradan yetkililere sesleneyim, aman sesimi duysunlar bir daha Pixar’ı taklit etmesinler diye ulvi bir amacım olmasa da, dışarıdan bakan sade bir gözlemci olarak naçizane fikirlerimi paylaşıyorum. Bu açıdan “Shrek” benim gözümde Dreamworks’ün yapmış olduğu en iyi karakter animasyon filmidir diyebilirim.

Serinin ilk filmi 2001 yılında vizyona girdi. Ana karakterin herkesin korkup çekindiği yeşil bir dev olması dışında (Bruce Banner’a sevgilerle), masallardan aşina olduğumuz birçok karakterin aşina olmadığımız bir şekilde karakterize edilmiş olması “Shrek”in başarısını tetikledi. Aynı başarıyı elde etmek için taklit yoluna giden Lionsgate’in “Happily N’ever After”da hüsrana uğraması umarım Dreamworks için bir ders olmuştur. Hikâyeyi bilmeyenler için; Shrek ormanda kendi bataklığında yaşayan, herkesin korktuğu, gördüğü yerde tırmıkla meşaleyle saldırdığı yeşil bir devdir. Nerdeyse bütün masalların ana konusu gereği prensesi kurtarması gerekir ve olaylar gelişir. Konu çok orijinal olmasa da, işleniş şekli ve yan karakterler gibi detaylar animasyonun başarısını sağladı. Esas önemli olan sadece çocuklara yönelik bir animasyon film olmamasıydı, çocuklarını sinemaya götüren anne-babalar için de eğlenceli bir film hazırlanmıştı. Animasyonu seslendirenler de Mike Myers, Eddie Murphy, Cameron Diaz, Antonio Banderas gibi isimler olunca “Shrek”in bu kadar popüler olması yadırganmamalı.
Başta da dediğim gibi, paranın kokusunu alan yapımcılar biz bunun daha ekmeğini yeriz diyerek hemen ikincisinin yapılması için kolları sıvadılar. Daha sonra üçüncüsü, arada çıkan kısa metrajlı filmler, sahnede müzikal haline getirme falan derken “suyu ha çıktı ha çıkacak” diye düşünen benim karşıma dördüncü ve son film olan “Shrek:The Final Chapter” çıktı. İyi tamam güzel de arkadaşım, bir beğendik iki beğendik diye de her akşam pilav yiyecek değiliz ya? Yok mu senin elinde kreatif ekibin, başka konu mu bulamıyorlar? Diğer animasyonların “Shrek” kadar tutmadı, bir bunda kıvamı yakaladık diye ısıtıp ısıtıp önüme aynı şeyi koyuyorsun. Artık o yahni içine su katıla katıla çorbadan farksız oldu ama sen farkında değilsin.

“Shrek” serisinin son filmi gına vermesinin dışında çok da kötü bir animasyon olduğunu söyleyemeyeceğim. IMAX 3D çıktı diye son bir kez daha yapalım, bak “Avatar” nasıl hasılat yaptı demiş olabilirler, haklarını yemeyelim şimdi. Gene yüzlerce animatör sabahlara kadar render beklemiş, Koreli gözleri ekrana bakmaktan fer fecir olmuş, seslendirme için aktörler boğazlarını patlatmış. Emeğin hakkını yememek lazım. Ama sırf para kazanmak için yapıldığı düşünülecek olursa hayır Dreamworks, senden daha iyisini beklerdim.
Umarım adının çağrıştırdığı üzere gerçekten bu film “Final Chapter” olur da, bir sonraki programda karşımıza yepyeni bir yapımla çıkar Dreamworks. Seviyorum aslında sürekli aksilik peşinde koşan Kurabiye Adam’ı, 3 Alman Domuzu, Çizmeli Kedi’yi; ama hazır yaz ayları da gelmişken gönül yeni sevdalara koşmak istiyor. Yenilik olarak Rumpelstiltskin’i koymuşsun; ama mangalda da kızartsan, tatlı ekşi soslar da döksen benim önüme tavuk koyuyorsun hep. Ben artık diğer besin gruplarına geçmek, daha önce yemediğim şeyleri yemek istiyorum müsaadenle sevgili Dreamworks. Umarım Pixar’ın bu yaz vizyona girecek “Toy Story 3”ü de bünyemde benzer bir etki bırakmaz.

|