Iron Man 2
İlk “Iron Man” ile ilgili ağzımdan bal saçarak yazdığım yazıyı şöyle sonlandırmışım iki sene önce; “Iron Man, türevleri arasında kesinlikle öne çıkan, farkını belli eden, eğlenceli, aksiyonu biraz az (o da ikinci filme kısmet) da olsa eli yüzü düzgün bir çizgi roman uyarlaması. Zaten sonunda Black Sabbath çalan bir film kötü olsa kaç yazar…” Başından sonuna AC/DC çalan bir film kötü olsa kaç yazar diyeceğim de devam filmi için, ilki kadar iyi diyebilmek için pek çok şey eksik kalmış bu filmde. Ortada ilkinden daha iyi bir kadro, filmi “Transformers”a çevirmeyecek bir yönetmen, temeli ilk filmde çok güzel oluşturulmuş sağlam ana karakterler ve genel bir konsept varken insan yapım sürecinde neyin ters gittiğini merak etmeden edemiyor.
Suçu senaryoya atıp çekilmek istemiyorum ancak ilk filmin senarist kadrosunun tamamının projeden çekilmiş olması ve yerlerine gelen Justin Theorux’un ellerine altından kalkamayacağı kadar ağır ve büyük bir proje verilmiş olması muhtemel. Aslında aktör olan Theorux’un “Tropic Thunder” senaryosunun başarısının verdiği gazla, yer aldığı bu yeni projede her girdiği meselenin altından başarıyla kalkabileceğine inanmak gibi ütopik bir hayale kapılmış olması da diğer bir ihtimal. Öte yandan, ben senaryoyu kaleme aldığı sırada kafasının iyi olabileceğine de ihtimal vermiyor değilim hani. Sonunda nasıl toparlayacağını tam kestirmeden, aklına gelen birkaç güzel fikri öylesine ortaya atmış gibi bir hali var.

O kadar fazla yan öykü sokuşturulmuş ki hikâyeye, hangi birini nereye, nasıl bağlayacaklarını şaşırmışlar bir süre sonra. Yönetmen Jon Favreau’nun da elinden fazla bir şey gelmemiş kurtarmak için. Bir adet kötü adamımız var (Whiplash), Tony’nin babası bunun babasını kazıklamış intikam istiyor. Rakip firma HammerTech’in sahibi Justin Hammer, Stark sahneden silinsin, kendine yer açılsın istiyor. Tony Stark, vücudundaki elementin yavaş yavaş kendisini zehirliyor olmasından dolayı yerine yeni bir element koymak istiyor. Amerikan hükümeti, Tony’den ulusal güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle teknolojilerini istiyor. En yakın arkadaşı Teğmen James Rhodes da istiyor ki Tony orduyla iş birliği yapsın. Bu arada şirketi devrettiği Pepper Potts ve onla yaşadıkları da var tabi Tony’nin. Ve tüm bunların üstüne filmin The Avengers projesine zemin hazırlamak gibi ekstra bir misyonu da olduğu için ister istemez hikâyeye dâhil edilen Nick Fury de Tony Stark, S.H.I.E.L.D. ekibine katılmayı hak ediyor mu etmiyor mu gözlemlesin istiyor. Peki, ben ne istiyorum?
İstediğim 5 Şey;
- Whiplash gibi motivasyonu çok güçlü olmayan, başarısız bir kötü adam konulmasın istiyorum böyle bir filme. “Baban babamı kazıklamış böhüü” tripleri hiç hoş olmamış. Mickey Rourke abimizi falan seviyoruz; ama pekiyi çizilmiş bir karakter değil. Zaten repliklerinin yarısında Rusça konuşuyor. Anladık artizlik yapıyorsun da kime yapıyorsun arkadaşım? Şunun şurasında kaçımız Rusça biliyoruz ki? Lüzumsuz.
- Filmin gelişme bölümü daha iyi işlensin, az ama öz karakter olsun istiyorum. Aksiyonla falan yer yer doldurulmaya çalışıyor; ama bir noktadan sonra ivmesi düşüyor filmin. Downey’den fazla medet ummaya başlıyor. Diğer karakterler çok havada kalıyorlar. Hikâyeler birbirine geçirilmeye çalışılıyor, çorba oluyor falan. Yazık…
- Samuel L. Jackson her sene dört filmde oynamasın istiyorum. Samuel Abi iyisin hoşsun da kim demişse senle ilgili Samuel L. Jackson karaktere dönüşmüyor, karakter bir süre sonra Samuel L. Jackson oluyor diye çok güzel demiş. Nick Fury’i bile kendine benzettin. Bir an bekledim “mothafaka” falan şeklinde sayacak Stark’a diye. Sevmiyoruz.
- James Rhodes lüzumsuz triplere girmesin istiyorum. Tony’e tavır almalar, ordunun elinde oyuncak olmalar, 3-5 tane zırh için Stark’a kafa tutmalar… Hoş hareketler değil…
- Justin Hammer karakterine daha fazla önem verilsin istiyorum. Harikulade bir yan karakter olabilecekken fazla özenli davranmamışlar, ellerindeki fırsatı iyi değerlendirememişler. Kesinlikle daha çok espri üretebilecek, gözüktüğü her sahneyi çalabilecek dehşet bir karakter olabilirmiş; ama Theorux’un aklına daha iyi replikler gelmemiş herhalde. Jon Favreau yatsın kalksın dua etsin Sam Rockwell gibi bir adam varmış elinde.

Memnun Kaldığım 5 Şey;
- Deri, dapdaracık kıyafetler içinde bir adet Scarlett Johansson. Natasha Romanof rolüne kızıl saçların kendisine yakıştığı kadar yakıştığını düşünüyorum. Fazla replik ve sahnesi yok ancak ajan kimliğini sergilediğinde yaptığı dövüş numaralarında rol çalmayı başarıyor. O kıyafetlerle beni dövsün gıkımı çıkarırsam Iron Man’ler kovalasın.
- Filmin sonunda Avengers’la ilgili olan sahne, heyecanla o filmi bekleyen fanların ağzını sulandıracak cinsten.
- Justin Hammer Dansı. Stark Expo’da sahneye gelirken yaptığı dansın tek kötü yanı çok ama çok kısa olmasıydı.
- Sam Rockwell. Bu adam her rolün altından kalkıyor; ama şu bir gerçek ki kötü adam rollerine ayrı bir gidiyor. Eğer karakter biraz daha özenle yazılsaydı filme damgasını vurabilirdi, ancak yine de elindeki malzemeyle üstün bir iş çıkardığını söylemek lazım.
- Elbette ki Robert Downey Jr.! Her zamanki gibi çok iyi ancak Stark karakteri böyle sanki Robert Downey Jr.’ın alkolik ve müptela olduğu yıllardaki haline getirilmiş daha ziyade. İlk filmdeki Stark tadını tam olarak alamadım diyebilirim. Yine de Robert Downey Jr.’dan başka bir seçim olamaz rol için. O da fanların hemfikir olduğu nadir konulardan biri.
Bonus: Iron Girls ya da Ironettes! Oh yes!
Her ne kadar beklediğim gibi olmasa da nedir, “Iron Man”dir, candır. “Avengers” için gerekli zemin yaratılmıştır, bu bile yetti bana. Sonunda AC/DC’den “Highway to Hell” çalan bir film kötü olsa kaç yazar zaten di mi?

|