Grant Hamilton

Bir cümleyle başlıyor öykü  “ Through my photos, I strive to find beauty in the mundane.” Dünyaya yaslanamadığımız bir evrede, Dünyanın kendisini, görüp duyup sevdiklerimize yaslamak bir adım daha yaşamaya yakın, korkuya uzak. Durduruyor bizi, yürütüyor ya da. Yazmaya, bazen duymaya halim olmaz, bazen öyle bir halim olur ki yüzlerinde boyalar bırakırım oldukları yere, boyaları. Öyle zamanlarda hemen şapkadan tavşan çıkarırım, tavşanları sevdiğimi sanmayın, başka sihirler sislerin arasında uykudalar diye öyle geldi dilime, tavşanlar hep gösteride, gösterişte oldukları için, kolay diye. Sihirbazı ben sanarım, hiç de öyle değilimdir. Bir karedir. Bir polaroiddir. Bir doktordur üstelik.





Grant Hamilton, dünyayı parçalara ayırıp “büyük resmi” unutturup bir renge, bir kaç renge, bir serçeye ya da bir kaç serçeye indirgiyor kocaman bir çirkinliği ya da fazladan fazla bir güzelliği belki. Görmenin öyle basitçe oksipital lob olmadığını, sırf bir kaç ip, önce birbirine sonra da aklımıza bağlanıyor diye görüyoruz diyemeyeceğimizi kutu kutu pense oyunuyla öğretiyor, unutmayalım diye. Önce endüstriyel tasarım daha sonra estetik cerrahi okuyup en son da baba olan Hamilton, büyüyünce hepsini toplayıp “algı uzmanı” oluyor.





Kimsenin ye ye doymadığı, üstünü sağını solunu parlak sesler, parlak anlar, parlak renkler, parlak bir akılsızlıkla kapladığı bir pastanın sade, beyaz kremasını alıyor Hamilton. Sadece onunla ilgileniyor, öyle doyuyor, böyle de doyuluyor diyor. “Az”ın “çok”luğunu bağırmak için bir kaç tanık gerekiyor, mahkeme saati şimdi. Şu salonda, öylesine böylesine :

http://www.sxseventy.com/sxseventy/Home.html http://www.flickr.com/photos/granthamilton/








 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010