Hasat Mevsimi
Sezon sonu olması nedeni ile midir bilinmez, Mayıs ayının özellikle son iki haftası hasat mevsimi gibi geçti. Aynı gün, iki veya fiziksel yeterlilik ve tükenme eşik seviyesine göre üç etkinliğe bile katıldığımız oldu. Dergide duyurduğumuz konserlerin hepsine gidemesek de, kaçırılmaması gerektiğini düşündüğümüz birkaçından kısaca bahsetmek istiyoruz.
The Cinematic Orchestra // Tamirhane

Gözlerimizi kapatıp dinlediğimizde, izlediğimiz birçok film sahnesinin zihnimizde görselliğe dönüşmesini engelleyemediğiniz İngiliz elektronik caz grubu The Cinematic Orchestra 21 Mayıs Cuma günü Tamirhane’deydi. Grubun albüm kayıtlarına kıyasla daha az elektronik öğeler kullandığını ilk dikkatleri çeken şey oldu. Bu noktada albümlerdeki deneysellikten ve orijinallikten uzak, sahnedeki ağırlıkları ile de klasik bir caz konseriydi izlediğimiz.
Dikkatleri çeken bir diğer durum ise Tamirhane’nin dolup taşmasıydı. Yakın çevremde grubun çokta fazla takip edilmemesi ve yerli basından takip ettiğim kadarı ile bir iki yayın dışında gruba pekte yer verilmemesi, ya benim yakın çevremin caz müziğe uzak olduğunun göstergesiydi, ya da daha pozitif bir yaklaşımla İstanbul’da kaliteli müziğe aç büyük bir kesimin olduğunu görmüş olduk.
.
Hassas bünyelerin sinematografik müziği, Tamirhane’nin metalik hissiyatı ile birleştiğinde ortaya nasıl bir atmosfer çıkacağını merak eden İstanbullular, o gece aradıklarını buldular mı bilinmez ama organizatörler The Cinematic Orchestra ile kesinlikle doğru bir tercih yapmış oldular.
Robot in Disguise // Ghetto

Robot kızlar daha önce Phonem By Miller kapsamında ülkemize gelmişti, çok da iyi olmuştu. Ama bu sefer aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Gerek izleyicilerin konsere sıfıra yakın ilgisi gerekse Robot in Disguise’ın sönük performansı (ki bu durum izleyicinin de negatif etkisi olabilir) izleyenlere konser sırasında Ghetto çıkışında nereye gideceklerini planlattırdı. Grubun makyajı ve sahne kostümleri yerindeydi fakat bu da geceyi kurtarmaya yetmedi diye düşünüyorum.
Tim Hecker // Amber Platform

Geçen hafta İstanbul’dan sessiz sedasız bir müzik dehası geçti. Algılarımızı alt üst eden kompozisyonları ile elektronik müziği ses sanatına çeviren Kanada’lı Tim Hecker, geçtiğimiz hafta Karaköy’deki Amber Platform’da yaklaşık 40 dakika süren bir performans sergiledi. Sublime Porte’nin organizatörlüğünde gerçekleştirilen konserden sınırlı sayıda kişinin haberdar olması, Tim Hecker gibi bir sanatçının burada olmasının öneminin tam olarak anlaşılamamış olduğunu gösterse de, gelen az sayıdaki seyirci için konserin tatmin edici geçtiğini düşünüyorum. Birbirine benzer etkinliklerden sıkılmış genç dimağlar için kafa açıcı bir geceydi.
Black Heart Procession // Ghetto

Haftanın en büyük süprizi kuşkusuz Black Heart Procession konseri oldu. Bir önceki Cuma gecesi robot kızların konserinde sinek avlayan Ghetto, Perşembe gecesi olmasına rağmen hınca hınç doluydu. Konserin ilk iki şarkısını şaşkınlığımı çeşitli ses öbekleri ile dile getirip etrafımdakileri rahatsız ederek heba ettiysem de ilerleyen dakikalarda bende ortama ayak uydurabildim. Belki de Black Heart Procession sevdamın yetersiz olmasından dolayı bu kadar kalabalık olabileceğini tahmin etmemiştim. Sonrasında organizatörler ile görüştüğümüzde The Black Heart Procession’ın büyük bir kalabalık toplayacağını tahmin ettiklerini ve onlar için bu durumun hiçte sürpriz olmadığını öğrendik. CharmMusic bu gece için gerçekten iyi hazırlanmış.
Şarkıların canlı icrası albümlerde yakaladıkları hissiyattan çok daha farklıydı benim için. Pall Jenkins’in sesini canlı duymak bile geceyi kurtarmaya yetti. Herkes konseri sonuna kadar pür dikkat izledikten sonra konserin bitimi ile yine bir Türkiye klasiği yaşandı ve mekan saniyenin onda birinde boşaldı. Bu durum bambaşka bir yazı konusu tabii ki.
Pavement Gecesi // Peyote

Bu kadar yabancı grubun arasında yerli malı bir şeyler bünyeye iyi gelir diyenler için geçtiğimiz haftanın en önemli etkinliklerinde biri bence Peyote’de düzenlenen Pavement Gecesi idi. Amerikan bağımsız rock müziğin öncülerinden Pavement’a saygı duruşu niteliğinde olan bu gece, hem grubun takipçileri, hem de tanıdık yüzlerden bildik şarkıları dinlemek açısından keyifliydi. Katılımın beklenenden düşük olmasını Pavement’a saygısızlık olarak görsem de, gecenin ruhu gelenler için tatmin edici olmuştur diye düşünüyorum.

|