Dead ‘Nashville’ Weather

Bana sorarsanız Jack White tam anlamıyla "dopdolu" bir kişiliğe sahip. Bir matruşka bebeğiymişcesine içinden başka başka Jack White'lar çıkararak yeni projelere adım atarken, sadece müzikal anlamda değil görsel anlamda da hep doyurucu ve göz alıcı bir persona olmayı başarıyor kendisi. The White Stripes zamanında sadece Meg White ve kendisinden oluşan iki kişilik bir gruba bile teatral bir duruş kazandırması, yalnızca kırmızı beyaz ve siyahi kullanarak oluşturdukları görsellerinde, kendine haslığını ve keskin vizyonunu oldukça çekici bir biçimde sergilemesi de bu tezimi destekler nitelikte. Üretkenliğini son zamanlarda kısa film ve belgesel çekmeye de yönlendirmiş olan White'in mevcut grubu olan Dead Weather'da grup arkadaşları da oldukça esaslı isimler olduğundan grubun bizlere sunacaklarıyla ilgili beklentiler oldukça büyük oluyor. Hele hele o grupta 'Baby Ruthless' lakaplı, The Kills'in VV'sı Alison Mosshart gibi bir isim olunca gözler dört açılıyor Dead Weather için adeta.






Alison Mosshart için genel kanı şu ki: "VV inanılmaz kendine güvenli, fazlasıyla seksi ve tamamen rock'n'roll". Aslında Alison'ın oldukça oturmuş bir stili var yırtık tişörtler, skinny jeanler, kürkler ya da leopar desenli hırkalar vazgeçilmezleri. Oldukça orijinal takılarını ve genel anlamda aksesuar seçimini çok beğendiğim Mosshart'ın aslında en önemli aksesuarı elinden hiç düşürmediği sigarası herhalde. Biçimsizlik ve dağınıklığın bu kadar gerçek durduğu nadir cool bayanlardan o… Mary-Kate ve Ashley Olsen, Kylie Minogue, Stella McCartney, Jessica Stam gibi kalburüştü isimlerle partilemeyi seven VV'nın üstündekiler, bazı bazı dolabın arkasına itilmiş ucuz eski püskü şeylermiş gibi görünseler de aslında pahalı bir zevkin ürünü her biri. Mosshart'in ojeleri Chanel, tişörtleri Marc Jacobs, çok ünlü altın rengi kovboy botları Dior Homme mesela… O nedenledir ki VV'nin stili grunge-GLAM-punk olarak kategorilendiriliyor.



Dead Weather'da, White ve Mosshart'a Queens of the Stone Age'den Dean Fertıta ve Raconteurs'dan Jack Lawrence eşlik ediyor. Günde 2 şarkı kaydederek oldukça hızlı ve spontane bir albümle karşımıza çıkan grup görünümüyle de üstünde çok düşünülmemiş ama asla boş verilmemiş bir imaj çiziyorlar. Zaten "süper grup" olarak adlandırılan bir oluşumun içinde olmalarının verdiği 'oturmuşluk' halı giyimlerine de yansıyor. Siyah grubun en sadık olduğu renk, deri ceketler ise olmazsa olmazları. Ben grup elemanlarının önceki projelerindeki hallerine ve şimdiki duruşlarına baktığımda Dead Weather'in Nashville'de ruh bulmuş bir grup olduğunu düşünüyorum. Özellikle Jack White'in tarif ettiği gibi Nashville'de "kovboy'ların, aşırı viski tüketiminin ve arkadaş canlısı eroinmanların hüküm sürdüğü" bir bölgede bir araya gelmiş bir grup olmasının Dead Weather'a görsel manada ayrı bir hava kattığı oldukça açık bence. Esasında şehirlerden etkilenmek ve beslenmek White'in yabancı olduğu bir şey değil düşününce; Detroit'ten White, Renee Zellweger'li Los Angeles'lı White, model eşi Karen Elson'la Moda Haftalarında rastlanabilen New York'lu White şimdiyse benim şahsen kendisine en çok yakıştırdığım Nashville'lı White. Gerçi her yeni esinlenmeli Jack White merakla beklenir ve benimsenir orası ayrı ama Dead Weather'in hem müzikal hem görsel tadı, White bir gün yepyeni bir şeyle karşımıza çıksa bile akıllarda kalır gibi görünüyor.











 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010