The Raveonettes: Beatnik-Sinematik Viking Kanı
Negatif bir artistik duruş, bir medya ve edebiyat akımı, modadan argoya kadar birçok alanda çığır açmış bir hareket: Beatnik kültürü... Ve bu Beat Jenerasyonu'nun "underground, ahlak dışı" vizyonlu ikonu Jack Kerouac. Konu Raveonettes'in stiliyse en doğru çıkış noktası 50'ler ve 60'larin bu beatnik mirasıdır herhalde. Bunu sadece grubun bay elemanı Sune Rose Wagner'in kolundaki Jack Kerouac dövmesini referans alarak söylemiyorum. Grubun zaten İskandinav kanlarından ötürü taşıdıkları o uzak, soğuk duruşlarının yanında daha çok 50'lere ve 60'lara özgü bir huzursuzluk, dengesizlik hali olduğundan kuruyorum Raveonettes'le Beatnik bağını. Hiçbir zaman ilham kaynaklarını açıklamaktan çekinmeyen grup elemanları da bu dönemlere, Kerouac'un kendisine, uyuşturucu ve keşif temalı, karanlık, gürültülü sinematik anlayışa olan hayranlıklarını sık sık dile getiriyorlar. Belki de bu nedenledir ki Raveonettes özenti bir “hipsterlık”tan ziyade sindirilmiş bir “cool”luk ve kaidesizlik hissi veriyor izleyenlerine ve dinleyenlerine.


Her daim zayıf ve çoğu zaman ciddi görünümlü Sune Rose Wagner ve beyaz teni, soğuk ve karizmatik duruşuyla tam bir Kuzeyli güzeli olan Sahrin Foo'dan oluşan Danimarkalı alternatif rock ikilisi Raveonettes 29 Mayıs günü Miller Freshtival kapsamında İstanbul'da sahne alacağından onları yazmak için iyi bir zaman olduğunu düşündüm. Zaten bu süper cool ve çekici grup genel manada estetiğe oldukça önem verdiğinden stilleriyle ilgili söylenebilecek çok şey var aslında. Sune'a göre grup görsellerinde Velvet Underground'dan ve David Lynch filmlerinden, 50'lerin ve 60'ların sadeliğinden ve klasikliğin getirdiği zamansızlıktan ama en çok "sex, drugs ve rock'n'roll" üçgeninde yaşadıkları bireysel deneyimlerinden etkileniyor. Bu ilham kaynakları ikiliye şarkı sözlerinden, videolarına, albüm kapaklarından giydiklerine kadar karanlık bir melankoli dalgası, yer yer romantik ama aslen sert bir duruş kazandırıyor.


2006'da Blender dergisi tarafından rock'ın en seksi kadını seçilen Sharın Foo, retro-chiç stiliyle efor sarf edilmemiş bir sıklığa sahip. Luella Bartley'nin ilham perisi olan Raveonettes'in bayan yarısı kendini bir stil ikonu olarak görmese de "Stil benim için gerçekten önemli ama moda pek de değil" diyor. Sharın için önemli olan kendini giydiklerinin içinde rahat hissetmek, kıyafetlere kişilik kazandırmak ve asla göze çarpmaktan çekinmemek. Foo'nun kendi stilinin en belirgin özellikleri işe, vintage butiklerden edindiği parçalarla yarattığı romantik duruş, oyuncak bebekleri andıran elbiseler ve puanlı bluzler, minimalist saç kesimi, ayrıca siyah rengi ve klasik parçaları çok iyi taşıması. Stil ikonlarının Yeah Yeah Yeahs’den Karen O ve Fiona Apple olduğunu söyleyen bayan Raveonette, hayatında gördüğü en stil sahibi erkek olarak grup arkadaşı Sune Rose'u gösteriyor.


Benim kafamdaki Sune Wagner'in üstünde hep siyah-beyaz enine çizgili bir bluz var ve tabii ki neredeyse hiç çıkarmadığı Ray-Ban wayfarerları. Ara ara tek renk gömlekler ya da orjinal baskılı tişörtlerle de görebileceğiniz Wagner, Danimarka erkek stil kodlarını yaşadığı NYC'nın enerjisiyle bütünleştirip, tahmin edilebilir tarzına rağmen sıkıcı olmamayı başarıyor. Sune ve Sharın hiçbir zaman ne giyecekleri konusunda birbirleriyle konuşmamalarına rağmen grubun sinematik konsepti içinde hep uyumlu görünüyorlar. Siyah renkten vazgeçmiyor, sade çoolluğu terndlere değişmiyor, yolda yan yana görseniz "bunlar rock star olmalı" diyebileceğiniz bir imajı çok doğal taşıyorlar. Raveonettes üyeleri 70'lerde ÇBGB'de takılmak isteyeceğim isimler listemde önemli bir yerde olsalar da, bütün bu, kendi deyimleriyle "rock'tan ziyade roll starlığın" altındaki kibir gözüme çarpmıyor değil. Gerçi acaba ben de Helene Christensen'in mutfağında Bono'yla şarap içip, şeker materyalini kokain formatında sunan videolar çekseydim o kibirden payıma düşeni alır mıydım bilemiyorum, alsaydım da bir Akdenizli'nin üstünde bu tavır ayni sarsıcı havayı yaratmazdı herhalde.


|