The Young Victoria - Genç Victoria

Tarihe adını kazıyacak uzun bir hükümdarlık dönemi başlıyor. 18 yaşında ne yapacağını bilmeyen; ama güçlü durmaya gayret eden toy genç kız... Etrafında dolaşan çıkarlar, çıkarcılar... Ummadığı anda kendini teslim edeceği bir prens... Gösterişli saraylarda el üstünde büyütülen bir hayat... İngiltere tarihinin en uzun süreli hükümdarlığının başkahramanı Kraliçe Victoria’nın hayatı başlıyor. Entrikalarla ve menfaatlarle çevrelenmiş Victoria’nın kendi ayakları üzerinde durmaya çalıştığı ve hayatının temellerini attığı dönemi konu alıyor “Genç Victoria”. Victoria için döneminin en günlük güneşlik ve altmış sene sürecek saltanatının en taze zamanları.

Kraliçe Victoria tutucu ve katı yönetim anlayışıyla tarihte yerini alan bir hükümdar… Film, kendisine ve insanlara koyduğu sınırlarla tanınan kraliçeyi öylesine allayıp pullamış ki Victoria’nın sadece aşk dolu, anlayışlı, romantik ve son derece duygusal bir kraliçe olduğunu göstermek adına ekstra bir çaba içine girmiş.  Kraliçenin yüzyıldır anlatılagelmiş yapısı ile filmdeki anlatımı arasındaki tezatlığı bir kenara bırakacak olursak, “Genç Victoria” birçok açıdan başarılı bir dönem filmi. Başta oyuncu seçimlerinde son derece yerinde tercihler yapılmış. Victoria’yı canlandıran Emily Blunt’ın neşesi ve doğallığı filme ayrı bir tat katmış. Gerçeklerine olabildiğince yakın benzerlikte yüzler seçilen filmde özellikle Prens Albert’ı oynayan Rupert Friend’in gerçek Albert’a benzerliği takdir edilecek bir noktaya getirmiş filmi. Filmin oyuncu, dekor ve makyaj konusundaki başarısı bir yana, kostüm konusunda tartışmasız başarıyı on ikiden vurmuş ve Sandy Powell’a Oscar da dâhil birçok ödül kazandırmış.  Yine kostüm ve mekânların kullanımındaki bu başarı sayesindedir ki; filmi izlerken o döneme şahitlik etmiş gibi hissediyor, bir masalın içinde ilerliyormuş hissinden kurtulamıyorsunuz. Bu hislerin içinde en güzel dokunuşlar ise hiç ummadığınız anda yönetmenden gelen ani ve yerinde hareketler oluyor.  Film, her karesiyle estetik sınırlarının en üstlerinde gezmesine rağmen bir özelliği var ki; yazık olmuş filme dememek için zor tutuyorsunuz kendinizi. Hızla yuvarlanıp giden filmin aceleci tavrı, filmde yaşananları sanki birkaç gün içinde olup bitmiş gibi bir havaya sokuyor. “Genç Victoria” filmi, Victoria’nın ölene kadar büyük bir tutkuyla bağlı kaldığı eşi ile olan ilişkisini temel alıyormuş gibi görünse de diğer sorunlara da değip geçerken ne büyük aşkı tam anlamıyla aktarabilmiş, ne kraliçelik yaşantısını. O kadarki hayatından çok kısa bir dönemi bir buçuk saate yedirip, devamını sona eklenen birkaç paragraflık tarih bilgileriyle kapatmışlar.

Kısacası film görkemli sarayların içinde danslar, aşklar, kararlar, batışlar ve çıkışlar arasında geçiyor geçmesine; ama çok çabuk geçiyor. Bir buçuk saate sığdırılan o kadar uzun ve dolu bir yaşantı ki; eksik kalan onca şeyin yanında verilenlerin çabukluğundan onlara bile doyamıyorsunuz. Ortaya hoş, eğlenceli bir film çıksa da ne yazık ki çok kolay tüketilebilinecek bir film olmaktan kurtulamıyor. Onca artısına rağmen film, gücüyle tanınan bir hükümdarı anlatmaya yetecek güce sahip bir film olmayı başaramıyor.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010