New Young Pony Club - The Optimist
NYPC'i seviyorum fakat hep arada kalmış, nu-rave desen değil, pop desen değil, disco-punk desen gibi ama değil yani duymayana anlatılabilir bir janra tutunmayı reddetmiş bir grup oldularını düşünüyorum. Hatta bunu, Klaxons yüzünden afallayan gençlik ile birlikte bir kaç yıl önce ilk dinlediğimde benimde aklımı alan "The Bomb" ve "Ice Cream" parçalarına rağmen söylüyorum. Bu arada kalmışlık durumu bir tek yaptıkları tür ile sınırlı da değil üstelik. Açıkçası 15 dakikalarını doldurup kaybolan, istedikleri etkiyi bir türlü yaratamayan gruplardan olacaklarını düşünüyordum. Geçen ay yeni single "Chaos" yayınlandığında "a evet öyle bir grup vardı" dedim mesela ve okuduğum-dinlediğim kadarıyla insanların beklentilerinin bu kadar yüksek olmasına da şaşırdım. Fanları yeterince kızdırdıysam konun özü geçmiş zaman ile yazıyorum çünkü yeni albüm sonrası daha da şaşırdım, bu sefer iyi manada.
Öncelikle bu sefer tür karmaşasına adult-pop diyerek bir açıklık getirmişler ki Lady Gaga'nın populer kültürü her şekilde yeniden tanımladığı şu günlerde pop yapıyoruz demeleri benimde uzun süre kafamı karıştırırdı muhtemelen. Adult-pop özellikle The Optimist'in karanlık disco kuşağı temasına en uygun tanımlama, daha iyisi olamazdı. Bu yeni albümde grup kesinlikle kulakla duyulur bir ilerleme kaydetmiş. İlkine oranla çok daha oturmuş, birbirini tamamlayan parçalardan oluşan neredeyse eksiksiz bir albümden söz ediyorum. Vokal Tahita Bulmer, Pj Harvey'den Debbie Harry'e kaymış, onun daha az hisli daha fazla otomatik versiyonu gibi. Açılışı yapan "Lost A Girl" üzerinde en çok çalışılmış parça gibi duruyor ve geri kalana göre sırıtmasıyla daha çok ilk albümün kayıp parçası gibi. "The Optimist" gerçekten muhteşem ve bir kez dinledikten sonra bile kafanızdan gitmiyor, tek kötü yanı albümdeki diğer bir kaç parça gibi gereksiz yere uzun tutulmuş olması. Süre albümün en büyük sorunu zaten, rahatlıkla 3 dakika olabilecek parçalar 5 dakikadan uzun sürüyor ki bu da fazlasıyla dikkat dağıtıcı. "Dolls" ise hemen kapıldığım melodisi ve sözlerde "i thought i had a brain i don't seem to have one" şeklinde anlatılan insanlardan bahsetmesiyle favorim. Benim kendi kendime en sevindiğim diğer noktalardan biri de Bulmer'in seksi konuşmalarının tamamen çıkarılmış olması. Onun dışında "Oh Cherie", "We Want To" ve "Stone" gibi fazlasıyla dikkat çekici parçalar bulunuyor.
Yenilenmiş NYPC ile ilgili en takdir ettiğim şey ise sınırlanmış hissettikleri için oturup kendi plak şirketlerini kurmuş olmaları. Albümüm eksiksiz olması, bütün parçaların birbirini tamamlaması konusunu direk buna bağlayarak çok iyi bir iş yaptıklarını söyleyebilirim. Hemen ritim tutturan parçalara olan aşkım yüzünden benim özellikle çok beğendiğim bir albüm The Optimist, o yüzden basitlikten hazzetmeyenler için özellikle cehennem azabı gibi olabileceğini söylemeliyim. Ben uyarayım da.

|