[REC] 2

“Pablo, kayıta devam ediyor musun? Pablo!”

Sinemada korkunun “ne” olduğu değişmiyor; ama veriliş şekli sürekli değişiyor fark ettiğiniz gibi. Pek çoğu sınıfta kalsa da (utanmasalar “Casper”ı da çekecekler) tek tük de olsa harika korku filmleri yakalıyoruz. İlk “[REC]” bunlardan biriydi. Hani bir filmi çevrenizde ilk siz izlersiniz ve o çevrenize filmi beğenmişseniz tam gaz empoze edersiniz ya, işte ilk film de benim için öyleydi. Şans eseri indirip izlemiştim ve çevremde bu filmi kimsenin izlememiş olmasına bir hayli şaşırmıştım. Sonra zaten film aldı namını, yürüdü (benim sayemde ehehe). Hatta İstanbul’da birkaç salonda da olsa gösterime girmeyi başarmıştı film geçtiğimiz yıl.

İlk filmde haber programı amacıyla itfaiye ekibiyle gittikleri apartmanda hayatta kalma mücadelesi veren Angela’nın acı hikâyesi, ikinci filmde kaldığı yerden devam ediyor demek isterdim; ama pek öyle değil. Devam eden şey, dışarıda kalan güvenlik güçlerinin içeri operasyon düzenlemeleri… Film gerçekten de aradan çok kısa süre geçmiş hissi verebiliyor ilk filmde bu yana.  O kadar ki apartmandaki kanların dumanı hala üzerinde. Apartman aynı dağınıklıkta… Hemen ilk filmden tanıdık “yüzler” görmeye başlıyorsunuz. Aradan iki yıl geçti; ama sanki o apartmanda bir on beş dakika geçmişlik hissi süper. İkinci film sizi bu yüzden daha ilk dakikasından yakalıyor. İçeri giren on kaplan gücünde SWAT ekibinin yanında bir de kilise tarafından görevlendirilmiş peder yer alıyor. Nedir, neyin nesidir bir süre anlayamıyorsunuz; ama kısa bir süre o da rengini belli ediyor. Açıkçası karşıda nasıl bir düşman olursa olsun, SWAT ekibiyle o apartmana girince hiç korkmuyorsunuz, tam tersi, bir güven hissediyorsunuz (Bir korku filminde kendiniz güvende hissediyor oluşunuz aslında iyi ama film bunu değerlendirmemiş). Çünkü tank gibi giyinmişler ve değil apartman, sokağı yakıp çıkarlar; ama ne hikmetse işte, apartmanda işler istedikleri gibi gitmiyor. Kişilikler değişiyor, korku baş gösteriyor, kız çocukları gibi davranıyorlar. Yok, böyle bir şey yani! Film burada ilk inandırıcılığını yitiriyor. İlk filmin en büyük başarısız zaten bu “acizlikten” geliyordu, bu filmde o his yok. Sadece anlık korkularla film sizi besliyor. Merak duygunuzu kullanıyor, tuzağa çekiyor ve gerilim dolu mekân sesleriyle beyin loplarınızı tokatlıyor.

Silencio

Bunu yaparken de yeni şeyler denemekten kaçınmıyor Jaume Balaguero ve Paco Plaza. İlki, SWAT’ların kasklarındaki kameraları ekranın bir köşesinden bize sunması. El kamerası hissini bu yöne çekmeleri bence güzel olmuş ama az önce bahsettiğim, tedirgin hava gitmiş yerine bir bilgisayar oyunu havası gelmiş resmen. Bu atmosferin bir diğer destekçisi de, hikâyenin ortasında, hikâyeye sonra girecek olan çocuk grubun gözükmesi ve güzel bir yöntemle hikâyeyi diğer tarafa geçirmeleri olmuş. Bu da şu demek oluyor; ilk filmden daha fazla karakter görüyoruz. Bu da daha fazla kovalama, daha fazla yakın temas ve kan demek oluyor. Apartmanın o ünlü çatı katının sırlarını araştırmak, izleyeni gayet tedirgin ediyor; ama konunun bağlandığı nokta beni tamamen hayal kırıklığına uğrattı. Yani “neden” sorusuna verilebilecek cevaplar içerisinde en kötü olanı seçilmiş. Günümüz Barcelona’sında geçen, sıradan insanların yaşadığı bir apartmanda olup bitenleri o kadar abartmasalar, hatta “bunlar bu hale geldi çünkü şu sivrisinek yüzünden” deseler daha mantığa uygun olurdu. Mantıklı olmak zorunda değiller elbette ama yola bu gerçekçilikle çıkıp daha sonra mantıklarını yitirdiklerinde de, ilk filmin altında kalmaları da kesin oluyor. Hâlbuki ellerinde ilk filmden daha fazla iyi materyal varken bu yöne gitmeleri cesurca ama başarılı değil.

Eğer kafanızı kurcalayan ilk ve tek soru “korkutuyor mu?” ise, evet, kesinlikle geriliyorsunuz, sıçrıyorsunuz az da korkuyorsunuz. Geri kalanı aksiyon altında ezilen güzel bir atmosfer, o kadar. Filmin üçüncüsü de gelecekmiş ayrıca. İkinci filmin nasıl bittiğini görünce, asıl üçüncü filmi merak edeceksiniz. Bunu bir geçiş filmi olarak düşünün ve öyle izleyin derin.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010