Clash of the Titans - Titanların Savaşı
“Kraken’ı serbest bırakın!” - Eee, sonra?
“Clash of the Titans”ı ilk fragmandan beri bekliyor oluşumun tek nedeni, bu mitolojiyi seviyor oluşum. Yunan mitolojisi bana hep ilgi çekici gelmiştir ve 1981 yapımı “Clash of the Titans”ta bile eğlendiğimi bilirim. Yakın çevremden bildiğim kadarıyla, otuz sene önce çekilen bu filme yarım saat dayanabilen pek az insan varmış. İlginç… Ben hiç öyle düşünmüyorum açıkçası; çünkü “Otuz yıl önce” daha priz yokken adamlar Perseus’un hikâyesini bize çok iyi anlatabilmişler. Hem de öyle milyon dolarlık efektler, CGI’lar olmadan.
Günümüze geldiğimizdeyse, elbette bu filmin bir mitos filminden ziyade bir aksiyon filmi olacağı belliydi. Ben de hazır hem “Spartacus” izliyor hem de “God of War” oynuyorum gazıyla biraz umutlarımı yeşertmiştim; ama aksiyon tarafında da çok bir şey bulamadım. Yarı Tanrı olan Perseus’un (demigod) onu bebeklikten beri yetiştiren ailesini öldüren Hades’ten intikamını alma üzerine duruyor film aynı ilk film gibi. “Remake” kurallarına gayet uyuyor diyebiliriz bu yeni halin (bir tek baykuş Bubo’yu filmden çıkarmışlar tek bir sahne haricinde). Zeus ve diğer Tanrılar, artık insanlardan dua ve minnet duygularını alamadıklarından giderek zayıflamaktadır. Bunu fırsat bilen yer altı dünyasının Tanrısı Hades de, ağabeyi Zeus’a insanları korkutmasını ve böylelikle dualarıyla tekrar güçlenebileceklerini öğütler. En büyük korku için de devasa boyutlardaki Kraken’ı kullanacaktır. Hades, eğer güzeller güzeli Andromeda’yı şehir sakinleri kurban etmezse, Kraken tüm şehri yok edecektir. Böylelikle kaos başlar.
“Destekleyin beni! Destek istiyorum”
Andromeda’nın öldürülecek oluşu ve şehrin yok edileceği tehdidi yüzünden Perseus’un da intikamdan önceki planı, Kraken’ı yok etmek olacaktır. Kraken’ın zayıf noktasını öğrenmek için falcıları bulmak için yola çıkan Perseus ve arkadaşları, çölde dev akreplerle savaşır, Djinn ırkıyla tanışır ve desteklerini alarak, Medusa’nın karşısına çıkmaya karar verir. Yani filmdeki aksiyon sayısı üç, dört diyebilirim size. Film iki saat olmasına karşın aksiyona doyamıyorsunuz bir türlü. Bari mitolojik atmosferden faydalanayım diyorsunuz; ama atmosferden de eser yok. Zaten Louis Letterrier gibi, sulu aksiyon filmi yapan bir yönetmenden bunu beklemek hata; ama otuz yıl önceki filmde bile büyük ölçüde hissedilen o gerilim, bu filmde kesinlikle yok. İstemediklerinden değil; sanki yapamadıklarından filmde yokmuş gibi duruyor hem de. Filmin, köklerine en büyük ihaneti belki bu noktada geliyor diyebiliriz. “Hulk” filminde bu önemli bir öğe olmayabilir; ama örneğin Medusa’nın tapınağında o “bakmadan savaş” hissiyatı olmazsa, olmaz.
Film bu ölçekte devam ettikçe, haliyle izleyicinin de seyir temposu ve beklentisi düşüyor. Patlamış mısırına daha çok yükleniyor, çatır çutur seslerle, genze kaçan parçacıklarla diğer izleyiciler de rahatsız ediliyor filan. Şimdi size daha kötü bir şey söyleyeyim; eğer 3D izlemek istiyorsanız filmi, hiç mi hiç bulaşmayın derim. Çünkü “Clash of the Titans”, şu ana kadar ki en kötü 3D film bana kalırsa. Her ne kadar beni kör etmese de, bu konu özelikle yurt dışında büyük tepki topladı. Çünkü bu film 3D kameralarla çekilmedi. “Avatar”ın başarısı sonrası, ilkel yöntemlerle 3D olarak yapıldı. Zaten 3D’yi hissettiğiniz sahnelerin sayısı birkaç taneyi geçmiyor. Tüm film boyunca bir karanlık hava hâkim görüntüye. Gözlüğü çıkardığınızda filmin ne kadar aydınlık olduğunu görebiliyorsunuz hatta gözlüksüz daha iyi izleniyor film! Boşuna gözlük parası vermeyin derim, normal, 2D olarak izleyin gitsin. “Kimler izlesin?” sorusunun cevabı da basit. “Cheesy” Hollywood filmleri sevenler, gidecek başka film bulamayanlar, oyunculuk, atmosfer olmasa da olur; kavga var kavga diyenler… Ve benim gibi sadece merak edenler. Geçmiş olsun.

|