We Live in Public - Her Şeyimiz Meydanda

“We Live in Public”, adını hiç duymadığımız en büyük internet öncüsü Josh Harris’in yaşamını anlatan bir belgesel. 1990’ların sonunda, internet alanında yaşanan patlama döneminde kurduğu yeni medya şirketleri arasında ilk internet televizyonu olan Pseudo.com’dan başlayarak hikâyesini izlemeye başlıyoruz. Filmi izlemeye Josh Harris’in annesine yolladığı bir video kaydıyla başlıyoruz. Son anlarını yaşayan annesini gidip görmek yerine, vicdani yükünü üzerinden atmak için bir kaset doldurup yolluyor Josh Haris. Ve aslında film boyunca izleyeceğimiz 90 dakikalık bir hayat hikâyesinin temelini bu video kaydında buluyoruz.

Josh Harris döneminin hayran olunası güçlü karakterlerinden biri olmasının yanı sıra, zaman zaman aldığı büyük vurgunlar sonrası verdiği demeçler ile aslında ne kadar yalnız bir insan olduğunu da gözler önüne seriyor. “Beni televizyon yetiştirdi.” diyen Harris, aslında şu an internet üzerinden kullandığımız birçok teknolojik imkânın da çıkış noktası ve yaratıcısı. Film boyunca onun yaşamına tanık olan insanların o dönemde verdiği röportajları da izliyoruz ve o röportajlar bize Harris’in ne kadar çılgın bir yaratıcılığa sahip olduğunu aktarıyor. İnsanların kişilikleri üzerine deneyler yapmayı seven bu adam, 2000’li yılların en büyük televizyon şovlarından biri olan “Biri Bizi Gözetliyor” serisinin de ilham kaynağı aslında.

Belki de adını insanların hafızasına kazıyan ve bitişinde de hafızalarından sildirten en büyük yapımı “Sessiz Olun: Her Şeyimiz Meydanda” projesiydi. Bu proje için 100 kadar sanatçı New York’ta yerin altına inşa edilen çok katlı bir otelde 24 saat gözetim altında yaşadı. Yatak odalarından tuvalete kadar, yaşamlarının her anı yüzlerce webcam tarafından kaydedildi. “Sessiz Olun” projesiyle Josh Harris, geleceğin online dünyasında, tanınma arzusu uğruna mahremiyetimizden nasıl da kolay vazgeçebileceğimizi kanıtlamış oldu bir bakıma. Emniyetin bir baskın düzenleyerek bu projeye son vermesinin ardından yılmayan Harris, bu sefer de kendisi ve kız arkadaşıyla birlikte 24 saat canlı yayın gözetiminde yaşamaya başladı. Altı ay süren bu süreç, aslında onun için iplerin koptuğu projeydi. İlk defa aşık olduğuna inanan Harris, bu aşkın büyüklüğünü belki kanıtlamak, belki de başarısızlıkla sonuçlanan “Her Şeyimiz Meydanda” projesinin kötü yansımalarını silmek amacıyla “Sessiz Olun” projesine başladı. Fakat proje sonunda hem aşık olduğu kadını hem de hayran olunası o güçlü imajını kaybetti. Sonrasında da büyük bir ruhsal çöküş yaşayıp uzun bir süre kimsenin ona ulaşamamasını sağlayarak ortalardan kayboldu.

“We Live in Public”, başarılı belgeselci Ondi Timoner’in on yıl süreyle çektiği görüntüleri saatlerce harmanlamasıyla oluşan bir belgesel. Filmde, herkesin her şeyi meydanda yaşadığı günümüzde, internetin kolaylıklarıyla beraber getirdiklerinin sorgulanmasının yanı sıra, tüm bu olanaklara kavuşmuş olmamızda payı olan Harris’in, kendi geliştirdiği internetin adına çok fazla bilgi barındırmamasıyla bile, hayran olunan bir adamdan, acınılası bir adama nasıl dönüştüğüne de an be an tanık oluyoruz. “We Live in Public”, yaşadığımız dünyayı daha kolay kılmaya yardımcı olan interneti kullanım önceliğimiz açısından sorgulayan ve görülmesi gereken çarpıcı bir belgesel.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010