Je vais bien, ne t’en fais pas / Don’t Worry I’m Fine - Benim İçin Üzülme
İspanya tatilinin ardından ailesinin yanına geri dönen Lili, ikiz kardeşi Loic’in babası ile tartıştıktan sonra evi terk ettiğini öğrenir. Babasının telaşsız tavırları Lili'nin kafasını karıştırmaya başlar. Kardeşi günlerdir ortalarda görünmemektedir ve ailesi onu hiçbir şekilde aramamaktadır. Kardeşine karşı aşırı bir bağlılığı olan Lili bir süre sonra yemek yememeye başlar ve hastaneye kaldırılır. Ölümün eşiğine gelen kızı hayata döndüren kardeşinden aldığı mektuplar olmaya başlar. Kardeşi nerede olduğunu söylememekte; ancak artık onu mektupsuz bırakmamaktadır. Bu mektuplarda neler yaşadığını anlatan genç adam sürekli olarak babasını suçlamaktadır. Lili de kardeşinin gidişinden babasını sorumlu tutmaya başlar. Ancak genç kızın henüz bilmediği bir şey vardır.
Fransa’nın Oscarlar’ı olarak bilinen Cesar Ödülleri’nde “En İyi Aktör” ve “En İyi Aktris” ödüllerini alan film, aslında ödülleriyle bile hikâyenin rol dağılımını anlatmaya yetiyor. En son Tarantino’nun filmi “Inglourious Basterds”da izlediğimiz başarılı oyuncu Melanie Laurent, filmin ana karakteri olan Lili’yi canlandırıyor. Filmin yönetmeni Philippe Lioret çekim açıları ve hikâyeyi sunuşuyla bizi Lili’nin peşinden sürüklüyor. Kardeşine olan düşkünlüğünü hastanelere düşecek kadar saplantı haline getirişine tanık oluyor ve onunla birlikte o acıyı hissedebiliyorsunuz. Ama filmdeki asıl performansa Kad Merad ile tanık oluyoruz. Sessiz ve sakin derinden gelen oyunculuğuyla bize hikâyenin sürprizini hissettirmiyor ve filmin sonlarına doğru kırılma noktasına gelindiğinde Kad Merad’ın üstün performansını alkışlıyoruz. Bir de yan rol olarak karşımıza çıkan Thomas var. Lili’nin her şeyden habersiz bir anında tanıştığı ve hayatına bir türlü dahil edemediği Thomas. Julien Boisselier’in canlandırdığı Thomas karakteri her ne kadar film için bir yan rol olsa da, hikâyenin gelişiminde o yan rolün filme ve gidişatına neler katabileceğini görüyorsunuz.
Festivallerde “Don’t Worry I’m Fine” adıyla gösterilen film, adıyla da seyircisine ipuçları veriyor. Film boyunca çekip giden kardeşin bir diğerine “beni merak etme, iyiyim” temalı kart postallar göndermesine ve en çok da ona yazdığı şarkıya takılıp kalıyoruz. Belki de filmin en can alıcı noktalarından biri Aaron’un söylediği U-Turn (Lili) şarkısı. Sözleri ile filmin eksik kalabilecek yanlarını tamamlayan şarkı, filmi izleyenlerin bir süre aklından çıkmayacak kadar etkili.
Klasik Fransız filmlerinin sakinlik ve durgunluğunu taşıyan, bunun yanı sıra bir dramı ağlak motiflerle ele almayıp aynı sakinlikle seyircisine taşıyan bu film, seyircisine final sahnesinin ardından “Kard Merad’ın yerinde olsanız ne yapardınız?” sorusunu sordurtuyor. Aile bağlarını bu kadar kuvvetli ele alıp 2003 yılının başarılı filmlerinden biri olan “Je vais bien, ne t'en fais pas”, aile dramlarını sevenlerin izlemesi gereken yapımlardan biri.

|