Tindersticks - Falling Down a Mountain

Stuart Staples'in o kadar eşine az rastlanır muhteşem bir sesi var ki "en eşine az rastlanır muhteşem vokaller" listemde üst sıralarda yer alıyorsa bu sebepten. Tindersticks çok sık dinlediğim bir grup olmamasına rağmen aklıma geldiğinde motivasyonum bu oluyor. Açıkçası grubun da fazlasıyla bunun ekmeğini yediğini düşünüyorum. Zaten birkaç yıl önce nerdeyse 20 yıldır aynı kadroyla devam eden grubumuz yenilenmiş, bir tek Staples kalmıştı. Özellikle bir diğer çok önemli eleman, multi-enstrumanist Dickon Hinchliffe'in ayrılmasından sonra yenileriyle çıkardıkları "The Hungry Saw", daha önceki albümlerin epicliğinin yanına bile yaklaşamıyordu. Şimdi ise son albümleri ile beni iyice depresyona sürüklüyorlar.

Falling Down a Mountain için öncelikle gördüğüm en bol enstrümanlı olmasına rağmen aşırı minimal albüm diyebilirim. Sanki enstrümanları yeni bulup fazla coşmaktan korkmuşlar gibi bir tavır sergilemişler. Örneğin adı "Piano Music" olan bir parçada neresinden bakarsan 3 notadan oluşan bir piyano müziği mevcut. Özellikle bu konuda daha öncekilerden fazlasıyla ayrılıyor bu albüm. Açılış parçası 6.33 uzunluğundaki "Falling Down a Mountain" çok güzel olması, albüme adını vermesini hak etmesine rağmen bir albümün ilk dakikaları için iç karartıcı. Yalnız benim gibi introları ayrıca seviyorsanız neredeyse 5 dakikalık introsu ile o konuda takdir edilesi. Bir de albümden çok fazla soundtrack tadı alıyorsunuz. Özellikle "Hubbard Hills" ve "Factory Girls" insanların uzunca yürümekten başka bir şey yapmadığı Gus Van Sant filmlerine score olabilicek nitelikte. Ama Staples'ın vokalinin, o harika ses renginin en muhteşem anı, en kafanıza kafanıza girdiği "Keep You Beautiful", "No Place So Alone" ve özellikle saçmalığını çok takdir ettiğim, "you say you love peanuts / i don't care that much / i know you love peanuts / and i love you / so I love peanuts too" gibi bayıldığım sözleri olan "Peanuts" parçaları ile kalbimi çaldı.

Tindersticks gibi doksanların başında kurulmuş, uzun zamandan beri müzik yapan gruplar için özellikle bu sıralar biraz endişeleniyorum. Çünkü albümler ne kadar harika olursa olsun bunu takdir edecek dinleyici sayısı gittikçe düşüyor gibi. Artık The Strokes, Interpol, Kasabian.. gibi gruplar bile kendi çağlarında müzik yaparken demode görünebiliyorlar. Son bir kaç yıldır mainstream'in özellikle alternative ayağı o kadar hızlı evrimleşiyor ki bir şey beğendirmek gittikçe zorlaşıyor işte bu da artık yaşını başını almış ayak uydurmak yerine kendi bildiğini okuyan müzik icraatçısı için zor olabilir. Yine de bu konudaki öngörüm artık neredeyse her konuda olduğu gibi ucuna kadar gittikten sonra en sonunda "temel"e ger dönüleceği yönünde. Bu arada evet "Back to the Basics" adında güzel bir Christina Aguilera albümü de mevcut.



 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010