Fantastic Mr.Fox

Normal bir insanın gelişiminin en büyük parçalarından biridir masal yazma çabasına girişmesi. Hepimiz hayatımızın belli bölümlerinde çocuk kitapları yazmak istemişizdir. Ya da aklımızda bir yerlerde olmuştur bu düşünce. Peki nereden geliyor bu masal yazma isteği? Kolay bir “köşe dönme” yöntemi olarak mı algılanıyor? “50 sayfa kitapla millet zengin oluyor” düşüncesi de olabilir mi? (Dikkat!! Ciddileşiyor yazı burada) Yoksa masal dinleme eksikliğimizden mi? (Dedim ama ciddileşiyor diye. Devam…) Jenerasyon olarak Hollywood’da hep şahit olduğumuz “uyumadan önce masal okunan çocuk” olmak sadece %7’mize kısmet oldu. Geri kalanımız da masalların muhteşem olduğunu bilen; ancak inanmayan uzuvlarına dönüştük toplumun. Biz içten içe şaşırdık “Ne?!?! (ya da WTF?!?!) Prenses mi? Ne prensesi? Prenses ne arar lan pazarda?!” dedik. Tabii benim şahsi görüşümce bu durumun oluşumunda “Bu kitabı okumayan çocuk, çocuk değildir (bir b.k çuvalıdır) ÇOCUK KALBİ” çok etkili olmuştur. Ben okumayanlardanım.

Masal anlatabilmek hünerli bir iştir. Kimi doğaçlama olarak anlattığı her şeyi masallaştırır, kimi ise bir masalı bile evirir çevirir ve bir paso başvurusuna dönüştürür. Masal dinlemek de en az masal anlatmak kadar hünerli olmayı gerektirir. Bir tilki neden konuşsun? Bir karga neden ona “Dalda ne işin var” desin? Biz klişelere boğulmuşlar olarak o kadar gerçekçi olduk ki çocukluğumuzdan beri. “Klişe klişedir. Gerçek gerçektir. Mantıklı olan mantıklıdır. Mantıklı olmayan ise saçmadır” öğretildi bizlere. Masalı doğru dinlemek doğru sonuçlara ulaşmayı öğretir insana kendi yaşamında.

Masallardaki fiziksel kuralların esnekliğini gerçek yaşama pek yansıtamadık. Bizleri mutsuz bireylere dönüştüren şey de bu oldu hep. “Su yolunu bulur” cümlesinin olağan olduğunu görememek itti bizi çözüm odaklı düşünmekten sorun odaklı düşünmeye.  Gerçi masallarda olduğu gibi mutlu sonlar olamaz hayatlarda ama en azından “normal gidişat” denen şeyi de görmezden gelmemeyi öğrenmek yeterli olur çoğu zaman.

Eğer bana “kimden masal dinlemek istersiniz?” diye sorarsanız. Cevabım hiç düşünmeden Wes Anderson olur.

Neden mi Wes Anderson? Çünkü kendisi bir masal anlatıcısının (magripyan bir edayla “story teller”) hayata bakışına, olayların önem sıralamasının farkındalığına, karakter oluşturmadaki inceliğine ve hayatı daha yaşanır kılan “dev finaller” oluşturmadaki yaratıcılığına sahiptir. Daha önce de söylediğim gibi dev finaller, devasa problemler yoktur Wes Anderson dünyasında. Aşağı yukarı herşeyin “fantastik” olduğu bir dünyanın varlığından şüphe duymadan, ayağı olmayan bir sürü insanı unutmadan, ayaklarımızı uzatarak “Fantastic Mr. Fox”u izleme keyfine sahip olduğumuzu unutmamak lazımdır.
Bir tilki ailesinin yaşadığı kendi içerisinde kocaman, dış dünyada ise masal yazarları olmasa asla bilemeyeceğimiz problemlerin sonsuz çözümlerinden sadece birini izlemek için “Fantastic Mr. Fox” ideal bir 87 dakika.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010