Brazil
Gelecekte bilinmeyen bir zamana hoşgeldiniz. Bu öyle bir zaman ki kaos artık içinden çıkmanın hayal olduğu bir durum. Terör, attığınız her adımda yanıbaşınızda. Boğazınıza kadar bürokrasiye batmışsınız. İşte bu öyle bir zaman ki kendinizi kaptırıp sizi ileride böyle bir geleceğin beklediği korkusuna düşebilirsiniz. Gelecekte bilinmeyen bir zamana, Brazil’e hoşgeldiniz. Bu bilinmez zamanın kapıları 1985’te Terry Gilliam tarafından aralandı. Terry Gilliam endüstrileşmenin dibine vurmuş bir liman kahvesinde otururken etrafta insanı boğan bütün o atmosferin, gri şehrin, dumanların arasından liman işçilerinin dinlediği Brazil şarkısını duyar. Arry Barroso’ya ait bu hareketli ve eğlenceli şarkının, Gilliam’ın bulunduğu kasvetli ortamla oluşturduğu tezatlık filmin temellerinin atılmasına neden olur.
Sam Lowry devlet otoritesinin içinde boğulmuş bir devlet çalışanıdır. Karşı olduğu bu düzenin bir parçası olmak hiç hoşuna gitmese de etrafını saran baskılar yüzünden bu düzenden çıkması neredeyse imkansızdır. Düzenden kurtulabildiği, gerçek hayatta kavuşamadığı özgürlüğe ve huzura kavuştuğu tek yer rüyalarıdır. Kendini kanatlanmış uçarken gördüğü bu rüyalarda, Sam her defasında aynı kadını kurtardığını görür. Rüyalarından çıkmayan bu kadının gerçek hayatta var olduğunu keşfetmesi Sam’i içinden çıkamayacağı bir karmaşaya sürükleyecektir. Devlete göre herkesin potansiyel terörist olduğu bu dünyada, Sam ve rüyalarının kadını Jill, kendilerini terör paranoyasının tam ortasında bulacaklardır. Sam’i bütün bu kaosun sonunda ise iki tane son beklemektedir. Baskı üzerine eleştirilerle dolu filmin prodüktörlerinin Gilliam üzerinde yarattıkları baskı sonucunda film mutlu sonla bitmiştir. Fakat rahat duramayan ve istediği sonu çeken Gilliam’a göre film, herşeyin düzenin gereklerine göre ilerlediği bir sonla bitmiştir. Prodüktör isteği üzerine çekilen versiyonundan daha uzun olan bu versiyon buruk bir şekilde seyirciyi yolcu etse de çok daha hoş olmuştur.
“Brazil”, endüstrileşme, bürokrasi, ve terörizmin arasında yuvarlanan bir aşk üzerine bilimkurguya yakın fantastik aynı zamanda kara mizah bir film. Filmde kısa bir role sahip olmasına rağmen başarılı bir performans sergileyen Robert De Niro, filmde oynadığı karakterle beğeni toplamış isimlerden. Gilliam’ın 1983 yapımı “Time Bandist”i, “Brazil”i ve 1989 yapımı “Adventures of Baron Munchausen”inin bir üçleme oluşturduğunu söyleyebiliriz. Rüyalara olan takıntısını üç filme de yerleştiren Gilliam, “Time Bandist”i bir çocuğun, “Brazil”i bir yetişkinin, “Adventures of Baron”u ise yaşlı bir adamın rüyalarından yansıtmıştır. Filmin 85 yılında yapıldığını ve o dönemlerde dijital efektlerin sınırlı olduğunu düşünecek olursak, filmi görsel açıdan son derece başarılı sayabiliriz.
İzlemenin damakta güzel tat bıraktığı, üzerine kafa yorduracak çok fazla konuya sahip sayılı filmler arasında yer alan ve sayısız güzel Gilliam filmi arasında hatrı sayılır bir yere yerleşen “Brazil” izlenmesi kesinlikle farz olan, koleksiyonluk ve defalarca izlenilebilecek bir film.

|