|
T-Rex: Yeraltında Bir Asilzade
T-Rex denince aklınıza ilk önce bir dinazor türü geliyor olabilir. Rock müzikle içli dışlı olanlar ise 70’lerin en önemli topluluklarından biri olan bu grubu hatırlayacaklardır. Eğer bir David Bowie hayranıysanız T-Rex’in müziğine aşina olmanız hayli olası. Grubun beyni Marc Bolan’ın sahneye parıltılı kadın kıyafetleriyle çıkması sebebiyle ‘glam’ akımına dâhil edilen grup daha sonraları bu etiketi yadsımış ve kendilerini glam rock yapan diğer gruplardan soyutlamışlardı. Marc Bolan da bu akımın bir parçası olmadıklarının üzerinde ısrarla durmuştur.
1967’de Bolan ve Steve Peregrin Took’un- isme dikkat- kurduğu Tyrannosaurus Rex akustik gitarlar, perküsyon ve Afrika davulları gibi enstrümanlarla müzik yapıyordu. Fantezi edebiyatının önemli ismi Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi serisinden etkilenen ikili bu yıllarda Yunan ve İran mitolojilerine de gönderme yapan ve uzun isimli şarkılar içeren albümler yaptılar. Ticari başarı kazanamasalar da hippilerin ağırlıkta olduğu belli bir hayran kitlesi kazanmışlardı. Herhalde bugün dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü radyo DJ’i olan BBC’den John Peel’in bu dönemde onları otomobiliyle stüdyoya götürüp getirdiği biliniyor.
Yıldızlara yükseliş
Grubun şanslarının gerçekten dönmesi ise 70’li yıllarda olacaktır. Yeni onyılla beraber grup kadro ve müzikal tarz olarak tamamen yenilenir. Akustik gitarlar ve uzun isimli şarkılar yerini elektrogitar ve Marc Bolan’ın seksi çağrıştıran çığlıkları ve inlemelerine bırakmıştır. Grubun bu yeni hali ve imajı 80’lerde ortaya çıkacak Prince gibi sanatçıları da etkileyecekti. Bu esnada Took’un yerini de Mickey Finn alır. İsimlerini T-Rex olarak kısaltan grup ‘Get it On’, ‘Children of the Revolution’, ‘Jeepster’ ve ‘20th Century Boy’ gibi unutulmaz şarkılar üretir.
Benim T- Rex ile ilk tanışmam Velvet Goldmine filminin soundtrack’inde Placebo’nun söylediği ‘’20th Century Boy’ şarkısıyla olmuştu. Yıl 2000 olmalı. Filmi geçenlerde seyrettim, soundtrack albümü 60’lı ve 70’li yılların önemli grupları; The Stooges, New York Dolls, The Velvet Underground ve Roxy Music’le tanışmak için idealdir. Aslında ben albümü de doğru düzgün dinlememiştim, aklımda en çok kalan parça 20th Century Boy olmuş. Ki o albümün en iyi şarkısı sayılabilir. Grubun şarkılarının bende uyandırdığı hareket/dans etme isteği ve coşku hissi onları böylesine sevmemi sağladı. Neden bilmem ‘Children of the Revolution’ şarkısı neredeyse her dinleyişimde tüylerimi diken diken eder hala. Bu şarkıyı Patti Smith konserinde ondan dinleyince de çok mutlu olmuş ve heyecanlanmıştım. Ya da ‘Get it On’ u arabada giderken duyduğunuzda sesini sonuna kadar açıp camları da fora etmek gelmez mi içinizden?
1971’de ‘Electric Warrior’ yayınlanınca özellikle İngiltere’de pop yıldızı mertebesine yükselen Marc Bolan’ın başarı ve popülarite konusunda tek rakibi aynı zamanda dostu da olan David Bowie’ydi. Tabii Bowie bu başarıyı uzun yıllar sürdürmeyi başarırken Bolan 1976 yılında, otuzuncu doğumgününe 2 hafta kala geçirdiği trafik kazasında öldü. Bolan’ın ölümüyle ilgili- hemen hemen bütün rock yıldızlarının ölümlerinde ortaya atılan- uçuk iddia otomobilin koltuklarından birinde bulunan NME dergisiyle ilgiliydi. Rivayete göre derginin özellikle Bolan tarafından açık bırakıldığı ima edilen bir sayfasında The Who gitaristi Pete Townsend ile yapılmış bir röportaj ve başlıkta büyük harflerle grubun meşhur şarkısının sözleri olan ‘Hope I die before I get old’ okunuyordu. Bana kalırsa akıldışı ve fantezi ürünü olan bu iddia için olsa olsa skandal haberleri çok seven ve bunlardan beslenen tabloid basının bir numarası denebilir.
Ölümünden önceki birkaç yılda yaptığı televizyon programında yeni yeni filizlenmeye başlayan punk müziğine- Paul Weller’ın The Jam ve Bob Geldof’un grubu Boomtown Rats programın konukları arasındalardı- yer veren Bolan eskiyle yeni arasında bir köprü görevini görmüştü.
Bugün T Rex kitleleri peşinden sürüklemiyor olabilir ama hemen herkesin dilinde olan ‘kült’ tanımlamasına belki de en çok yakışan müzik gruplarından bir tanesi olarak yeni nesiller tarafından saygı görmeye devam ettiği kesin. Ne de olsa iyi müzik tüm çağlarda iyi müziktir ve dinlenilmeyi hak eder.

|
|
|
|
|
|
|
|