|
Pantha du Prince - Black Noise
Berlin doğumlu elektronik müzik prodüktörü ve DJ Hendrick Weber, üçüncü albümü Black Noise’u Rough Trade Records imzası altında Şubat 2010 da satışa çıkardı. Black Noise deprem, sel ve fırtına gibi doğal afet öncesi sessizliği temsil ediyor. Weber insanların algılayamadığı bu frekanstaki sesleri doğada yaptığı çeşitli kayıtlar, yöresel enstrümanlar, sentetik sesler ve sade bir bassline ile uyumlamaya çalışıyor. Açıkladığı üzere sanat & doğa ve folk müzik & techno arasında bir denge kurmaya çalışmış albümünde – çok başarılı.
Weber, iki arkadaşıyla beraber Isvicre Alplerinde doğa seslerini kaydederek ise koyulmuş. Kaldıkları ev bir vadinin yamacından toprak kayması ile yerle bir olan ufak bir köyün enkazına tepeden bakıyormuş. Keyifsiz bir manzara olsa da kesinlikle ilham verici olmuş albüm için.
Albümün folk kısmı ise köy yaşamından kaydedilmiş kapı vurması, çanak çömlek sesleri, çınlama, köpek havlaması gibi kayıtlar ve yöresel enstrümanların kullanımından dolayı. Kettledrums (orkestra perküsyonu olarak biliniyor) ve marimba (xylophone benzeri Afrika ve Güney Amerika halkının çalgısı) ağırlıklı olarak duyuluyor.
Albüm baştan sona gizemli, psikedelik ve yer yer melankolik denebilir. Lay in a Shimmer şehir gürültüsü ve motor sesleri ile başlayıp korkunç yorucu ve tüketen bir yerden daha sade, saf ve huzurlu bir diyara geçişi temsil ediyor (bence). Favorim, the Splendour, oldukça çekici bir bassline üzerine gelişi güzel kaydedilmiş marimba, zil ve çeşitli manyetik seslerden oluşuyor. Tyler Pope (LCD Soundsystem) bass ile eşlik ediyor. Stick to My Side daki zil sesleri bana su üzerinden gözüme yansıyan güneş ışınlarını anımsatıyor. Noah Lennox (Animal Collective) vokali ile şarkı çok tatlı olsa da, insan sesi albümün temasına çok uygun değil diye düşünüyorum. A Nomads Retreat’de karanlık bir bassline hakim, kesinlikle gece kalabalık bir mekanda dinlenmeli. Satellite Snyper’in ikinci yarısında sanki the Knife tadında melodiler kulağıma çalınır gibi oldu. Bohemian Forest 7.5 dakikalık bir deney kıvamında ve marimba girişleri sayesinde albümün en neşeli şarkısı olmuş. Welt am Dracht, Im Bahn ve Es Schneit ise synth seslerinin uzunca kullanılmasından shoegaze havası var...
Alışılageldik technonun dinamik beatlerini taşıyor olsa da Black Noise’un farkı yumuşak audio elementleri sayesinde albümün gündüz gözü de uzun uzun dinlenilebilir olması.. Insan kulağının duymadığı sesleri hayal etmeyi istemek bile Hendrick Weber’in orjinalliğinin bir göstergesi, geri kalanı da hayal gücünün ve yeteneğinin eseri. Minimal techno dinlemeyenlerin de bunu yakalayacağını düşünüyorum. 7 Mayıs Cuma Babylon...

|
|
|
|
|
|
|
|