Broken Bells – Broken Bells
2004 Roskilde Festival'da tanışarak bir anlamda temellerini attıkları Broken Bells ile The Shins'den James Mercer, ve en çok Gnarls Barkley ile adı duyulan Danger Mouse, ilk albümlerinde, kulağa bugüne kadar tüm yaptıkları işlerinden farklı gelen şarkılarla hitap etmeyi başarıyorlar. Ama bunu 'başarmak' için üzerinde çok ince düşünmedikleri kesin.
Personel bütçesinden kısmayıp, bolca müzisyeni konuk ettikleri albümde analog drum machine'lerden vazgeçmedikleri "Your Head Is On Fire", ve bu parçadaki neredeyse 'New Romantics' dedirten synth'ler, "3 deyince çalıyoruz dude" mantığından uzaklaşılıp her bir enstrümanın tadının çıkartılması için, gitarlar ve yaylı enstrümanlara yumuşak yatak görevi gören güzellikler. Beck ve Black Keys gibi isimlerle önceleri çalışan Danger Mouse arada bir önceki işlerine selam etmekten de çekinmiyor! Özellikle Beck/Gorillaz sentezi gibi duran "The Ghost Inside" ve kafayı bulmak üzerine yazılı "Vaporize" albümü saf indie rock tarzından kurtaran leziz hip hop elementlerine sahip.
Fakat albümün ikinci yarısında gösteriş, yerini ne yapacağını bilememezliğe bırakıyor. Kendini tekrar eden davullar üzerine eklenmiş yaylı ve üflemeli çalgılarla 'drum machine chamber pop' adlı daha önce hiç duymadığım ve sizin de muhtemelen duymadığınız bi tarza doğru garip bir geçişin varlığından olsa gerek, "Mongrel Heart" ve "The Mall and The Misery", fena parçalar olmamasına rağmen, albüm kapanışı için epeyce sönük kalan, dolayisiyla hayal kirikligina uğratan parçalar.
Yine de, bir ilk albüm olarak ele alınırsa "Broken Bells" hayal kırıklığına uğratmıyor. Müzisyenlerin ne kadar profesyonel olurlarsa olsun, kaliteli işler çıkarmak için bolca zaman harcayıp beraber çalmaları gerektiği kesin. İster James Mercer olsun, ister Keith Moon (olabilirse tabi!). Ama sunu da eklemek yerinde olur ki, James Mercer ve Brian Burton işin içinde olunca hayal kırıklığına uğramamız da oldukça zor. Bu isimlerden ikinci bir albüm gelirse, "bir başyapıt neden çıkmasın ki ortaya", değil mi ama?

|