Tekkon kinkurîto / Tekkon Kinkreet
Çizgi filmlerin sadece çocukların eğlenmesi, izlerken büyüklerin iki nefes alıp rahat etmesi için yapılan prodüksiyonlar olmadığını anladığımda artık çocuk değildim. Nickelodeon’ın Türkiye’de yayına başlaması ve bu kanalda gösterilen “Rocko’nun Modern Yaşamı” ya da “Ren ve Stimpy” gibi çizgi diziler genel olarak animasyona bakış açımı değiştirdi. Kullanılan espriler çocukların anlayamayacağı kadar karmaşık (ya da sofistike deyip çocukları aşağılayalım); alt anlamlar içeren karakterler barındıran (ya da çocuklara genç yaşta sübliminal mesajlar vermeye çalışıyorlardı, ne de olsa ağaç yaşken eğilir); Disney’in yaratmış olduğu masallar ve güzellikler aleminden çok daha farklı bir dünyadan bahsediyordu. Çocuklarınızı ekrandan uzaklaştırınız gibi bir uyarı ile başlamasalar da, bu tarz çizgi filmlerin aslında hiç de onlara uygun olmadığını düşünmeye başlamıştım. Belki de çocukların anlamayacağı (ya da biz öyle zannediyoruz, aslında onlar başka bir gezegenden gelme küçük yaratıklar) esprilerin onları zedelemeyeceğini düşünüyorlardı; ya da fonda televizyonda gösterilen bir çizgi diziye acaba büyükler ne zaman dikkat edecek diye bir deney yapıyorlardı, bilemiyorum.
Japonlar, çizgi film endüstrisine giriş yaptıktan sonra seri üretim bir şekilde animasyonlar üretmeye başladılar. Her ne kadar o kocaman gözlü, uzun ince bacaklı hanım kızlarımız Disney’in “Bambi”sinden esinlenilmiş olsalar da, kendilerine has bir tarzları oldu. Hoş, gerçi daha sonra Amerikalılar da bu stil animasyonların tuttuğunu görmüş olacaklar, ilk başta onlardan çalınmış bir şeyi yeniden çalarak suyunun suyu işler çıkarmaya çalıştılar. Japon animasyoncu olsam bu duruma sinirlenirdim tabi; ama herhalde Japonlar filmlerdekinin aksine kin tutmuyorlar ki, kendilerini yenileyip bambaşka işlere imza atmaya başladılar. Studio 4°C de bu şirketlerden biri ve alıştığımız Japon animasyonlarından daha farklı bir şeylerle karşımıza çıkıyorlar.
“Tekkon Kinkreet”, Studio 4°C’nin 2006 yılında çıkardığı uzun metrajlı bir animasyon filmi. Bir çocuğun dilinin dönmeyeceği şekilde söylemesinden “betonarme” anlamına geliyor. Bir mimar olarak böyle bir isme sahip animasyonu izlemem herhalde kaçınılmazdı. Adının hakkını verircesine animasyonda inanılmaz bir arka plan görselliği göze çarpıyor. Şayet yeni bir HDTV aldıysanız denemek için “Tekkon Kinkreet”i öneriyorum. Eskiden alışageldiğimiz sabit fonlar “Tekkon Kinkreet”te yok. Yerini deli işi detaylı, inanılmaz renkli bir atmosfere bırakmış. Öyle ki, zaman zaman filmi durdurup sadece arka planı incelemek istiyorsunuz.
Konusuna gelince, başta da belirttiğim gibi, çizgi film olduğuna aldanıp çocuğunuza, 5 yaşındaki yeğeninize izlettirmek gibi bir hataya düşmeyin. Ana karakterleri Kuro ve Shiro (Siyah ve Beyaz, sembolizmi çözdük mü şimdiden?) isimlerinde iki çocuk olmasına rağmen “Tekkon Kinkreet”in çocuklar için yapılmış bir animasyon olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama diyorsanız ki “e bizim oğlan alışık vurduya kırdıya, bütün gün God of War oynuyor”, sonra çocuğum neden psikopat oldu diye yana yakıla terapist aramayın. Geleceğin seri katili çocuğunuzu bir yana bırakıp animasyonun konusuna dönecek olursak; Shiro ve Kuro iki yetim çocuklardır. Hayatta sadece birbirleri vardır ve yaşadıkları şehri kendi oyun alanları olarak görürler. Buraya kadar biraz Sezercik filmi bir senaryo gibi gözükse de, kadraja yakuzalar ve onların birbirleriyle olan anlaşmazlıkları girince film birden Yeşilçam olmaktan çıkıp Takashi Miike filmi havasına giriyor. Filmde artık “kör kör parmağım gözüne” bir sembolizmle siyah-beyaz/iyi-kötü dengesi ve birinin olmadığı bir durumda diğerinin de var olamayacağı belki de bir çocuğun bile anlayabileceği bir şekilde anlatılıyor. Japonların pek bir bayıldığı bol kanlı sahnelerin yanı sıra, değişik kamera açıları, aklınızı alan detaycılık filmi yemeyip de yanına yatılası, sarımsaklayıp da saklanası bir film haline getiriyor.
Disney’in masal dünyasından, ya da kolye çıkarıp robota dönüşen kızlardan sıkılıp farklı bir animasyon izleme arayışındaysanız “Tekkon Kinkreet”i gözüm kapalı öneririm. İlla bizim amca çocuğuna da izleteceğim diye tutturuyorsanız terapist masraflarını karşılamadığım gibi yolda karşıma çıktığı takdirde de şerit değiştiririm. Hiç elâlemin ruh hastası çocuğuyla uğraşamam.

|