NINE

9.

Guido Contini, elde edebileceği ve de istediği her şeye sahiptir. Şöhret, güzel kadınlar, İtalya, inanç, sigara, harika bir araba, doyumsuzluk... Liste uzayıp gider; fakat Guido Contini'nin bir de sorunu vardır bütün bu güzellikler yanında. “Italia” adını verdiği, basına göre iddialı bir ismi sahip olan son filmi için ilhama sahip değildir. Çünkü her şeyi alıp götürdüğünden, varoluşçu sinemanın yaygın olduğu '60'ların sonunda Guido da arayış içindedir.

8.

Güzeller güzeli Carla'yla tanışın. Kendisi Guido Contini'nin metresi. Contini'yi inançtan, ahlâktan bir anda uzaklaştıran bu güzeller güzeli ilham perisi Guido için her şeyi yapar, bacaklarını açıp pansiyon odasında beklemek de buna dahil. Vatikan'dan telefonunuz var Contini.

7.

Lilli, kendisi “Folies Bergere”nin güzel yıldızlarından. Tabii biz bu günlerine şahit olamadık maalesef. Açık sözlü, film yönetmeninin işini şiirsel bir dilde bize açıklayan bu güzel kadın Guido'nun sırdaşı ve filmlerinin kostüm tasarımcısı. Guido'nun, Lilli'den öğreneceği bir sürü şey olduğu kesin.

6.

Denizkızı Saraghina... Guido Contini, kendisiyle çok küçük yaşta tanıştı. Siz de Guido gibi Saraghina ile tanışırsanız size bir kadını mutlu etmenin yollarını ve aşkı anlatır; çünkü bunlar hali hazırda İtalyan erkeklerinin kanında bulunan iki şey, Saraghina'yı dinlediğinizde siz de dört dakikalığına İtalyan olursunuz ve şansınızı kaybetmeden belki siz de bir çiçek koparırsınız.

5.

Luisa Contini... Guido Contini'nin güzeller güzeli eşi ve de gizli cevheri. Kendisi, ne kadar özel biri olduğunu düşünüyor Contini'nin bakış açısı sayesinde; fakat sonra kendinin bu bakış açısının ne kadar yanlış olduğunu keşfediyor ve elindeki her şeyi tüketiyor.

4.

Wayfarer gözlükler, siyah-beyaz görüntüler ve Guido Contini'nin son film çalışması “Italia”. Çıtıpıtı gözüken Vogue yazarı Stephanie'nin hayatta en sevdiği şeyler bunlar. İçinde femme-fatale saklı, Contini keşfe çıkacak mı bu femme-fatale ruhla acaba?

3.

Rüyaların en güzeli karşınızda: Mamma. Guido'nun güzeller güzeli annesi, yönetmeni her şeyden ve herkesten uzaklaştıran, düşlerinin olmasını sağlayan tek kişi; aynı zamanda hikâyenin de küçük sürprizi.

2.

Guido Contini'nin ilham perisi, filmlerinin başrol oyuncusu ve kardinalin bile inancına istisna getiren güzelleri güzeli Claudia. Eğer elinizde iyi bir senaryo varsa kendisine bir kürk ve öpücükle sunabilirsiniz.

1.

Daniel Day-Lewis (Guido Contini), Penelope Cruz (Carla), Judi Dench (Lilli), Fergie (Saraghina), Marion Cotillard (Luisa Contini), Kate Hudson (Stephanie), Sophia Loren (Mamma) ve Nicole Kidman (Claudia). Bu isimler, kalabalık bir ekip, enfes panoramik görüntüsüyle Amalfi sahili, parıltılı bir dünya, Andrea Guerra ve Maury Yeston imzalı müzikler ve de Rob Marshall, hepimizi “Nine” ile selamlıyor. “Chicago”dan sonra müzikali ne kadar sevdiğini ve bu konuda da başarılı olduğunu gösteren Rob Marshall, ünlü yönetmen Federico Fellini'nin “8 1/2” adlı filminin uyarlaması, Tony ödüllü müzikal “Nine”ı beyazperdeye aktarmış. Filmde, ünlü İtalyan yönetmen Guido Contini'nin film yapma konusunda sıkıntıya girdiği dönemi ve bu dönemde yanında olan güzeller güzeli kadınları izliyoruz. “Nine” gösterime girmeden önce 2010 senesinin en iddialı filmi olarak nitelendiriliyordu; fakat Amerika'da gösterime girdikten ve de Altın Küre Ödülleri adayları (ve de kazananları) açıklandıktan sonra büyük bir hayal kırıklığı yaşattı. Bütün bunları göz önünde bulundurarak geçtiğimiz günlerde, filmi izleme şansı buldum sinemada. Film bittikten sonra tek düşündüğüm; “Bu film nasıl beğenilmez? İnsanın nutku tutuluyor izlerken”. Film, olay ile karakter hikâyelerini aynı kurguda başarıyla eritmiş bir film. Rob Marshall, film için seçilebilecek en iyi oyuncuları bir araya getirmiş. Hoş, belki Fergie yerine Emmanuelle Seigner olmalıydı; fakat kendisi Saraghina rolünde sesinin ne kadar harika olduğunu kanıtlıyor filmde.

“Nine”, oyuncuların teker teker Guido Contini karakterinin hayal sahnesinde kendilerini göstermeleriyle başlıyor. Sonrasında karakterleri daha fazla tanımaya başlıyoruz, hepsi kendi sıraları geldiğinde sahneye çıkıyorlar ve Contini'nin hayal ettiği formlarda vücutları, mimikleri, düşünceleri şekil alıyor ve müzikal bir hâle bürünüyor. Filmin böyle bir kurguya sahip olması “sinematografik” bir anlatımdan ziyade “teatral” bir anlatım yüklüyor “Nine”a. Oyuncuların, sıraları geldiğinde çıkması, filmin geçtiği dönemlerdeki “varoluşçu” sinemaya ters düşüyor tamamen. Bu bakımdan da “Nine”ın, anlattığı dönemle kendisi arasında bir ironi oluşuyor. Oyuncuların “jübile”lerini yapıyormuş edasıyla arz-ı endam ettiği filmin başarılı olmasında oyunculardan sonraki en önemli özellik Maury Yeston ve Andrea Guerra imzalı müzikler. Ferzan Özpetek filmlerinin müziklerinden tanıdığımız Andrea Guerra, müziklere İtalyan havası verirken, Maury Yeston da modern bir hava katıyor. Fergie'nin seslendirdiği “Be Italian”, Kate Hudson'ın seslendirdiği “Cinema Italiano” ve Marion Cotillard'ın seslendirdiği “Take It All”, filmin en iyi şarkılarından ve aynı zamanda filmin en iyi sahnelerinden.

Set dekorasyonunda Gordon Sim, kostüm dizaynında ise Colleen Atwood, dönemi ve sinema dünyasını yansıtan; ama bir yandan da filmin vizyona girdiği bu yüzyılın post-modernliğini de hesaba katarak harika bir iş çıkarmışlar. “Chicago” ile “Memoirs of a Geisha” filmlerindeki kostüm dizaynlarıyla Oscar ödülü alan Atwood, kadınların femme-fatale çizgisini ve Guido Contini'nin de kendine has duruşunu başarılı bir şekilde betimlemiş. “İtalya” şehrinin “kadın” olarak betimlendiği filmde kadın karakterlerinin de “İtalya”dan geri kalır yanı olmadığını göstermek için kırmızı, siyah ve beyaz tonları transparan kıyafetlerle buluşmuş. Filmin set dekorasyonunda imzası bulunan Gordon Sim de Atwood gibi “Chicago” filmiyle en iyi Oscar ödülünü aldı. Sim, birkaç sahne dışında “film çekimi” sahnesinin olmadığı filmde oyuncuların en rahat şekilde dans edebilmeleri ve her santimetrekareyi rahat bir şekilde kullanabilmeleri için geniş bir tiyatro sahnesi yaratmış. Guido Contini'nin bizim tam da bilmediğimiz, sadece bir dönemine tanık olduğumuz inişli çıkışlı yaşamını betimlemek için filmde yüksek ve kademeli platformlar kurulmuş.

“Nine”ın başta da bahsettiğim en önemli ve izleyiciyi sinemaya çekecek ilk özelliğine geldiğimizde olağanüstü oyuncu kadrosunu görüyoruz. Daniel Day-Lewis'in filmografisindeki filmlerin çoğunu hala izleyememiş biri olarak (özellikle de “My Left Foot”u hala izleyemediğim için utanıyorum.) oyuncunun “Gangs of New York”taki performansına hayran kalmıştım. Lewis, bu filmde Guido Contini rolüyle adeta bütünleşmiş bir halde. Daniel Day-Lewis'in yanında Penelope Cruz, Carla rolüyle “Vicky Cristina Barcelona”daki sorunlu eski eş rolüyle sergilediği performansa yakın bir performans sergiliyor ve özellikle dans sahnelerinde izleyeni tek kelimeyle büyülüyor (Erkekler bu sahneleri izlerken muhtemelen salonda yığılıp kalacaklar.). Marion Cotillard için yorum yapmama pek de gerek yok. Kötü bir performans sergilese de subjektif davranıp “harika” olarak nitelendireceğim; ama “Nine”da gerçekten de çok iyi bir performans sahneliyor. Luisa Contini karakterindeki naif ruh ile femme-fatale'i aynı vücutta ve ruhta bütünleştirmiş adeta. “Take It All” şarkısını söylediği sahne de birçok oyuncunun zorlanabileceği bir sahne bana göre; fakat altından başarıyla kalkmış kendisi. Kate Hudson, bu filmle biraz da olsa “Almost Famous” günlerine dönmüş, umarım bu filmdeki hoş seyirliğinden sonra tekrar Owen Wilson ya da Vince Vaughn'lu filmlere geri dönmez. Judi Dench... Lilli karakteri için yazılan esprili replikleri o kadar doğal ve içten gelerek söylüyor ki; sanki kendisine herhangi bir replik verilmemiş ve kendi düşüncelerini söylüyor gibi gözüküyor. Fergie'nin tek bir sahnesi var, onda da zaten hiçbir replik yok. Bu anlamda kendisinin “oyunculuk” performansıyla ilgili herhangi bir şey söylemek güç. Kameranın yan profilden yaptığı çekimlerde filmden ziyade video klibinde oynuyormuş gibi gözükmesi biraz itici olsa da sesinin ve dans performansının hakkını yememek lazım. Nicole Kidman'ın rolü “8 1/2” filminde kilit bir rol olsa da, “Nine” filminde oyuncu sönük ve de basit bir performans sergiliyor. Ve son olarak Sophia Loren... Mü-kem-mel!

26 Şubat'ta sinema salonlarında çanlar çalmaya başladı ve Guido Contini ile ilham perileri Türkiye sinemalarında yerlerini aldılar. Siz de koltuklardan birine kurulun ve iki saatliğine bu harika hayal dünyasında beden bulun kendinize ve bir süreliğine Contini'nin filminde “İtalyan” olun!





 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010