Glee: The Music, Volume 1 & 2

“Glee” ilk başladığında popülaritesinin bu noktalara varacağını yapımcıların bile öngörebildiğini sanmıyorum. Dizinin reytinglerinin iyi olması ve çok olumlu eleştiriler almasının yanı sıra dizinin iptal edilme ihtimalini bertaraf eden başka bir durum var, o da her bölümde çalınıp söylenen şarkıların iTunes’ta satış rekorları kırması. Pilot bölümde dinlediğimiz Journey’nin “Don’t Stop Believin” cover’ı internet ortamında 500.000’den fazla satış yaparak ödül bile aldı. Yapımcılar reytingleri, reklam gelirlerini falan geçin sadece single ve albüm satışlarından bile bir hayli kazandılar. Şahsen dizinin öyküsü çok berbat veya sıkıcı bir noktaya yönelse bile sırf müzik ve koreografileri için bile bu diziyi izlemeye devam ederim. Single olarak tüm şarkılar internet ortamında yayınlanmalarına rağmen Kasım ve Aralık aylarında Vol. 1 ve 2 olmak üzere dizide kullanılan şarkıların hepsinin toplandığı iki albüm satışa çıktı.

Dizinin yaratıcısı Ryan Murphy’nin anlattığı kadarıyla süreç şöyle işliyormuş; her bölüm belli bir tema belirlemesinin ardından önce oturup hikâyeyi yazıyormuş, sonrasında ise hikâyeye uyum sağlayacak şarkılar düşünmeye ve öyküye entegre etmeye başlıyormuş. Söylediğine göre, coverlanacak şarkıların haklarını istediği hiç kimseden şimdiye kadar ret cevabı almamış, dahası sanatçılar ya kendileri hakları vermişler karşılık beklemeden ya da çok cüzi rakamlar ödenmiş. Bu da dizinin tonunun ne kadar sevildiğini ve genç yeteneklerin yaptıkları cover’ların ne kadar beğenildiğini gösteriyor. İlk sezonun geri kalan bölümlerin bir tanesinde, diziyi çok beğenip tüm şarkılarının haklarını veren Madonna’nın şarkılarından oluşan bir bölüm izleme şansımız olacak (Lea Michele’den bir “Like a Virgin” cover’ı istiyorum, nolur ama nolur!).

Vol.1’ın ilk şarkısı tabii ki dizinin ilk bölümünde yeni yeni bir ekip haline gelmeyi başarmış genç arkadaşların söylediği ve Journey’nin efsane şarkısını yıllar sonra gündeme taşıyan, muhtemelen bundan sonra da unutturmayacak olan “Don’t Stop Believin’”. Bundan yola çıkarak “Glee”nin yaptığı coverlarla ilgili şunu söylemek mümkün; genel olarak birebir orijinal şarkının aynısını yapmamaya çalışıyorlar. Biraz daha dizinin tonuna, karakterlerin yapısına göre şekillendirmeye çalışıyorlar şarkıları. Journey’nin şarkısı da o 80’ler havasından çıkıp tam bir genç işine dönüştürülmüş. Beğenmeyenler de oldu elbette; ama iyi bir başlangıç yaptıklarını düşünüyorum bu şarkıyla. Aynı bölümde ekibimizin rakipleri Vocal Adrenaline (dehşet bir ekip!) tarafından seslendirilen Amy Winehouse cover’ı “Rehab” bence çıkardıkları en iyi işlerden biri. Gerek koreografi gerek düzenlemesiyle şahane bir çalışma.

İlk albümde kendine yer bulan şarkılar arasında Kanye West versiyonundan daha iyi olduğunu düşündüğüm “Gold Digger” (Amber Riley’in aklımızı alan girişiyle), Jazmine Sullivan’ın Kurt-Mercedes ikilisi arasındaki “garip” yakınlaşmanın temasına uygun olarak coverlanan şarkısı “Bust Your Windows”, ekibimizin en iyi koreografisi içinde sunulan bir Queen klasiği “Somebody to Love” gibi şarkılar var. Kristin Chenoweth’in konuk olduğu bölümde söylediği şarkıları pek beğenmedim. Daha doğrusu iyi coverlanmış olsalar da bana pek hitap etmedikleri için ilk albümdeki en zayıf halkalar olarak yaftalamakta sakınca görmüyorum. Benim en sevdiğim iki şarkı ise, performanslarındaki içtenliğin de etkisinden olsa gerek, Artie’nin Billy Idol cover’ı “Dancing with Myself” ve Puck’ın ilk solo çalışması Neil Diamond’ın “Sweet Caroline”. Özellikle “Sweet Caroline” o kadar başarılı ki, Neil Diamond bile Twitter sayfasında “kim bu çocuk?! Harika! Harika!” şeklinde şeyler yazdı. “Dancing with Myself” ise Billy Idol’ın son derece eğlenceli olan şarkısının aslında hüzünlü bir hale bürünebileceğini göstermesi açısından benim favorilerimden. Bunu şarkıyı karamsar bir havaya soktuklarını düşündüğümden söylemiyorum; ama Artie’nin hüzün taşıyan hikâyesine çok iyi arka fon oluşturmuş bence.

İki albüme de uzun versiyonları konulmayan iki şarkı içimde uktedir. Belirtmeden geçemeyeceğim. Quinn ve ponpon kız ekibinin Aretha Franklin cover’ı “Say a Little Prayer” kesinlikle uzun bir versiyonu hak eden bir seslendirmeydi. Aynı şekilde Finn-Rachel ikilisinin garip bir John Travolta-Olivia Newton kasırgası estirdikleri Grease coverını da görsek fena olmazdı; ama sanırım telif haklarıyla ilgili bir durum söz konusu.
Vol.2 ise daha az sevdiğim şarkıları barındırıyor; fakat müzikal anlamda en sağlam işler de bu albümde toplanmış. Jennifer Hudson’ın “Dreamgirls”ün soundtrack’inde seslendirdiği Jennifer Holiday şarkısı “And I Am Telling You I'm Not Going” şarkısı çok üstün bir yetenek, teknik ve gırtlak gerektiren zorlayıcı bir şarkı ve ben Hudson’ın altından çok başarıyla kalktığını düşünmüyordum; ancak Amber Riley’nin seslendirdiği versiyon, Holiday’i bile aşıyor bana kalırsa. İnanılmaz bir gövde gösterisi yapıyor bize Riley. Rolü boşuna almadığının bir göstergesi gibi adeta. İkinci en sağlam şarkı da Lea Michele’den geliyor. Lea’yı görmeden önce Barbra Streisand’ın “Funny Girl” filminde söylediği “Don't Rain On My Parade”i duymamıştım. Daha sonra Streisand’ın performansını açıp izlediğimde o kadar yavan ve düz geldi ki, Michele’in önünde eğilip ayaklarına kapanmak istedim. Bir cover olmaktan çıkarıp ruhu olan, enerjik bir şarkı haline getirmiş Lea, Streisand’ın monotonik bir tonda söylediği versiyonunun aksine.

Genel anlamda iki albümü de başarılı yapan, dediğim gibi şarkıları birebir alıp coverlamaya yanaşmamaları, dahası orijinalinden iyi söylemek de çok sık yaptıkları bir şey. John Lennon’ın “Imagine”ı daha başarılı bir cover olmasa da hikâyede söylendiği nokta açısından çok mana taşıyor kendi içinde. Ne yazık ki dizi içindeki versiyon albüme alınmamış. Bunun dışında Charlie Chaplin’in “Smile”ı gibi bir nevi saygı duruşunda bulundukları şarkıların bu albümde yer alması, ilkinden daha başarılı yapıyor ikinci albümü; her ne kadar ben ilkindeki şarkıları daha çok sevsem de.

Bunlara rağmen bir iki eleştireceğim nokta var. Bazen şarkıları coverlarken popüler olanlardan da bir şeyler alalım derdine düşüyorlar ve çıkan işler pek samimi olmuyor. Özellikle Kelly Clarkson’ın son albümünde “My Life Would Suck Without You”, dizi içinde konumlandırıldığı yer itibariyle iyi olsa da fazla da iyi bir çalışma olmamış. Çok aceleye gelmiş. Matthew Morrisson’ın “Thong Song” cover’ı ise çok başarısız olmasının yanı sıra bulunduğu sahne de tam bir komediydi. Jennifer Paige’in “Crush” şarkısınınsa ne hikmet coverlandığını anlayan varsa beri gelsin. Rihanna’nın ortalama şarkısı “Take a Bow”da şarkıya bambaşka bir hava veren Michele’in hiçbir çaba göstermeden “Crush”ı aynı tonda seslendirmesi de “şarkı olsun, çamurdan olsun” gibi bir havayla yapılmış izlenimi bırakıyor. Emma’nın söylediği Julie Andrews’un “Mary Poppins” müzikalinden alınan “I Could Have Danced All Night” ise ikinci albüme alınmayarak prodüktörlerin yüz karası olarak sırıtıyor (ayıp çocuğum, niye koymuyorsunuz kızcağızın güzel şarkısını?).

Dizinin geri kalan kısmında, Murphy bölüm başına daha çok şarkı düşeceğinin müjdesini verdi. İkinci bir müjde de “Glee”de yavaş yavaş orijinal şarkılara da yer verilmeye başlanacak olması. Bunun için country şarkıcısı Diane Warren, iki tane orijinal şarkı yazmış bile. Coverlara bel bağlamış ekibimizin orijinal şarkılarının nasıl olacağı merak konusu. Diziyi sevenler için zaten iki albüm de birer satın alınma sebebi. Türkiye’de çıkıp çıkmadığından emin değilim (zira dizi bile yeni başladı bizde) ama belli mecralarda iki albüme de ulaşmanız mümkün.         

 




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010