Cold Souls - Dondurulmuş Ruhlar

Ruhlardan birini arıyorum. 532 numarayı.

Ruhların bedenden çıkartılıp küçük kavanozlara koyulduğu ve geriye kalan %5’lik dilimle hayatını eskisinden daha rahat sürdüreceğine inanan insanların yaşadığı bir zamandayız. “Cold Souls”un yönetmeni Sophie Barthes, izleyicisinin kafasında ilk önce bu düşünceyi yankılatıyor. Absürd bir fikirle yola çıkan Barthes’in filminde ünlü aktör Paul Giamatti’yi, New York’lu bir aktör olan Paul Giamatti’yi canlandırırken izliyoruz. Daha başlamadan ufak detaylarla seyircisine farklı bir şeyler izleyeceğinin sinyalini veriyor film.

Paul, Çehov'un “Vanya Dayı” adlı oyununda yer alacaktır. Oyuna yeni bir soluk getirmesi beklendiği için, “Vanya Dayı”nın yeniden yorumunu yapmak konusunda oldukça endişelidir. Stresten hiçbir iş yapamayan Paul, New Yorker'da çıkan bir haberle yeni bir yol bulduğunu düşünür. Makalede bahsedilen insan ruhunu dondurup acılara son veren ileri teknoloji sahibi bu şirkete başvurmayı kafasına koyar. İçinde bulunduğu durumu bu şekilde alt etmeyi deneyecektir. Ama şirketin yaptığı uygulama Paul'ü bambaşka bir soruna doğru sürükler.

Aslında her şey Paul Giamatti’nin kariyerindeki başarısını koruma korkusuyla başlıyor. İstediği başarıyı elde etmiş bir adamın, o aşamada isteyebileceği en iyi oyunla karşılaşması ve bu karşılaşmayı endişeleri yüzünden kaldıramamasını izliyoruz başlangıç olarak. Bu stres bir zaman sonra o kadar büyüyor ki, ilişkilerine de zarar veriyor. Daha huysuz, daha tembel ve daha savurgan bir adama dönüşüyor karakterimiz. Bu noktada da yapılacak en iyi işi “ruhunu dondurmak” olarak görüyor. O noktadaki çaresizliğini, dondurma işlemini bir an önce yapıp o binadan koşarak çıkmak istemesiyle anlıyoruz. Ve Sophie Barthes bu noktada bizleri, aslında yaşamlarımızda hissettiğimiz en çaresiz anlarımızda başka zaman olsa inanmayacağımız; ama o an bir şekilde inanıp bir an önce her şeyin son bulmasını dilediğimiz, koşarak uzaklaşmak isteğimiz anlarımızla yüzleştiriyor. Ve bununla da kalmayıp, ruhların karaborsasını anlatarak bir başka konuya da değiniyor. Filmdeki en ilgi çekici ayrıntılardan biri de bu aslında: Ruh karaborsası. Dünya öyle bir hâle gelmiş ki, insanlar çaresizliklerinden ruhlarını donduruyorlar ve her zamanki gibi bu durumdan nemalanan insanlar var. Ruhlarını para karşılığında satan ve yaşamını sürdürmek için buna ihtiyacı olan kesim bir yanda dururken, hayatındaki stresten biraz olsun uzaklaşıp gece rahatça uyumak isteyen ve bunun için ruhunu donduran bir kesim de diğer tarafta duruyor. Bu iki kesimin tam ortasında ise Rusya’da bir ruh karaborsası… Bu borsanın başındakiler ilk başta bir uyuşturucu mafyasını anımsatıyorlar seyircisine. Tıpkı onların da olduğu gibi, güvenlik önlemlerinden kolayca geçebilmek için ruh taşıyıcıları var. Kendi ruhunu bir kavanoza koyup ulaştırılacak ruhun içine girmesine izin veren ve bu işlemin her tekrarlanışında kendi ruhundan ve hayatından biraz daha kopan taşıyıcıları da izliyoruz filmde. Ardından da ruh taşıyan ve ruh donduran insanların hayatlarının bir şekilde kesişmesine tanık oluyoruz.

Filmde Paul Giamatti’nin şahane performansının yanı sıra, “Breaking the Waves” filmindeki rolüyle hafızalarımıza kazınan Emily Watson ve “Six Feet Under”dan tanıdığımız Lauren Ambrose’un başarılı performanslarını da izliyoruz. Enteresan bir fikirden yola çıkıp güzel bir absürd komedi oluşturulan “Cold Souls”da, zaman zaman konu dağılsa da son zamanlarda yapılmış en ilginç ve çarpıcı filmlerden biri. Ve bu tarz filmlerin seyircisinin de kaçırmadan izlemesi gereken bir yapım.




 

Anasayfa | Ajanda | İletişim | Künye | Arşiv
Müzik | Sinema | Moda | Güncel Sanat | Etkinlik
Sitemiz minimum 1024*768 çözünürlükte görüntülenmek üzere tasarlanmıştır.
Reset! Magazine © 2007 - 2010