|
Rough Trade East
Londra'nın en çok sevdiğim plak dükkânı olan Rough Trade 1976 yılında ilk olarak Notting Hill Portobello'da açılmış. Daha sonra 70’lerde punk akımına ev sahipliği yapmış olduğu söylenilen bir şubeyi de Covent Garden'da açmışlar (Soho yakınları). Sanıyorum ki genç sanatçılar ve müzisyenlerin sosyalleştiği mekânları takip ederek yıllar geçtikçe şehrin doğusuna doğru ilerlemişler ve 2000’lerin en aktiviteli ve kalabalık şubesi olan Rough Trade East'i Brick Lane’de açmışlar. The Smiths, Jarvis Cocker, The Strokes, Babyshambles gibi isimlerle sözleşme imzalayan Rough Trade Records, daha sonra Rough Trade Store ile
yollarını ayırmasa da yönetimlerini ayırdı.
Rough Trade East, muhteşem kokteyl barlar, sıra sıra Hint/Bangladeş lokantaları, vintage kıyafet dükkanları, hafta sonu kurulan pazarlar, ikinci el bisikletçiler, kocaman bira fabrikaları, sokak hamburgercileri, 24/7 marketler ve lokal DJ’lerin çaldığı süper kulüpler gibi en alakasız müesseselerin yan yana olduğu çok renkli bir yerde kurulmuş. Eskiden Stella Artois fabrikası olan yüksek tavanlı, ferah ve depo havasındaki bir yeri satın almışlar zaten.. Duvarlar artistlerin sevgi sözcükleri ve imzalarıyla dolmuş; Vampire Weekend, White Lies bunlardan birkaçı. Yılın en çok satan 10 albümünün posterleri, ayrıca Rough Trade'de çalışanların favori listesi panolara asılmış. Ayrı bir duvarda 'gitar dersi verilir', 'post punk grubuyuz basçı arıyoruz', ‘kiralık daire’, 'myspace’ime bakın, müziğimi dinleyin' ilanları ile dolu. London Timeout, Spin Magazine, ArtRocker, Mojo dergileri üst üste. NME gibi 'fazla ticari' dergiler bulundurmuyorlar. Gece kulüpleri bakmayı bilen için etkinlik reklam posterleri ve listingler diz seviyesinde asılmış : 'DFA Records presents : Horse Meat Disco at Cargo', 'February Matter listings'. Neden diz seviyesi acaba anlayamadım. Neyse :)

Fonda tabi ki British indie, pop, folk, alternative, new wave çalıyor. Sıra sıra CDler dizilmiş genre’ya gore ayırılmış, belki 15-20 tane sıra var. CDlerin üzerinde bir etiket: Rough Trade logosu, fiyat, grup adı, albüm adı, genre, grup hakkında ufak bir intro ve sevilen şarkılarını özetleyerek gerekli bir tanıtım yapıyor. Her sıra başındaki kolona 2 CD çalar koymuşlar yeni çıkan albümleri dinleme imkanı sağlıyor. Önce okuyalım, sonra dinleyelim, sonra mümkünse download etmeyip satın alalım diye. Ben hala CD satın alanlardanım.
Ikinci olarak, Rough Trade East albüm çıkaran gruplara ilk promo konserlerini verme imkanı sağlıyor. Genel basına duyurulmayan ve sadece internet sitesi bülteninde yayınlanan iki satır ile bizler, belirli günlerde grubun CDsini satın alıyoruz, CDnin yanında promo konser için bir bileklik veriyorlar. Konser günü, kapanış saatinden sonraki 1 saat içerisinde bütün CD rafları yan kısma itiliyor, sahne ve ses sistemi kuruluyor, kameralar hazırlanıyor, sahne arkasında müzisyenler ağırlanıyor, kapıda güvenlik ve akabinde yandaki barın girişini kapatacak şekilde bir izleyici kuyruğu oluşuyor. Herkes saat 7yi bekliyor, biraz karaborsa dönüyor, kuyruk atlayanlar beliriyor ve herkes kendi çapında vakit geçiriyor. 2 Şubat 2010 Hot Chip – One Life Stand mini konseri öncesi, dışarıdaki soğuktan dolayı mümkün oldukça önlere kaynamaya çalışıyoruz. Fark edilince ise 'bugün çok kötü bir gün geçirdim, bizi görmezden gelin, çok sağ olun' diyorum. Ne bizim keyfimizi ne kendi keyiflerini bozuyorlar ve aynen muhabbetlerine devam ediyorlar. 1 aldık 1 verelim bari diyerek biletsiz içeri girmeye çalışan bir öğrenciye fazla biletimizi hediye ediyoruz, o da bize anasonlu kurabiye ikram ediyor (ne de gereksiz bir emek olmuş o anasonlu kurabiye dediğin ama canı sağ olsun).
Bir şey atlamadıysam son olarak da dükkânın girişinde alkolsüz içecek, fair trade kahve ve kek satan bölümden bahsetmek istiyorum. Barın etrafına da birkaç koltuk koymuşlar, gerçekten çok davetkâr bir atmosfer. Koltuklarda laptoplarıyla oynayan insanlar, dergi okuyanlar, kahve içenler var. Yalnız gel, kalabalık gel, ister müziğe, ister çaya kahveye gel fark etmez diyorlar adeta. Mevlana’nın müzikal açılımı bu olsa gerek.
Rough Trade East güzel vakit geçirmek, araştırma ve keşif yapmak için öğle aralarında sıkça gittiğim, çok sevdiğim ve tavsiye ettiğim bir yer. Bu yazı İstanbul’daki mekan kıtlığına ve müzik tüketimine yenilik getirmek isteyenlere gelsin.

|
|
|
|
|
|
|
|